Aklın İflası

~ 09.01.2015, Ali SİRMEN ~

İnsanlık 20. yüzyıla büyük umutlarla girmişti. Bilim ve teknolojide sağladığı gelişme ile insanlık altın çağının eşiğine gelmişti.

Yeni yüzyıl aklın çağı olacaktı.

İnsan aklı, açlığı, yoksulluğu, hastalıkları, savaşı yenecekti.

Gerçi tehlikeler vardı, ufukta kimi sinyaller çakıp duruyordu.

Ama şimdiye kadar sağlanan gelişmelerin kanıtladığı gibi insan aklı bütün bunların üstesinden gelebilecek nitelikteydi.

Düşlerin suya düşmesi için çok beklemek gerekmedi.

20. yüzyılın on dördüncü yılı bitmeden, insanlık, tarihinin en büyük kapışmasını, en büyük yıkımını yaşayacaktı.

Dört yıl süren Birinci Dünya (ya da paylaşım) Savaşı da insanlığın aklını başına getirmedi. Yirmi yıl aradan sonra, İkinci Dünya Savaşı patlak verdi. Bilanço, 50 milyon ölüydü.

İnsan aklının, bilimde sağladığı gelişmelerle sorunlarının büyük bölümüne çözüm bulacağı sanılan 20. yüzyıl en büyük kapışmaların, en büyük yıkımların, en büyük kıyımların yaşandığı çağ olmuştu.

Yirminci yüzyılın daha ilkyarısı dolmadan insanlık bir anda kendi kendini yok edebilecek kıyameti oluşturmuş, şimdi onu kontrol etmeye çalışıyordu.

Aklın çağı olması beklenen 20. yüzyıl sağlanan bütün gelişmelere karşın, aklın iflas ettiği çağ olmuştu.

***

21. yüzyıl daha değişik olabilecek mi?

21. yüzyılın on beşinci yılında, bu konuda da çok ciddi kaygılar var.

Bilimsel ve teknolojik gelişme sürüyor. İnsanlık kontrol edebildiği yapay zekâyı üretmiş, yararlanıyor.

Artık sanayi ertesi toplumun bilgi çağına girdiğimiz söyleniyor.

Ama başka bir açıdan bakınca görülen manzara şaşırtıcıdır.

İnsanlık, geçmişin karanlıklarında kalmış olması beklenen din savaşlarının eşiğindedir.

Daha 21. yüzyıla adım atar atmaz ikiz kuleler saldırısıyla tırmanan dinci terör saldırısı, Batı dünyasında hiç tavsamayan bir İslam korkusu yarattı.

Önceki gün, Paris’te Charlie Hebdo dergisine yapılan İslamcı terör saldırısı, PEGIDA örneğinde görüldüğü gibi, İslamofobinin yükselişte olduğu bir dönemde meydana gelmiştir ve korkarım ki, tahminlerin ötesinde karşılıklı tepkiler zincirine yol açacaktır.

Ortadoğu’dan kaynaklanan ve son zamanlarda iyice artmış olan İslamcı terörün kökeninde onları kendi çıkarlarına kullanmayı planlayan Batı’nın ne kadar büyük bir sorumluluğu olduğu olayları izleyenlerce görülmektedir.

ABD’nin bölgedeki vahşi müdahalelerinin hiçbir terör eylemiyle kıyaslanmayacak derecede olduğu gerçektir.

Ama, bütün bunlar, İslami terörün Batı dünyasında yarattığı algı karşısında gölgede kalmaktadır.

***

Vardığımız nokta, 21. yüzyılın on beşinci yılında insanlığın, akıl almaz bir şekilde bir dinler savaşının eşiğine gelmiş olmasıdır.

Engellenmesi gittikçe daha güçleşmekte olan bu akıldışı durumun daha da vahimleşmesine yol açacaktır Charlie Hebdo dergisine yapılan saldırı.

İslam dünyasından yapılacak açıklamalar ve kınamalar, Hıristiyan dünyasındaki göçmen karşıtı ırkçı aşırı sağcı kuruluşların da körükleyecekleri korkuyu yatıştırmaya yetmeyecektir korkarım ki.

Hıristiyan âlemi ile Müslüman dünyası arasında gittikçe kökleşmekte olan güvensizlik ve husumet duygusu, özellikle Batı dünyasının içinde bulunduğu ve kimi ülkelerdeki sosyal sonuçları daha şimdiden tezahür etmeye başlamış olan ekonomik bunalımın etkisiyle daha da yoğunlaşacaktır.

Bu çatışmanın, iç ve dış politikasını gizlenmeye gerek duyulmayan bir Müslüman Kardeşler hayranlığı üzerine bina etmiş olan Tayyibizmin yönetimindeki Türkiye’yi etkilememesi düşünülemez.

İnsanlık bir kez daha aklın iflası durumuyla karşı karşıya son derece soğukkanlı ve sağduyulu olmak zorundayız.

Bu dalgalanma engellenemediği takdirde, oluşacak şok dalgaları herkesi, herkesten çok da bizi etkileyecektir.

Ali SİRMEN | Tüm Yazıları
Hits: 940