Bir Oğul Öldü Diyeler...

~ 05.09.2012, Mine KIRIKKANAT ~

Mustafa Dönmez, ODTÜdeki öğrenimini 80 olayları nedeniyle yarıda bırakıp Harp Akademisini kazanmış ve başarıyla Yarbaylık rütbesine kadar yükselmiş, entelektüel bir subaydı. 2009 yılında bir ihbar mektubu ve evinde bulunduğu iddia edilen bir krokiden yola çıkılarak; Ankaradaki Zir Vadisinde bulunan ve kime ait olduğu belirsiz mühimmat nedeniyle tutuklandı bir Ergenekon Davası sanığı oldu.

Mustafa Dönmezin 1991 doğumlu büyük oğlu Alp Kaan, üniversite eğitimini sürdürdüğü Azerbaycanda, 1 Eylül Cumartesi günü karşıdan karşıya geçerken bir aracın çarpması sonucu hayatını kaybetti.

Silivride bir tutukluya verilen ilk cenazeye katılım izni, Doğan Yurdakulun kanser olan eşi Güngör Yurdakulun ölümü sonucu biz avukatlarının başvurusuyla gerçekleşmiş ve bu iznin genelleşmesiyle tutukluluk haklarında önemli bir kazanım elde edildiğini düşünüp, sevinmiştik. Meğer yanılmışız...

Tutukluya cenaze izni hakkını veren kanun, bu hakkın kullanımını Mahkeme Heyetinin tutuklu avukatlarının yaptığı başvuruyu kabul ve kararına bağlamış. Mustafa Dönmezin yaşadığı acıdaki gibi eğer yakınınız hafta sonu ölürse, cenaze izni alabilmek için ilk iş gününü beklemeniz ve tabii cenazeyi de bekletmeniz gerekiyor. Biz avukatlar da bu durumu göz önüne alarak, Mustafa Dönmeze oğlunun ölüm haberini, mahkemeye başvuru yapana kadar vermemeyi uygun bulduk.

Haksız bir karar sonucu, YAŞ kararları öncesi 3lü kararname ile davası devam etmesine rağmen iddialar nedeniyle ordu ile ilişiği kesilen Dönmez; muvazzaf askerlerin tutuklu kaldığı Hasdal Cezaevinden Silivriye nakledilmiş ve burada kendi isteğiyle tek başına kalmaktaydı. Geçen pazartesi, kendisine hayatındaki en acı haberi vermek için duruşmaya gelmesini beklerken, durumu duruşmaya katılan diğer sanıklara anlattık ve tabii Silivri mahkeme salonuna tam bir ölüm sessizliği çöktü.

Mustafa Dönmez her zamanki güleryüzü ile duruşma salonuna girdiğinde, henüz heyet gelmemişti. Tuncay Özkan, kimsenin yapmaya cesaret edemediğini yaptı ve Dönmezi acı habere hazırladı. Çok güzel bir ön konuşma yaptı ve o en acı haber verildiğinde Mustafa Dönmez sadece Oğlum!diyebildi. Kendisini suçluyordu, çünkü oğlu Belçikada eğitim görmek istemiş, o ise Azerbeycanda güzel bir eğitim sistemi olduğunu söyleyerek, oğlunu orada okumaya ikna etmişti. Herkes sırayla yanına gidip başsağlığı diler ve teskin etmeye çalışırken, Mustafa Dönmez bir babanın alacağı en ağır darbeyle, çoktan yıkılmıştı.

Mahkeme Heyetine sabah 08.30da verdiğimiz izin dilekçesinin kabul cevabı, ancak 10.30da verilebildi. Mahkeme kararı cezaevine faksladı. Mustafa Dönmez yanı başımızdaki cezaevine bir araçla geri götürüldü ve sonra, sanki Silivride hiç uygun cezaevi aracı yokmuş gibi Maslaktaki Jandarma Alay Komutanlığından araç beklendi. Oysa Dönmezin, Bandırmadaki cenazeye yetişmesi için en geç saat 14te Yenikapıdan feribota bindirilmesi gerekiyordu.

Saat 11.00 olduğunda Jandarma, Bandırmaya gidecek araç için masrafın 2500 TL olduğunu bildirdi. Bu durum, parası olmayan tutuklular için cenazeye katılım hakkının kullanılamaz olduğu gerçeğini bize gösterdi. Çünkü 3 hafta önce de sanıklardan Erkan Önselin ağabeyi öldüğünde, Trabzondaki cenazeye götürülmesi için kendisinden 6500 TL masraf talep edilmişti!

Parayı yatırdıktan sonra, Dönmezi götürecek aracın hâlâ yola çıkmadığını öğrendik. Duruşmayı izlemeye gelen CHP milletvekillerinden M.Akif Hamzaçebi, telefonla Valiyi arayıp işlemin hızlandırılmasını rica etmese, eminim Maslaktan Silivriye en erken öğle tatilinden sonra yola çıkacaktı.

Mustafa Dönmezi saat 13.30 gibi Silivriden alan cezaevi aracının, Yenikapı feribotuna güvenlik nedeniyle alınmadığını haber aldık. Oğlu Alp Kaanın cenaze namazına yetişemediği için bekletilen tabutu, babası son kez sarıldıktan sonra toprağa verildi. Dönmez, cenaze izninde evinde de uyuyamayacak. Akşam Bandırma Cezaevine götürülüp, sabah evine getirilecek.

Ve bu tablonun mimarları, akşamları gönül rahatlığıyla çocuklarına iyi geceler dileyebiliyorsa, ne mutlu onlara!

Av. SERKAN GÜNEL

‘G’ NOKTASI

Öldükten sonra Allahın cehennem azabından korkanların, yaşarken başkalarının hayatını cehenneme çevirmekten hiçbir vicdan azabı duymamaları nasıl açıklanır, bilemiyorum.

Çünkü benim inanmadığım kutsal kitaplar bile, en büyük cehennem azabının vicdan azabı olduğunu sezdirir.

Hile ile, iftira ile insanların hayatını çalmak, özgürlüğünü gaspetmek, onları girişi ve çıkışı tutulmuş sırat köprülerinde bekletmek, zulüm değilse nedir?

İşte o zalimlere, Onlar için cehennemden yataklar ve üstlerine örtüler vardır. Biz zulme sapanları işte böyle cezalandırırız (Araf Suresi, 41)der, Kuran.

Ama ben kendilerine, başkalarına çektirdikleri acıların aynısını çekecekleri kadar uzun bir yaşam diliyorum!

İnsan, yoluyla birlikte

biten bir yolcudur.

ANTOINE DE RIVAROL

(Cumhuriyet)

Mine KIRIKKANAT | Tüm Yazıları
Hits: 1811