BUNCA SİYASİ AHLAKSIZLIK YETTİ ARTIK...

~ 01.10.2026, Av. İ. Güneş GÜRSELER ~

Uzunca bir süredir toplumumuzda genel bir yozlaşma yaşıyoruz. Hemen her gün her alanda “bu kadarı da olmaz” dedirten ahlaksızlık örnekleri ile sarsılıyoruz.

 

Yerel yönetimlerden kamu kurumlarına ve de parlamentoya, kadar utandığımız ibretlik ahlaksızlıklar sorunun doğrudan toplumsal ve de bireysel ahlak sorunu olduğunu, sadece dini kuralların insanı ahlaklı kılmada yetersiz kaldığı gibi yasaların da tek başına ideal sonucu sağlayamadığını gösteriyor.

 

Utandıran örneklerin her düzeydeki siyasiler tarafından sıkça sergilenmesi de ülkeye, devlete, rejime duyulması gereken güveni yerle bir ediyor. Toplumda genel olarak benimsenmiş olan; “herkes yapıyor ve yaptığı da yanına kalıyor”, “kimsenin ceza aldığı yok”, “bal tutan parmağını yalar”, “çalıyor ama çalışıyor”, “partinin üyesiyim karşılığını almalıyım” anlayışını pekiştiriyor.

 

Kendi kişisel çıkarı için kapı kapı gezen, daldan dala konan, içine girdiği kabın şeklini alanlar da bütün yüzsüzlükleri ile ortada dolaşıyor.

 

Oysa bu anlayışta olanların hoş görülmemesi, seçmenin oy vermemesi gerekir. Ancak içinde tutsak edildiğimiz sistem, kendi istediğimizi değil bize dayatılanı seçtiriyor. Biz de değişmesi için kılımızı kıpırdatmıyoruz, ahlaksızlıklar karşısında sadece hayıflanıyoruz.

 

Siyasetin sadece ve sadece topluma hizmet yeri olduğunu artık anlamalıyız.

 

Bu hizmeti yapmaya talip olanlara da biriktirdiği fikri ve maddi varlığa güvenerek, bunları da harcamayı göze alarak ortaya çıkması gerektiğini, bu hizmetin zenginleşme yeri olmadığını, özveri yeri olduğunu içselleştirerek çalışmaları gerektiğini kabul ettirmeliyiz.

 

Siyasettekilere ve siyasete girmeyi düşünenlere benim önerim:

 

Büyük Atatürk’ün henüz daha 33 yaşında Binbaşı Mustafa Kemal iken 1914 yılı Ocak ayında ve imparatorluk savaşların içindeyken, Sofya’dan Corinne Lütfü’ye yazdığı mektupta açıkladığı hedeflerini, benimsediği idealini ve bunlara ulaşmak için yaptıklarını unutmamalarıdır:

“Benim ihtiraslarım var, hem de pek büyükleri, fakat bu ihtiraslar, yüksek mevkiler işgal etmek veya büyük paralar elde etmek gibi maddi emellerin

tatminine taalluk etmiyor. Ben bu ihtiraslarımın gerçekleşmesini vatanıma büyük faydaları dokunacak, bana da liyakatle ifa edilmiş bir vazifenin canlı iç rahatlığını verecek büyük bir fikrin başarısında arıyorum. Bütün hayatımın prensibi bu olmuştur. Ona çok genç yaşımda sahip oldum ve son nefesime kadar da onu muhafaza edeceğim."

 

Bu hedef ve idealle savaşlar kazanılmış, bir millet ve cumhuriyet kurulmuş ve Atatürk olunmuştur.

Av. İ. Güneş GÜRSELER | Tüm Yazıları
Hits: 103