Cezaevinde kalma rehberi - Av. Mehmet Pehlivan

~ 31.08.2026, Yeni Yaklaşımlar ~

Geçen haftalarda bu sütunlarda yer alan “Avukat cüppesi nasıl katlanır?” başlıklı yazım üzerine çok kıymetli eleştiriler aldım. En çok eleştiri, yazının hitap ettiği kitlenin geniş bir kitleye değil avukatlara olmasınaydı. Eğer yazacaksam daha çok insana hitap eden bir yazı yazmalıymışım.

Tutuklu yargılamanın istisnadan çıkıp esasa dönüştüğü günümüzde, cezaevi hepimize yalnızca bir adliye kadar yakın. “Ucu nereye giderse gitsin” anlayışında artık kimse dokunulmaz değil. Hal böyle olunca cezaevi gerçeğini ele almanın geniş bir kitlesi olduğunu düşünerek bir “cezaevinde kalma rehberi” yazmaya karar verdim.

Cezaevindeki tüm bilinmezliği giderecek bir rehberi bu yazıya sığdıramam. Tüm gereksinimleri karşılayan bir rehber için en az bir-iki cilt yazmam gerekir. Şimdilik bu yazıyı bir cezaevi oryantasyonu olarak kabul edin lütfen.

Oryantasyona başlamadan önce, bir avukatın cezaevinden çıkmak değil de cezaevinde kalmak üzerine yazmasını ironik bulmuş olabilirsiniz. Ama ironi yapmıyorum. Mevcut yargı pratiğinde avukatlar cezaevinden çıkmaya yarar tahliye kararı konusunda katalizör bile ol(a)mıyorlar! Öyle ki, tutuklandığım gün Barolar Birliği, 80 il barosu ve birçok yabancı baro tutukluluğumun haksız ve hukuksuz olduğunu söylemişse de ben bu yazıyı cezaevinden yazıyorum. 

İNFAZ MEMURLARI

Dizi ve filmlerdeki kötü gardiyan tiplemelerini unutun. Bir kere “gardiyan” meslek tanımından hoşlanmıyorlar, onlar infaz memuru. İddia ediyorum ki, devletin vatandaşlarına eşit davranma yükümlülüğünün vücut bulmuş halidir infaz memurları. Ne suç işlediğinizle ya da ne suç işlemediğinizle asla ilgilenmiyorlar. Herkese eşitler. Galatasaray puan kaybettiğinde sırıtan infaz memuru hariç hepsi düzgün insanlar. Derdiniz, sıkıntınız olduğunda yasalar çerçevesinde yardımcı oluyorlar. Sağ olsunlar.

YEMEK

İtiraf etmeliyim ki cezaevi yemekleri bazen bayıyor. Mesela memleketteki bamya hasadının büyük çoğunluğunu bizim cezaevine yollamışlar, ben de bamya stoku bitene kadar eldeki malzemelerle yaratıcı olmaya çalışıyorum. Tanıdığım en gusto karakter Fatih Altaylı kadar olamasam da bir şeyler yapabileceğime inanıyorum. Ne yazık ki sıfırım. Oysa kaç bölüm yemek programı izlemiştim illa “blanch” edecek (haşlayacak) bir şey bulurum diyordum. Yok, bulamadım. Fikir verir umuduyla yan hücremdeki Hüseyin’e sordum, o da “kaşarlı pilav” tarifi vermeye kalktı. Neyse, bamyanın faydalarını anlatan bir yazı buldum ve durumu idare ediyorum.

SPOR

Cezaevinin fizyolojik sağlığınıza etkilerini önlemek için spor yapmanız şart. Ben de girer girmez cezaevi idaresinden spor matı talep ettim. İdare yazılı bir kurul kararıyla; spor matıyla kendime veya bir başkasına zarar verme ihtimalimi gözetip talebimi reddetti. Doktor raporuyla alabilirmişim. Bürokrasi ve gitti geldi işleri yorucu geldi. Fırsattan istifade ahiretimi kurtarmaya ve Rabbimin rızasını kazanmak için aldığım seccadeyi spor yaparken de kullanıyorum.

SAĞLIK

7/24 revir olanağı var. Acil durumlarda da ambulans hızla geliyor. Hafta içi mesai saatleri içerisinde reviri aile hekimliği gibi düşünebilirsiniz. Oldukça işlevsel. Geçtiğimiz günlerde revire gittim, doktor şikâyetlerimi sordu. Doktorumuz beyefendi biri, şikâyetlerimi sabırla dinledikten sonra stresli bir dönemde olup olmadığımı sordu. Şok oldum. Hemen hemen yaşıtım bir doktor olduğu için şakalaşmak amacıyla mı soruyor diye tereddüt ettim ve hemen cevap vermedim. “İlahi doktor, altı üstü haksız yere aylardır hapisteyim, kim bilir daha ne kadar hapiste olacağım bilmiyorum. Bunlar her insanın yaşadığı günlük stresler, majör bir şey yok!” dedim. Stresle mücadelede iyiyiz.

TEMİZLİK  

Sosyal medyada aşırı temizlik yapan biri vardı, hâlâ var mı bilmiyorum ama hücre temizliğinde o kişinin düşük bütçeli bir versiyonuyum. Hücremdeki beton zemini her gün yıkıyorum. Minimal bir hücrem olduğu için su israfı yaptığım söylenemez. Hukuk bürom eski bir binadaydı, zemin ahşaptı. Buradan çıkar çıkmaz büromu kapısı caddeye açılan, beton zemini olan yani çekpasla foşur foşur yıkayabileceğim bir yere taşıyacağım. Bu çekpas işini o kadar sevdim. Hatta terapistim de alınmasın ama ben sorunlarımı çekpasla örtmeyi seçiyorum.

GÜVENLİK

Yüksek güvenlikli bir cezaevinde hücrede kaldığım için açıkçası güvenlik sorunum yok, tecrit ve izolasyonun tek artısı (!) bu. Kapalı spor salonuna da açık sahaya da tek başıma çıkıyorum. Başka kişilerle denk gelebileceğim tek yer avukat görüş kabinleri. İlk tutuklandığımız zaman bu da mümkün değildi çünkü o zamanlar kimsenin olmadığı başka bir blokta görüşe çıkarılıyorduk. Örneğin yan blokta PKK’li hükümlüler var. Onlarla aynı avukat görüş blokunu kullanmam gerekirken farklı bloklara götürülüyoruz. Acaba bizim örgütü (!) mü onlara tehdit görüyorlar, yoksa onların örgütü mü bize tehdit görüyorlar? Siyasi konjonktür gereği izole edilmesi gereken kimdi diye soruyorduysam da artık bu sorunun yanıtını aramıyorum. Zaten arasam da bulamam, adamlar örgütsüz kaldılar. Ya da kalacaklar. Her neyse.

ZAMANI TARİF ETMEK 

Yazıyı bitirirken büyük bir şerh düşmeliyim. Türkiye’de pek çok cezaevinde halen yüzlerce hak ihlali yaşanmaya devam ediyor. Cezaevleri bir deneyim merkezi değildir. Romantize edilecek, kahramanlık hikâyeleri yazılacak yerler de değil. Kuyruğu dik tuttuğumuza bakmayın, ben dahil birçok insanın cezaevi günleri ağır tecrit altında geçiyor. Tecritin kırıldığı o görüş günlerinde de üç yaşındaki kızımın asla yanıt veremediğim sorularıyla boğuluyorum. Henüz zaman kavramı olmayan bir çocuğa belirsiz bir başka zamanı nasıl tarif edeceğimi bilmiyorum. Bu gerçeği dışlamadan, unutmadan yalnızca insan olduğumu anımsamaya çalıştığım yerden bir şeyler yazmak istedim. Sağlıcakla...

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi


https://www.cumhuriyet.com.tr

Hits: 25