Bir kere yeter mi?

~ 08.12.2023, Yalçın Karatepe ~

Aralık ayı ile birlikte asgari ücret konusu yeniden gündem oldu. Çoğu ülkede haber değeri bile olmayan asgari ücretin belirlenme süreci Türkiye’de hemen tüm çalışanlar tarafından en yakında takip edilen konuların başında geliyor. Bunun nedeni de gayet anlaşılabilir: Çalışan nüfusun büyük bir bölümünü doğrudan ilgilendirdiği için. DİSK-AR’ın 2024 yılı Asgari Ücret Araştırma Raporuna göre, ülkede çalışanların yüzde 69’unun aldığı ücret asgari ücretin yüzde 50 ve altında olan ücretlerden oluşuyor. Diğer bir ifade ile hemen herkesi ilgilendiren bir konu.

2024 yılında asgari ücretin sadece Ocak ayında yapılacak artışla sınırlı kalacağı, yılın ikinci yarısı için herhangi bir artışın yapılmayacağına ilişkin ifadeler başta Çalışma Bakanı olmak üzere diğer ilgililer tarafından ifade ediliyor. Eğer böyle yapılırsa, bu ekonomide öngörülebilirlik artacakmış.

Bakan Işıkhan, “Asgari ücret yönetmeliğine göre, yılda tek zam yapılabildiğini” belirttikten sonra deprem gibi zorunlu koşullarda ikinci zammın yapılabileceğini söylemiş. Bu açıklamaları okuduktan sonra Asgari Ücret Yönetmeliğine baktım. Söz konusu yönetmelikte asgari ücretin yılda sadece bir kez belirlenebileceğine ilişkin bir sınırlama yok. İlgili yönetmeliğin 7. Maddesi şunu söylüyor:  Ücret en geç iki yılda bir olmak üzere belirlenir.

Bu ifade ne anlama geliyor? Asgari ücreti belirlemek için iki yıldan fazla bekleyemezsiniz diyor. Ama daha sık aralıklarla ücret belirlemesine ilişkin herhangi bir sınırlama yok. Eğer istenirse, bırakın yılda iki kez belirlemeyi, her ay için bile belirlenebilir. Mevzuat buna uygun. Sadece deprem gibi zorunlu hallerde diye herhangi bir ifade de yer almıyor.

Onlar kararlarını vermişler. Asgari ücreti bir kez belirleyecekler ve şimdi buna kılıf uydurmaya çalışıyorlar.

Peki, yılda bir kez belirleyeceklerini söyledikleri asgari ücret ne olacakmış? Bu konuda Bakan Işıkhan, “İlkemiz,[…]çalışanlarımızı enflasyona ezdirmemek” demiş.

O zaman soralım, 2024 yılının başında bir kez belirleyip yılın geri kalanında aynı düzeyde kalacak olan bir ücretle, çalışanlar enflasyon karşısında nasıl korunmuş olacak? 2024 yılı resmi enflasyon beklentisinin bile yüzde 36 olduğu, başka bazı raporlarda yüzde 45’lik yıllık enflasyonun beklendiği bir yılda, sabit ücret alan bir çalışan enflasyona karşısında ne yapacak?

Gördüğünüz gibi söylediklerinin ne mevzuatta bir karşılığı var ne de ekonomik gerçeklikle örtüşen bir tarafı. Amaçları vatandaşı yoksulluğa mahkûm ederek enflasyon ile mücadele etmek.

BAKANA BİR ÖNERİ

Eğer Çalışma Bakanı yılda bir kez belirleyeceklerini söyledikleri asgari ücretin vatandaşı enflasyona karşı korumasını istiyor ise yeni ücreti şu şekilde belirlemeleri gerekir:

Önce, asgari ücretin mevcut seviyesi(11.402 TL), bu yılın son altı ayında ortaya çıkması beklenen enflasyon kadar(muhtemelen %38) artırılmalı. Bu bizi 15,734 liraya taşır. Bu seviye reel bir artışı temsil etmiyor. Sadece son altı ayda asgari ücrette meydana gelen satın alma gücü kaybını telefi ediyor. Üstelik TÜİK’in enflasyon verisini gerçek olduğu varsayımına dayanıyor. Bunun üzerine bir de 2024 yılı için bekledikleri enflasyonu(%36) eklememiz gerekir ki enflasyona karşı “önden yüklemeli”(bu ifadeyi kullandım çünkü piyasacı ekonomistler faiz artışları için bunu çok sık kullanıyorlar) koruma sağlanmış olsun. Bu da 21.400 lira demektir. Sizce asgari ücreti bu kadar artırırlar mı? Artırmayacaklar. Bunun altında kalan her ücret enflasyon karşısında mağduriyet demektir.

ÜCRET SABİT, FİYATLAR DEĞİŞKEN

Kurguladıkları şey şu: ücretleri tüm yıl için sabitleyecekler ancak fiyatlar “piyasa koşullarına göre” belirleneceği için sürekli artacak, işçilik maliyetlerinin toplam gider içerisindeki payı sürekli azalacak.

Çalışana düşen pay azalınca da enflasyon düşecek(miş).

Siz de biraz sabredin. Hem paranız olsun, hem de enflasyon olmasın istiyorsunuz.

Var mı öyle bir dünya?

https://www.birgun.net/

Yalçın Karatepe | Tüm Yazıları
Hits: 3128