The Economist`ten Türkiye-Macaristan seçimleri karşılaştırması: Türkiye`nin demokrasi mücadelesi daha zor

~ 19.05.2026, Yeni Yaklaşımlar ~

The Economist, Macaristan’da 16 yıllık Orban döneminin sona ermesinin Avrupa’daki demokratik güçler için moral kaynağı olduğu belirtilirken, Türkiye’deki mücadelenin daha zorlu koşullarda sürdüğü vurgulandı. Yazıda, Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğu, CHP’li belediye başkanlarına yönelik davalar ve yargı baskısı, Türkiye’de muhalefetin karşı karşıya olduğu temel başlıklar arasında gösterildi.

The Economist’te yayımlanan makalede, Türkiye’de demokrasi mücadelesi Macaristan örneğiyle karşılaştırıldı. Yazıda, Macaristan’da Viktor Orban’ın seçim yenilgisiyle sonuçlanan sürecin Avrupa’daki demokratik muhalefet açısından önemli bir eşik olduğu belirtilirken, Türkiye’de benzer bir mücadelenin daha ağır ve karmaşık koşullarda yürütüldüğü savunuldu.

Makalede, Orban yönetimindeki Macaristan’ın uzun yıllar boyunca “illiberal demokrasi” tartışmalarının merkezinde yer aldığı hatırlatıldı. Seçimlerin yapılmaya devam ettiği ancak medya, yargı, sivil toplum ve ekonomik güç ilişkilerinin iktidar lehine yeniden şekillendirildiği bir düzenin kurulduğu belirtildi.

Yazıda, bu tablonun Türkiye açısından da tanıdık olduğu ifade edildi.

“TÜRKİYE’DE REKABETÇİ ALAN DARALTILDI”

Makalede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2003’te demokratik söylem ve güçlü halk desteğiyle iktidara geldiği, ancak zaman içinde daha otoriter bir çizgiye yöneldiği öne sürüldü.

Medyanın kontrol altına alınması, iktidara yakın iş ağlarının güçlendirilmesi, sivil toplumun baskılanması ve yargının muhalefete karşı araçsallaştırılması, yazıda Türkiye’de demokratik rekabet alanını daraltan başlıklar olarak sıralandı.

Makaleye göre hem Türkiye’de hem Macaristan’da 2010’ların sonuna gelindiğinde siyaset, açık rekabetten “yönetilen rekabet” modeline kaydı. Bu düzende seçim sonuçları tamamen önceden belirlenmiş olmasa da iktidar partisinin yönlendirdiği bir siyasal ekosistem oluştuğu savunuldu.

ALTILI İTTİFAK DENEYİMLERİ KARŞILAŞTIRILDI

Yazıda Macaristan’da 2022, Türkiye’de ise 2023 seçimlerinde geniş muhalefet ittifaklarının iktidarları yenmeye çalıştığı hatırlatıldı.

Ancak bu ittifakların daha çok parti elitleri ve yerleşik aktörler arasında bağ kurmaya odaklandığı, tabanda güçlü bir muhalefet hareketi yaratmakta zorlandığı değerlendirmesi yapıldı.

Makalede, daha sonra başarı getiren yöntemin yalnızca partiler arası resmi ittifaklar değil; halk mobilizasyonuna, disiplinli mesaja ve güvenilir liderliğe dayanan yeni bir siyaset anlayışı olduğu belirtildi.

CHP’NİN 2024 YEREL SEÇİM BAŞARISI VURGULANDI

Makalede, Türkiye’de CHP’nin 2024 yerel seçimlerinde AK Parti’ye karşı elde ettiği başarıya dikkat çekildi. Yazıda, CHP’nin bu sonuçtan sonra genel ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlandığı ifade edildi.

Macaristan’da ise Peter Magyar liderliğindeki muhalefetin son seçimlerde parlamento çoğunluğunu kazandığı ve anayasa değişikliği yapabilecek güce ulaştığı belirtildi.

Ancak iki ülke arasındaki en kritik farkın, Macaristan’ın Avrupa Birliği üyesi olması ve iktidar değişiminin barışçıl biçimde gerçekleşmesi olduğu vurgulandı.

“TÜRKİYE’DE ERDOĞAN DAHA İLERİ GİTTİ”

Makalede, Orban’ın seçim kurallarını kendi lehine değiştirdiği ve muhalefeti hedef alan dezenformasyon kampanyalarına alan açtığı belirtilirken, Erdoğan’ın benzer bir yolu izlediği ancak daha ileri gittiği savunuldu.

Bu noktada yazıda, yargı baskısı özel olarak öne çıkarıldı.

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olarak tanımlanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, 2019’da iki kez ve 2024’te Erdoğan’ın desteklediği adaylara karşı seçim kazandığı hatırlatıldı. İmamoğlu’nun Erdoğan’a karşı yarışmaya hazırlandığı sırada “temelsiz ve siyasi saiklerle yöneltilen” yolsuzluk, casusluk ve teröre yardım suçlamalarıyla cezaevine konulduğu ileri sürüldü.

CHP’Lİ BELEDİYE BAŞKANLARINA YÖNELİK DAVALAR

Makalede, CHP’li belediye başkanlarına yönelik soruşturma ve davalar da Türkiye’deki demokratik rekabetin önündeki engeller arasında gösterildi.

Yazıda, 2024’ten bu yana yaklaşık 25 CHP’li belediye başkanının tutuklandığı, tutuklu yargılandığı ya da yargı ve idari işlemlerle fiilen görevden uzaklaştırıldığı öne sürüldü.

Bu sürecin CHP’yi felç etmeyi ve iktidarın kontrol edebileceği bir muhalefet düzeni kurmayı amaçladığı savunuldu.

“AMAÇ MUHALEFETİ YOK ETMEK DEĞİL, EHLİLEŞTİRMEK”

Makalede dikkat çeken değerlendirmelerden biri de AK Parti’nin muhalefete yönelik stratejisine ilişkin oldu.

Yazıya göre iktidarın amacı muhalefeti tamamen ortadan kaldırmak değil, onu “ehlileştirmek”. Muhalefetin seçimlere katılmasına ve büyük şehirleri yönetmesine izin verildiği, ancak giderek daralan sınırlar içinde hareket etmeye zorlandığı savunuldu.

Bu nedenle CHP’nin görevinin yalnızca seçim kazanmak olmadığı, aynı zamanda yurttaşların demokratik özgüvenini ve siyasal özne olma duygusunu yeniden inşa etmek olduğu belirtildi.

KÜRT MESELESİ VE YENİ BARIŞ SÜRECİ

Makalede Türkiye’yi Macaristan’dan ayıran temel başlıklardan biri olarak kimlik meselesi ve Kürt sorunu gösterildi.

Türkiye’nin büyük çoğunluğu Müslüman olan, anayasal olarak laik ve toplumsal olarak çoğulcu bir ülke olduğu hatırlatıldı. Yazıda, Türkiye’nin parlamenter demokrasi geleneği, NATO üyeliği, AB adaylığı, enerji koridoru ve göç merkezi konumuyla yalnızca kendi bölgesi için değil, Avrupa ve Kuzey Amerika açısından da büyük önem taşıdığı belirtildi.

Yazıda ayrıca hükümet ile PKK arasında yeni bir barış sürecinden söz edilerek, CHP’nin bu süreci taktik ya da seçim hesabıyla değil, daha geniş bir demokratik vizyonla desteklediği ifade edildi. “Barış ve demokrasi birbirinden ayrılamaz” görüşü öne çıkarıldı.

“TÜRKİYE’DE MÜCADELE SANDIKLA SINIRLI DEĞİL”

Makalede, Türkiye’de demokrasi mücadelesinin artık yalnızca parlamento ya da sandıkla sınırlı olmadığı belirtildi.

Bu mücadelenin meydanlarda, sokaklarda, mahkeme salonlarında, sosyal medyada ve gençlerin dijital yaratıcılığıyla çok cepheli biçimde sürdüğü ifade edildi.

Yazının sonunda, Macaristan’daki muhalefet zaferinin dünyada demokratik gerileme tartışmalarına enerji verdiği belirtilirken, Türkiye’de yaşanacak demokratik bir değişimin bu tartışmayı dönüştürecek ölçekte sonuçlar doğurabileceği vurgulandı.

https://www.karar.com

Hits: 2745