Arabuluculuk Tekel Hakkımıza Açık Bir Saldırıdır.

~ 13.12.2011, Av. M. Haşim MISIR ~
Fransız filozofu Alain Badiou Cumhuriyet Gazetesindeki söyleşisinde “ileri demokrasinden söz ediliyorsa demek ki demokrasi geriye gidiyor, ileri demokrasinden söz ediliyorsa, demek ki kendilerini bunu söylemeye mecbur hissediyorlar” diyor ve ardından ekliyor, “demokrasi söylemi despotik durumlara, eski monarşilere, askeri kuvvetlere karşı kullanılan güçlü bir sözdür” diyor.
 
Bu sözler ne yazık ki kendisi de genç bir avukat olan Sayın Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminde bulunan “Arabuluculuk Kanun Tasarısını” hangi anlayışla savunduğunu ve kendisini bakan yapan avukatlık mesleğine bakışını açıklıyor. Sayın Bakan yürürlükteki uzlaşma hükümlerinden sanki sonuç alınmış gibi arabuluculuğun yargı üzerindeki yükü azaltacağı gibi kulağa hoş gelen ancak kendisinin de inanmadığı sözlerle tasarıyı savunmaktadır.
 
Oysa gerçek başkadır. Sayın Bakan’ında imzaları ile Hukuk Fakültesi sayısı yüzü bulmuş ve hukukçuluk sıradan bir meslek haline getirilmiş yüzlerce niteliksiz hukukçu iş ve aş derdinde iken, tasarı ile yüz saatlik eğitimle hukuk mezunu olmayanların da arabulucu olabileceğini önermek ancak bu ileri demokrasi ve monarşi özlemi ile olur. Ancak bu çöküşün gizlenmesi çabası ile olur.
 
Baroları tamamen dışlayan bir yapılanmayla yeni bir meslek yaratmaya ve bunu avukatın önüne geçirmeye çalışırsanız bu ancak ileri demokrasi ve monarşi özlemi ile olur. Salt özel okullardaki eğitimin kalitesi tartışılmasın, yağma hasanın böreğinden biraz daha fazla yararlansın diye Anayasa Mahkemesi’nin iptal etmesine karşın iki yıldır avukatlık mesleğine giriş sınavı getirip hem hukuk eğitimine ve hem de avukatlık mesleğine kalite getirme çabasında olmanız gerekirken, avukatlık sınavsız, arabuluculuk sınavlı dersen ve avukatları da bu sınava layık görürsen işte bu tam bir ileri demokrasi ve kadrolaşma amacıyla olur.
 
Burada üzücü olan Türkiye’deki 70 bin avukatın üzerine ölü toprağı serpilmişçesine sessiz ve hatta tepki gösteren Baroları terörist gözüyle görmeleridir. Siyasi düşünceniz ne olursa olsun önce mesleğinizi, meslek sorunlarını düşünmeniz gerekir. Bugün iktidarda AKP var. Yarın kimin olacağını Allah’tan başka kimse bilemez. Unutmayın ki avukatlık ruhsatla başlayan teneşirde biten bir meslektir. Lütfen siyaseten değil, mesleğin geleceği adına düşünün. Aşımıza ekmeğimize Avukatlık Yasası 35.maddenin öngördüğü “tekel hakkımıza” açık bir saldırı varken bunu görmemek anlaşılır gibi değildir.
Sevgili bakan gerçek ileri demokrasi AİHM’nin bildirdiği gibi avukatın yargılamadaki “Kilit Rolü” nün siyasi irade tarafından da kabulü ve mesleğin buna göre donanımlandırılması ile olur. Dünyanın hiçbir ülkesinde avukatların özgürlüklerine, bağımsızlıklarına, ekmeklerine saldırı ile ileri demokrasiye geçilmemiştir. Sonuç hep hüsran, ya faşizm ya da komünizm olmuştur. Sizden istirhamımız sizi milletvekili, bakan yapan mesleğinizi, onurumuzu, gururumuzu yüceltme çabasında olmanız, ekmeğimize kan doğramamanızdır.
Av. M. Haşim MISIR | Tüm Yazıları
Hits: 2005