DİJİTAL ARZUHALCİLİK

~ 27.04.2026, Av. İ. Güneş GÜRSELER ~

24 Nisan’da Edirne'de üniversite öğrencileriyle bir araya gelen Adalet Bakanı Akın Gürlek, yapay zeka tabanlı bir hukuk platformu üzerinde çalıştıklarını duyurarak bu sistem ile vatandaşların dava türlerini yazarak örnek dilekçelere ulaşmasının sağlanacağını ifade etti. Adalet Bakanı’nın “dijital arzuhalciliği” benimsediği anlamına gelen bu açıklaması karşısında, değerli meslektaşım Daha İyi Yargı Derneği Üyesi Av. Burhan Uyan ile 29 Ocak 2026 tarihinde, WEBINAR üzerinden canlı olarak yaptığımız “Türk Hukuk Yapay Zekası Sohbetleri”nin 28’incisinde yapay zeka konusunda çeşitli kaynaklardan yararlanarak açıkladığım görüşlerimi içeren hazırlık metnimi sunmakla yetineceğim.

Ayrıca, https://www.youtube.com/watch?v=FvnjQCYRnR8 adresinden ve benim facebook hesabımdan yayının tümünü izleyebilirsiniz.

KENDİMİZİ İÇİNDE BULDUĞUMUZ YAPAY ZEKA GERÇEĞİ

Yapay zekâ, bilgisayar çağının başlangıcından günümüze kadar güncelliğini koruyarak sürekli gelişmektedir. O kadar ki ünlü fizikçi Edward Fredkin bu olguyu, insanlığın tarihsel ilerleyişinde bir kırılma noktası olarak niteleyerek;

“Tarihte üç büyük olay var. Biri evrenin yaratılışı, ikincisi hayatın başlangıcının olması, önemli derece eşit olduğunu düşündüğüm üçüncü şey ise, Yapay Zekâ’nın ortaya çıkışıdır” şeklinde ifade etmiştir

Kimi bilim insanları ve bilgisayar yazılım mühendisleri de bu konudaki gelişmelere dikkat çekerek, yapay zekânın insanlığın sonunu getirebileceği ve hiç öngörülemeyen yeni problemler yaratacağına dikkat çekmektedirler.

MESLEĞİMİZİ KUŞATMAYA ÇALIŞAN YAPAY ZEKA

Yapay zeka, mesleğimizin içeriğini, sınırlarını ve toplumsal işlevini yeniden düşünmemizi zorunlu kılan önemli dönüşümdür. Hukuksal metin hazırlamak, yargı kararlarını araştırmak ve risk değerlendirmesi gibi alanlarda yapay zekâdan yararlanmanın yaygınlaşması, çalışmalarımızda hız ve verimlilik artışı sağlamaktadır.

Uzun sürecek araştırmalarımızı çok kısaltır. Güncel bilgiye ulaşmayı kolaylaştırır.

Yapay zeka avukatın yerine geçemez ancak “yardımcı araç” olarak onu dönüştürecek güce sahiptir.

Ancak “karar üretici” olamaz.

Yaşadığımız dönüşüm, teknolojinin merkezde olduğu değil; etik, sorumluluk ve insan muhakemesinin merkezde kaldığı bir anlayışla yönetilmelidir.

Yapay zekanın sağladığı olanaklar mesleki etik, özen ve sorumluluk ilkeleri bakımından yeni sorumluluklar da getirmektedir.

Zihinsel faaliyetlerimiz mesleğimizin özünü oluşturur.

Mesleğimiz insan muhakemesine, hukuki sezgiye dayanan bir meslektir.

Hukuk, kararın neden, nasıl ve hangi değerler adına verildiği ile ilgilidir. Yapay zekâ bu soruları cevaplamaya yardımcı olabilir; ama asla onları soran, sorgulayan ve yanıtlayan insan aklının yerini alamaz.

Avukatın başarısı da yapay zekanın kendisine sunduğu verileri yorumlayarak bunları mesleki çalışmasında kullanabilmesindedir.

Bu nedenle geleceğin başarılı avukatı, en gelişmiş teknolojiyi kullanan değil; teknolojiyi hukuki aklın ve meslek etiğinin hizmetine alabilen avukat olacaktır.

Avukatın müvekkiline karşı özen ve sadakat borcu, sır saklama yükümlülüğü ve mesleğin itibarını koruma görevi, teknolojik araçların kullanımında da aynen geçerlidir. Yapay zekayı kullanırken, ürettiklerinden yararlanırken bunları denetlememiz, sorgulamamız gerekir.

Yapay zekânın hataları sorumluluğumuzu ortadan kaldırmaz.

Avukatın, yapay zekâ çıktısını sorgulamadan, doğrulamadan veya bağlamına oturtmadan kullanması; yanlış içtihat, uydurma karar veya güncel olmayan mevzuata dayanması, mesleki özen borcunun yerine getirilmemesidir.

Son yıllarda özellikle ABD ve Birleşik Krallık’ta, yapay zekâ tarafından “uydurulmuş” içtihatlara dayanan dilekçelerin kullanıldığına ilişkin örnekler vardır.

BAĞIMLILIK YARATABİLECEKTİR

Bir yandan öğrenme süreçlerini hızlandıran ve bilgiye erişimi kolaylaştıran bir araç sunarken, diğer yandan hukuki muhakeme becerisinin “hazır çıktı”lara bağımlı hâle gelmesi riskini barındırmaktadır.

DİGİTAL ARZUHALCİLİK

AVUKATLIK TEKELİ

HASAR DANIŞMANLIK ŞİRKETLERİ

Yapay zekanın genel hukuki bilgi vermesi tekel ihlali değildir. Ancak mevcut platformların yetenekleri, "hasar danışmanlık" emsalinde olduğu gibi, somut olaya özgü mütalaa verme sınırını kolaylıkla aşmaktadır ve bu durum, mevcut Türk hukuku çerçevesinde açık bir ihlal ve haksız rekabet teşkil etmektedir.

Ancak esas çözüm, bu teknolojiyi yasaklamak değil, onu hukuk sistemine güvenli bir şekilde entegre etmektir.

Yapay zekâ, hukukçu olmadığı gibi, son derece ikna edici bir üslupla yalan söyleyebilir. Yapay zekânın ürettiği her bilginin ve her gerekçenin avukatın süzgecinden geçmesi, doğrulanması ve denetlenmesi gerekir. Teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, dilekçenin altına imza atan avukatın sorumluluğunu asla hafifletmez.

En gelişmiş yapay zekâ bile bir avukatın eleştirel aklının, tecrübesinin ve vicdanının yerini tutamaz.

Avukatın "duruşma tecrübesi", "belirli bir alandaki derin uzmanlığı" ve "özgün hukuki mütalaa" verebilmesi yapay zekada olmayan özelliklerdir.

Yapay zekayı bir ham madde sağlayıcı, bir "araştırma asistanı" olarak kullanmalıyız.

YAPAY ZEKA ROLÜMÜZÜ DEĞİŞTİRİYOR

Hukukçunun rolü değişiyor. Artık mesele sadece bilgiyi bulmak değil; o bilgiyi doğrulamak, yorumlamak, ve en önemlisi, o bilginin üzerine özgün, insan ürünü bir hukuki düşünce inşa etmektir. Eğer biz özgün analizler, derinlemesine makaleler ve yaratıcı savunmalar üretmeyi bırakırsak, yani hukuk ekosistemini sistemi doğrulanmış veri ve bilgi ile beslemezsek, tüm hukuki bilgi sistemi -arama motorları temizlemeye karar vermedikçe- bu bilgi kirliliğiyle baş başa kalacaktır.

Teknolojinin geldiği son nokta ve gelecekte olabilecekler de düşünüldüğünde; kaçınılmaz olarak insan makine işbirliğinden doğan (melez sanat) ki bunun, zaten uzun zamandır örnekleri mevcut, yeni bir tür sanat alanı olarak düşünülmesi gereken bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Yapay zekâ araştırmalarında ise gelinen aşama, geçtiğimiz yüzyılın son çeyreğine göre, artık çok daha ileri boyutlara ulaşmış durumda.

HUKUKU DA SANATI DA DEĞERLİ KILAN İNSANDIR.

Nitekim yapay zekâ tarafından üretilen sanatın sınırları nereye kadar giderse gitsin, belli bir gerçek var ki o da insanı, asla sanat yaratımlarından alıkoyamıyacağıdır; çünkü sanatı değerli kılan şey, insanın; yaşayış, düşünüş, duygu ve bilme biçimi olarak somutlanan yaratım süreçlerinin toplamıdır.

Yapay zeka ile üretilen ve ABD’de bir sanat galerisinde sergilenen “sanat eseri”ni protesto eden bir üniversite öğrencisi, yapay destekli sanat üretimine karşı olduğunu belirterek duvardan koparıp yedi.

Buna karşın yine ABD’de yapay zekanın ürettiği tablolar 432.000 dolar fiyatla satılabiliyor.

Bir özeleştiri;

Yapay zekaya yazdırdığı dilekçeleri düzeltmeden olduğu gibi mahkemeye sunup gülünç duruma düşen “meslektaşlarımıza” ne demeli?

 

Av. İ. Güneş GÜRSELER | Tüm Yazıları
Hits: 7401