Teşekkürler Akşener!

~ 14.01.2014, Kemal OKUYAN ~

 

“Biz bu Anayasa’yı Allah korkusuyla hazırladık, besmeleyle yazdık, din dersini zorunlu hale getirdik, bir nesli ateistlikten kurtardık”… Böyle diyormuş 12 Eylül Anayasası’nı hazırlayanlar. Aktaran MHP’li Meral Akşener. Devamı da var: “1982 Anayasasını Evren hazırlamadı. Evren’in etrafını, bugün iktidarda bulunan muhterem kardeşlerimizin arkasında yürüdükleri kanaat önderleri, büyükleri çevirdiler. Bunlar kimlerdi; rahmetli Sebahattin Zaim hoca, Süleyman Yalçın, Nevzat Yalçıntaş hoca, bunun gibi pek çok hocayı sayabilirim. Bunlar Evren Paşa’nın etrafını çevirdiler ve 1982 Anayasası’nı yaptılar.”

Kuşkusuz 12 Eylül faşizmi bundan ibaret değil ama 1980 darbesi ve 1982 Anayasası ile bugünkü iktidar arasındaki bağı bir başka “muhafazakar, milliyetçi” siyasetçi söyleyince güzel oluyor, etki artıyor!

12 Eylül faşizmiyle hesaplaşacağız diyerek dinci siyasi iktidara kol kanat geren liberal cenahın günahlarından yalnızca biridir bu bağı görmemek ya da örtmeye çalışmak.

Bugün yaşanan siyasi karmaşa da siyasi iktidarın “dinci” karakteri önemsenmeden anlaşılamaz. Halk dini siyaset aracı olarak kullanan, dinsel referansları toplumsal ve siyasi alanı tasarlamak için öne çıkaran iki güçten birini tutmaya zorlanıyor.

Bunu yıllar öncesinde yazmış ve AKP’nin sonu gelse dahi, AKP rejimini devam ettirmek için çaba gösterileceğini söylemiştik. Kahin olduğumuzdan değil. Dinselleştirmenin arkasındaki gücü iyi bildiğimizden.

12 Eylül darbesi Amerikancı bir darbeydi. İşçi düşmanıydı. Ve dinciydi. Bunları birleştirin. Emperyalizm de Türkiye sermayesi de bundan vazgeçmez. İlla, Erdoğan’ın tahayyülündeki ölçüde “gerici Türkiye” olmak zorunda değil. Ama dinselleşme, siyasette, hukuk mekanizmalarında ve kamusal yaşantıda mutlaka olacak!

Bunu isterler.

İşte bu nedenle, herhangi bir gerekçeyle, bugünkü krizin öne çıkan aktörlerinden birine yardımcı olmamak gerekir. Cemaat ve AKP, Türkiye’de karanlıktan aydınlığa çıkışın yolunu döşeyemezler. Bunların birbirlerine aynı anda zarar verdikleri gerçeğinden hareket edilmeli, ikisine de manevra alanı bırakılmamalı, siyasi iktidarın somut karşılığı olan bu hükümetten kurtulmak için toplumun örgütlü hareket etmesi sağlanmalıdır.

Bu hükümet, Erdoğan değildir yalnızca. Bu hükümet aynı zamanda cemaattir, cemaatlerdir.

Kim kimi kandırıyor?

Bu kadar bariz, bu kadar uzun süren bir suç ortaklığından sonra çıkıp karşımıza “yok yok o ben değilim” demelerine nasıl izin verilir?

Cemaat mi AKP’yi kullandı, AKP mi cemaati? Bu soru yanlış ve zararlı bir sorudur. Halka ne bundan!

Sonuç ortada. Sonucu ortadan kaldırmak gerekir.

Sonuç şudur: Amerikancılık, siyasette dincilik ve emek düşmanlığına artık zerre hak tanınmamalı, toplum bu “cephe”yi gayrı meşru olarak ilan edebilecek özgüveni yakalamalıdır.

Efendim koşullar uygun değilmiş!

Koşullar çok ama çok uygun. Çünkü ne bizim geri basacak yerimiz, ne de Amerikancı, dinci, emek düşmanı cephenin gidecek yeri kaldı.

 

solhaber

Kemal OKUYAN | Tüm Yazıları
Hits: 1247