Can alıcı soru!

~ 30.06.2011, Necati DOĞRU ~
Başladık.
Devam edelim.
Manzara: Ayakta ağlarım.
Ankara’da Türkiye Meclisi toplandı.
Diyarbakır’da bir Meclis daha açıldı.
Bir de “Kürt Meclisimiz” üretildi.
Tek Meclis için oy verdik.
İki Meclisimiz birden oldu.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne seçilen Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan bağımsız milletvekilleri (sayısı 36), “Dıyarbakır’da ayrı bir Kürt Parlementosu”nu çalıştıracak adımları attılar.
 
Tesadüf olabilir mi?
PKK’nın Baş Komutanı Murat Karayılan yanında diğer komutanlarla birlikte gazeteci Hasan Cemal ile ABD ordusunun koruması-kollaması-kontrolü altındaki Irak Kandil Dağı’nda karargahında görüştü. Bir ceviz ağacının altında öğlen yemeğinde; kebap, derede tutulmuş ala balık, beyaz pilav, kaburga dolması, et kavurma, ciğer, yoğurtlu yaprak sarma, lavaş ekmeği yanında dilimlenmiş francala yedikleri sırada Murat Karayılan, basın için fotoğraf çektirip “Diyarbakır’da açılan Kürt Parlementosu’nu silahlarıyla koruyacaklarını” açıkladı.
Aynı güne rast geldi.
Kürt Meclis’i Dıyarbakır'da açıldı.
Karayılan Hasan Cemal’e Kandil'de aynı gün; “…(!) halk meclisleri var. Kim onları hedef yaparsa, saldırırsa yanıtını alır. Özerklik örneğin Hakkari’de uygulanıyorsa ve polis saldırıyorsa, bizim açımızdan savunma olur… Devrimci halk savaşı olur…” dedi. (Kaynak 29 Haziran 2011 Milliyet Gazetesi, sayfa 14)
 
Xxx
 
Bu söyleşiiden anlıyoruz.
Üç silahlı kuvvetlerimiz olmuş.
Birincisi: Türk Ordusu.
İkincisi: Türk Polisi.
Üçüncüsü: Kürt Ordusu PKK:
Gazeteci Hasan Cemal, Kandil Dağı’ndaki PKK Karargahın’da Murat Karayılan’a “Üçüncü Silah Kuvvetlerimizin Baş Komutanı” edasıyla  sorular soruyor, Karayılan da “Üçüncü Silahlı Kuvvetler Komutanı” kararlılığıyla; “Devrimci Halk Savaşı’nın başladığını” Hasan Cemal aracılığıyla bütün dünyaya duyuruyor.
Karayılan, çok net.
Ne söylediğinin farkında.
Her ettiği lafının bilincinde.
Karayılan ordusunu “zafere ulaştırmış” bir muzaffer komutan gibi konuşuyor. Ankara'da devletten izin alınmış gibi konuşturuluyor.  TESEV’ci gazeteci Cengiz Çandar da zaten hazırladığı “PKK dağdan nasıl indirilir?” raporunda “bu zaferi” Ankara'da Türk Başbakanı Tayyip Erdoğan’ı da şahit göstererek ilan etmiş, tarihe not düşmüştü.
 
Xxx
 
Bunlar tarihe tanıklık eden, not düşüren gazeteciler! TESEV raporunda yazılı:  “Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Hükümet, Genel Kurmay’a “Siz bu PKK’yı askeri olarak yeneriz, bitiririz diyor musunuz?” diye soruyor. Alınan cevap olumsuzdur”
Yani Türk Ordusu havlu atmış.
“Biz PKK’yı yenemiyoruz” demiş.
Cengiz Çandar’ın yazdığı doğru mu?  PKK’yı yenemiyoruz diyen Genel Kurmay Başkanı kim? Emekli olunca binsin diye kendisine trilyonluk otomobil verilen mi, ondan önceki mi, yoksa ondan sonraki Genel Kurmay Başkanı mı? Hangisi?
Rapor bir hafta önce açıklandı.
Başbakan, “bu rapor yanlış” demedi.
Genel Kurmay’ın eski başkanlarından hiç biri de kalkıp, “Biz PKK’yı yenemiyoruz” diye bir lafı kimseye etmedik demedi.
Cengiz Çandar da nedense sormamış.
Adını açıkça yazmaktan kaçınmış.
Cengiz Çandar, arkasına TESEV’i de alarak, madem Türkiye’nin cumhuriyet tarihini değiştirecek bir döneme “tanıklık olsun” ittirmesiyle rapor yazma çetin görevine soyundu. İsmini Başbakandan öğrendiği o genel kurmay başkanıyla da görüşüp; “PKK’yi yenemeyeceğinizi söylemişsiniz. Doğru mu? Havlu atmışsınız. Eksiğiniz nedir? Elinizi, kolunuzu tutan mı var? Sizi yalnız bırakan mı oldu? Askeri bilginiz mi yetmedi?”  diye sorması ve o genel kurmay başkanının adını da belirterek açık açık yazması gerekirdi.
Değerli okurlarım!
 Velhasıl manzara; şiir okutuyor.
Yağsın nesi varsa kainatın.
Lakin bu derin sukut bitsin.
Necati DOĞRU | Tüm Yazıları
Hits: 1823