SİYASETÇİMİZİN BİR TÜRLÜ PİŞİREMEDİĞİ TEMCİT PİLAVI, SİYASİ AHLAK YASASI...

~ 18.05.2026, Av. İ. Güneş GÜRSELER ~

Demokrasimizin kurumlaşması istenmeyince, erkler ayrımı tam anlamıyla gerçekleşememiş, yasama, yürütme ve yargı işlevlerini yitirerek güven yitirmişlerdir. Bütün bunların üstüne “Türk Tipi Başkanlık Sistemi” ve “Tek Adam Rejimi” de yerleştirilince her alanda düzensizlik ve keyfilik kalıcılık kazanmıştır.

Bu ortamdan nasibini alan siyasetimizi ve siyasetçimizi   kurum haline getirmek mümkün olamamış, siyasi partileri, seçimleri ve milletvekilliğini düzenleyen yasalar sürekli değiştirilmiştir.  Bu değişiklikler genel olarak iktidar partisinin isteği doğrultusunda yapılmış, örneğin her seçim öncesinde seçim yasaları değiştirilmiş, erken seçim istisna değil neredeyse kural olmuştur.

Bütün bu değişiklikler yapılırken siyasetin ve siyasi partilerin finansmanı kurallarını, milletvekilliğinin görev ve haklarını belirlemek istenmemiştir.

O kadar ki:

-         Sayın Cemil Çiçek’in TBMM başkanlığı döneminde 2012 yılında hazırladığı “SİYASÎ ETİK KOMİSYONU KURULMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASLAĞI” (1),

-         Sayın Ahmet Davutoğlu’nun başbakanlığı döneminde hazırladığı 14 Ocak 2015 tarihli SİYASİ ETİK KANUNU TEKLİFİ (2) ve

-         Sayın Özgür Özel’in grup başkanvekilliği döneminde TBMM’ye sunulan CHP’ nin 31 Temmuz 2019 tarihli SİYASİ AHLAKSIZLIKLA MÜCADELE VE SİYASİ ETİK KANUNU teklifi desteklenmemiştir. (3)

Bu çalışmaların başlığı “siyasi etik”, “siyasi ahlak” amaçları da genel olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve dışarıdan atanan Bakanlar Kurulu üyeleri ile ilgili olarak, saydamlık, tarafsızlık, dürüstlük, hesap verebilirlik, kamu yararını gözetme gibi etik ilkelerin belirlenmesi ve temiz siyaset ve saydamlık ilkeleri çerçevesinde düzenlenmesi şeklinde açıklanmıştır.

Örneğin Sayın Cemil Çiçek’in 14 yıl önce açıkladığı önerisinin gerekçe bölümünde açıklanan ve diğer önerilerle benzer olan metinde neden böyle bir yasaya gerek duyulduğu anlatılırken şu ifadeler kullanılmaktadır:

 

            “Bugün geldiğimiz noktada etik değerlerin siyasi bazda somutlaştırılması ve bunun kanuni bir düzenleme ile gerçekleştirilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.”

            “Siyasi yozlaşmanın temelinde kapalılık vardır.”

            “Halen yürürlükte olan ve milletvekillerinin yapamayacakları işleri düzenleyen Kanunda yer alan bazı hükümler bu amaca hizmet etmektedir. Ancak bu düzenlemelerin siyaset dünyamızın ihtiyaç duyduğu çağdaş siyasi etik, ölçü ve kriterlerin karşılanması açısından yetersiz kaldığı açıktır.”

            “Demokrasimiz açısından, temel sorumluluk siyasi partilere ve milletvekillerine düşmektedir. Milletvekilleri ve dışarıdan bakan olanlar; yaşamları, uğraşları, üslupları ve davranışları ile topluma örnek olmalı; erdemli ve ilkeli tavırları ile toplumun güvenini kazanarak demokrasimizin önünü açmalıdır. Ülkemizde milletvekillerinin davranışlarını yönlendiren yazılı kuralların kapsamı ve içeriği, gelişmiş ülke parlamentolarının, yazılı veya toplumun değerlerini yansıtan yazısız kurallarına göre oldukça yetersiz düzeydedir. Siyasi etik yönünde düzenlemelerle, Türkiye Büyük Millet Meclisi; dürüst yönetim ve açık toplum ortamı yaratmanın ilk adımını atacak; batı demokrasilerinde geçerli olan siyaset etiği anlayışının Ülkemizde de geçerli olmasını sağlayacak yasal düzenlemeleri gerçekleştirerek Ülkemizde de temiz siyasetin kökleşmesini sağlayacaktır.”

            “Parlamento üzerindeki olumsuz baskıları kaldıracak, parlamentonun itibarını koruyacak ve kamuoyu ile parlamento arasında köprü oluşturacak bir işlev görecektir.”

Yasalaşması engellenen bu üç öneri de siyasetin yapılanmasının ülkemizdeki durumunun itirafıdır.

Bu kapsamda siyasal yaşamımızın, kabul edilen güncel özellikleri şöyle sıralanabilir:

 

-       Etik değerlerin siyaset alanında somutlaştırılması ancak yasa ile sağlanabilir.

-       Yaşanan kapalılık siyaseti yozlaştırmıştır.

-       Yürürlükteki bazı yasalar milletvekillerinin yapamayacağı işleri düzenlemektedir ancak bu yasalar yetersiz kalmaktadır.

-       Ülkemizde milletvekillerinin davranışlarını yönlendiren yazılı kurallar oluşturulmadıkça yaşamları, uğraşları, üslupları ve davranışları ile topluma olumlu örnek olamamakta, erdemli ve ilkeli tavırlarla toplumun güvenini kazanarak demokrasinin önünü açmamaktadırlar.

-       Parlamento üzerindeki olumsuz baskılar, itibar kaybı ve parlamentonun kamuoyundan kopukluğu ancak yasa ile ve kurulacak etik komisyonu ile giderilebilir.

 

            Siyasal yaşamımızın etik sorunlarının giderilmeleri için yasa gerektiği önermesi doğru ve yerindedir. Ancak yeterli değildir, Anayasa ve ilgili diğer yasalarda aynı doğrultuda değişiklikler yapılması gerekir.

 

Ayrıca sorunun doğrudan toplumsal ve de bireysel ahlak sorunu olduğunu, nasıl sadece dini kurallar insanı ahlaklı kılmada yetersiz kalıyorsa yasaların da tek başına ideal sonucu sağlamadığı açıktır.

 

Önemli olan toplumda yerleşmiş olan; “herkes yapıyor ve yaptığı da yanına kalıyor”,  “kimsenin ceza aldığı yok”, “bal tutan parmağını yalar”, “çalıyor ama çalışıyor”, “partinin üyesiyim karşılığını almayım” anlayışlarından kurtulması, bu anlayışta olanların hoş görülmemesi, seçmenin oy vermemesi gerekir.

 

Siyaset yapmak üzere kendini topluma sunanların öncelikle, toplumun refahı, iyileşip gelişmesi için hedefleri olduğunu bunları gerçekleştirmek için çalışacağını, siyasetin hizmet yeri olup, zenginleşme yeri olmadığını içselleştirmeleri ve bu yolda çalışmaları gerekir.

 

Siyasettekilere ve siyasete girmeyi düşünenlere benim önerim:

 

Büyük Atatürk’ün henüz daha Binbaşı Mustafa Kemal iken 1914 yılı Ocak ayında ve imparatorluk savaşların içindeyken, Sofya’dan Corinne Lütfü’ye yazdığı mektupta açıkladığı hedeflerini, benimsediği idealini ve bunlara ulaşmak için yaptıklarını unutmamalarıdır:


“Benim ihtiraslarım var, hem de pek büyükleri, fakat bu ihtiraslar, yüksek mevkiler işgal etmek veya büyük paralar elde etmek gibi maddi emellerin tatminine taalluk etmiyor. Ben bu ihtiraslarımın gerçekleşmesini vatanıma büyük faydaları dokunacak, bana da liyakatle ifa edilmiş bir vazifenin canlı iç rahatlığını verecek büyük bir fikrin başarısında arıyorum. Bütün hayatımın prensibi bu olmuştur. Ona çok genç yaşımda sahip oldum ve son nefesime kadar da onu muhafaza edeceğim."

 

Bu hedef ve idealle savaşlar kazanılmış, bir millet ve cumhuriyet kurulmuş ve Atatürk olunmuştur.

 

 

1-      www.akparti.org.tr/tbmm/tbmmgrup/siyasi%20etik%20kanun%20taslagi.doc

2-      https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/f72877c0-34f4-037b-e050-007f01005610

3-      https://cdn.tbmm.gov.tr/KKBSPublicFile/D28/Y1/T2/WebOnergeMetni/9d8a3b63-493b-42aa-bc9a-17911d47ef4e.pdf

4-      Melda Özverim, Mustafa Kemal ve Corinne Lütfü. Bir Dostluğun Öyküsü, Milliyet Yayınları, İstanbul 1998

 

Ayrıca bakınız:

https://www.yeniyaklasimlar.org/?d=11131

https://d.barobirlik.org.tr/2017/20170414_yargitayetik.pdf

Av. İ. Güneş GÜRSELER | Tüm Yazıları
Hits: 3178