Öngörülebilir hukuk düzeninin kralı burada!

~ 23.09.2026, Mehmet Y. YILMAZ ~

Adalet Bakanı Gürlek, BM toplantısı vesilesiyle gittiği New York’ta “Türkiye hukuk alanında dünyada, Avrupa'da en güvenilir, öngörülebilir ülkedir” demiş. Tabii insan hâliyle duygulanıyor. Türkiye’de öngörülebilir bir hukuk düzeni olmadığını söyleyenlerin niyetlerinden ben de kuşkulanıyorum. Oysa öngörebilmek çok kolay. Kimin hapisten çıkamayacağını, kimin tutuksuz yargılanabileceğini, kimin savcıya giderken ciklet çiğneyebileceğini bile öngörebiliyoruz!

Adalet Bakanı Akın Gürlek, “bazı spekülasyonların iş insanlarının Türkiye’ye yatırım yapmasını engellediğini”söyledi.

Bakan Gürlek, Birleşmiş Milletler toplantısı vesilesiyle New York’a gitmiş ve orada Türk-Amerikan iş adamlarının düzenlediği bir toplantıda konuşmuş.

Şu cümlesinin altını, altın yaldızlı bir kalemle çizmek isterdim ama ne yazık ki öyle bir kalemim yoktu:

“Türkiye hukuk alanında dünyada, Avrupa'da en güvenilir, öngörülebilir ülkedir.”

Tabii insan hâliyle duygulanıyor.

Böyle bir ülkenin vatandaşı olmak, ne büyük gurur!

Türkiye’de öngörülebilir bir hukuk düzeni olmadığını söyleyenlerin niyetlerinden ben de kuşkulanıyorum. “Acaba ne yapmak istemektedirler” diye meraklanıyorum.

Oysa öngörebilmek çok kolay.

Kimin hapisten çıkamayacağını, kimin tutuksuz yargılanabileceğini, kimin savcıya giderken ciklet çiğneyebileceğini bile öngörebiliyoruz.

Mesela Selahattin Demirtaş’ın durumunu ele alalım.

Demirtaş ile ilgili AİHM’nin ihlal kararı 8 Temmuz 2025 tarihinde verildi. Hükümetimizin itirazı AİHM tarafından 3 Kasım 2025 tarihinde reddedilince karar kesinleşti.

Karar verildiğinde zamanın Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’tu.

9 Kasım 2025 günü gazeteciler kararın ne zaman uygulanabileceğini sorduklarında şöyle yanıtlamıştı:

Karar mahkemenin önünde, hep beraber bekleyeceğiz.”

Neredeyse iki yıl olacak, hâlâ bekliyoruz.

Bunu o zaman öngörebilmek mümkündü, çünkü AİHM kararlarının uygulanıp uygulanmayacağı meselesi tamamen rejimin keyfine kalmış bir şey.

Kimine uygulanabiliyor, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Osman Kavala, Can Atalay, Tayfun Kahraman filan söz konusu olduğunda uygulanmıyor.

Bu öngörülemeyecek bir şey değil.

Nitekim bu öngörüde bulunanlar yanılmadı.

İş adamları için de hukuki bir sorun olursa aynı şey geçerli: Kimine uygulanır, kimine uygulanmaz, bu kadar basit ve öngörülebilir bir durum.

Bakan Gürlek, ABD’deki toplantıda yüreklere su serpti ve iş insanlarının vakitlerini adliye koridorlarında değil, iş yerlerinde geçirmeleri gerektiğini de söyledi.

“Hâkimlere, hedef süre koyduk ve davaların bu süre içerisine bitirilmesi konusunda hassas davranmamızı her yerde önemsiyorum” dedi.

Bakan’ın sözünün senet olduğunu biliyorum.

Gerçekten de iş insanlarının vakitlerini adliye koridorlarında geçirmemeleri gerekiyor ve adliyemiz bu konuda çok titiz.

Tabii onlar gelmeyince koridorlar boş kalmasın diye bir şeyler de yapmak lazım.

Dünyanın parası harcanarak yaptırılan Adalet Sarayları, boş bırakılıp çürümeye terk edilecek değil ya!

Bakanlık, adliye koridorlarını doldurmak için gazetecileri, komedyenleri, şarkıcıları, insan hakları aktivistlerini, mankenleri ve dizi oyuncuları ile sosyal medya fenomenlerini görevlendirdi.

Onlar da sağ olsunlar adliyenin ne zaman ihtiyacı olsa koşturup, koridorları dolduruyorlar.

Memleketimiz insanları bu nedenle mükemmel bir uyum içinde ve öngörülebilir bir şekilde yaşayıp gidiyorlar.

Bu fırsatların sadece bize özgü olması da yakışık almayacağı için yabancı iş adamlarının da gelip bu öngörülebilir hukuk düzeninden yararlanmaları lazım.

Gerçekten insanın gözleri doluyor adliyemizin bu alicenap davranışları karşısında!

https://t24.com.tr

Mehmet Y. YILMAZ | Tüm Yazıları
Hits: 47