Neşter yemiş Paşa'yı ziyaret çocuk aldatma!

~ 10.02.2013, Necati DOĞRU ~

Şeytanın gör dediği:

Abdullah Öcalan’ı hücresinde ziyaret ettiriyor. Kendi görüşmüş sayılır. Ve “darbe yapmayı düşündü” diye düzmece CD’lerle 18 yıla mahkum edilmiş ve kalbinden 3 kez neşter yemiş Ergun Saygun paşayı da hasta yatağında görmeye gidiyor.

Şeytanın sor dediği:

Hem PKK’lı  Öcalan’la görüşme.

Hem TSK’lı Saygun’u ziyaret.

Yeni açılım bu mu?

İkisine de birlikte “af çıkartıp” işte bakın “29 yıldır süren iç savaşı durduruyorum, barışı da getiriyorum… Türkiye’nin önünü ben açıyorum… Beni Başkan seçin….” diyebilmenin yolunu yapıyor.

 

Proje buysa anlayalım.

Üzerinde konuşulabilir.

Yok sadece; Türk Ordusu’nun bir paşası kalp ameliyatı oldu, ülkenin Başbakanı da devlet adamlığını gösterdi “gitti paşa daha solunum cihazından ayrılmamışken elini tuttu” denilecekse bu çocuk kandırmaya girer.

Kimse yemez bu tiyatroyu!

Karanlık ilişkileri olan ve sızdırma Fetullah Gülen’ci olduğu söylenen bir oğlan (Tuncay Güney) vardı. Kanada’ya gidip papaz oldu. O bile şimdilerde TV’lerin canlı yayınına bağlanıp; “Ergenekon bir projeydi, bitti. İçerdekilerin serbest bırakılması gerekiyor” diye taze görüş bildiriyor.

 

Xxx

 

Bu denli farfara olunmaz.

Hastanede kalp ameliyatı masasına yatma noktasına gelinceye kadar bu paşa ile  TSK’dan  324 subaya 13 ile 20 arasında değişen toplam 5 bin 276 yıl mahkumiyet verildiğinde taraftarlarınız hep sevindi.

Siz de sustunuz.

Partiniz vicdanlar mühürledi.

Ergenekon bir projeydi!

Yani davalar siyasiydi.

Adalet kanatılıyordu.

Kanunsuz aramalar.

Yasalara aykırı el koymalar.

Sahte delille suçlamalar.

Uydurma CD’ler.

Fabrikasyon gizli tanıklar.

Sahte kanıtlarla yargılamalar.

Gerçek kanıtları gizlemeler.

Bütün bunlar olurken hiç ses çıkarmayan tersine “gerçekten adalet yerini buluyormuş” gibi davrananlar şimdi ne oldu da Paşa’yı hastanede ziyaret ihtiyacı doğdu.

 

Xxx

 

Bu ziyaretin ordudan yoğun istifa haberlerinin yazılıp söylendiği günlere rastlaması da insanı “şeytanın sor dediği” başka bir noktaya götürüyor.

Orduda bir kaynama var.

Genel Kurmay çaresiz.

Üst kademeyi tutamıyor.

Bir gönül alma, pişmanlık dilekçesi verme durumu doğduğu için Başbakan, aniden “hapisteki komutanların koruyucusu, kollayıcısı ve hastanede kalp ameliyatı olmuş paşa ziyaretçisi” durumuna geliyor.

Paşayı ziyaret!

Çocuk kandırma!

Örtünün altını gizleme.

Sızdırılmış Fettulahçı oğlan, canlı bağlantıya geçtiği TV yayınında ayrıca; “Ben vicdanen rahatsızım. İşkence görmeseydim Ergenekon davası’nın temeli sayılan o konuşmaları yapmazdım. Devlet beni kullandı. Türkiye’de adalet aramak genelevde bakire kız aramaktan farksız” diye konuşuyor…

 

KUTU

(uyan borusu)

 

Denizde freni

tutmadı

arkadan çarptı!

 

İki gündür TV haberlerinde dönüyor. Gazeteler de büyücek sayfalarına koydular; “Denizde Dehşet” ve “Freni tutmadı arkadan çarptı…” diye yazılıyor. Bostancı-Kabataş seferini yaparken deniz otobüsüne Kız Kulesi açıklarında yabancı bandıralı bir yük gemisi arkadan çarptı. 9 yaralı. Denizde arkadan çarpma olabilir mi! Deniz otobüsünün hızı yük gemisinin 5 kat daha fazla olduğuna göre arkadan çarpma mümkün olabilir mi? Belli ki, deniz otobüsü yerli, yük gemisi yabancı! Haberi verirken bile taraf tutuluyor.  Toplumun geldiği adalet anlayışına bak! Bak, bak otur ağla!

Necati DOĞRU | Tüm Yazıları
Hits: 1206