Bariyerin ardındaki meydan: `Polis devleti izlenimi`

~ 23.03.2026, Yeni Yaklaşımlar ~

19 Mart’ta İBB başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ve ekibine yönelik operasyonların ardından başlayan ve ülke geneline yayılan protestoların üzerinden bir yıl geçti. Bu süreçte Taksim Cumhuriyet Anıtı ve çevresinin bariyerlerle kapatılması dikkat çekti. Taksim’in neden sembol haline geldiğini ve arka planını Avukat Hakları Grubu’ndan Turgay Bilge ile konuştuk.

Taksim Meydanı’nın özellikle 1 Mayıs ve 25 Kasım gibi özel günlerde İstanbul Valiliği kararıyla polis bariyerleriyle kuşatıldığını belirten Bilge, bu uygulamanın 2013’ten bu yana sürdüğünü söyledi. Bilge, “Gezi Parkı ve çevresi ablukaya alınmakta, ulaşım sınırlanmakta ve sıklıkla gözaltılar yaşanmaktadır” dedi.

Zamanla uygulamanın kalıcı hale geldiğine dikkat çeken Bilge, “Taksim Meydanı’nda şu an süreklilik kazanan ve hiçbir şekilde kaldırılmayan bir polis ablukası var. Benzer bir uygulama İstanbul’un diğer önemli meydanlarından Çağlayan’da da yürütülüyor. Bu meydanlarda yaya trafiği polis bariyerleriyle sürekli biçimde kısıtlanıyor” ifadelerini kullandı.

‘POLİS DEVLETİ İZLENİMİ’

Çağlayan’daki benzer durumun adliyeye erişimi de zorlaştırdığını belirten Bilge, “Meydana giriş engellenmekte, adliyeye ulaşım barikatların çevresinden yapılmak zorunda kalınarak yüzlerce metre daha fazla yürünmesine neden olmaktadır” diye konuştu. Söz konusu uygulamaların idari işlem olarak bazı durumlarda gerekli görülebileceğini kaydeden Bilge, “Ancak bu işlemin yerindelik, süre ve amaç gözetilmeden sürekli ve fiili durum haline getirilmesi idare hukukunun temel ilkeleri ve anayasal haklarla çelişmektedir” dedi.

Uygulamanın yurttaşlar üzerinde ciddi mağduriyet yarattığını vurgulayan Bilge, “Bu durum, demokratik bir hukuk devleti yerine bir polis devleti izlenimi yaratmakta, kent estetiğini bozmakta ve özellikle Çağlayan’da on binlerce vatandaş, binlerce avukat ve adliye çalışanı açısından zaman kaybına ve risklere yol açmaktadır” ifadelerini kullandı.

‘YETKİLER KEYFİ OLAMAZ’

Anayasanın 34. maddesinin toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını güvence altına aldığını hatırlatan Bilge, ilgili mevzuatın bu hakkın ancak belirli şartlar altında sınırlanabileceğini açıkça ortaya koyduğunu belirtti. Taksim’deki uygulamanın ise bu çerçevenin dışına çıktığını ifade eden Bilge, “Hafta içi, hafta sonu, gece gündüz kesintisiz biçimde sürdürülen bu kısıtlama, hem seyahat hem de toplantı ve gösteri haklarına aykırıdır” diye konuştu.

Polis yetkilerinin keyfi olmaması gerektiğini vurgulayan Bilge, “Meşru amaç, ölçülülük ve geçicilik unsurlarının bu uygulamada bulunmadığı görülmektedir” dedi. AYM ve Danıştay kararlarına da değinen Bilge, benzer uygulamalara ilişkin çok sayıda ihlal ve iptal kararı bulunduğunu hatırlattı.

https://www.cumhuriyet.com.tr

Hits: 800