Korku...

~ 05.11.2015, Hakan Gülseven ~

Türkiye bir yıldır seçim atmosferi yaşıyor. Bu sütunda bir yıldır seçimlerin hiçbir meseleyi çözmeyeceği yazılıyor. Zira demokrasi şişede durduğu gibi durmuyor. Öyle kitaplarda yazan bir demokrasi yok...

Evet, bir kez daha görüldü ki, bu çağın demokrasisi bir çeşit madrabazlıktır. Türkiye’de seçimler hiçbir anlam ifade etmiyor. ‘Seçmen’ denen jölemsi kütleyle ve seçim sonuçlarıyla bir güzel oynuyorlar.

Medya zaten Allahlık. Medya organları zorla ya da menfaat icabı teslim alınabiliyor. Ertuğrul Özkök’e bakın, yeter... Kaç yaşına gelmişsin be adam, Aydın Doğan’ın terkisinde at sineği gibi dolaşmışsın yıllarca. Dünyalığını yapmışsın. Git inzivaya çekil en azından. Yok. İlla ki o terkinin ekseninde telaşla kanat çırpacak. Neymiş? Fabrika ayarlarına geri dönmüş! Biz seni çıkaran fabrikanın ortalığa öyle ayarsız ayarsız saldığını bilmiyor muyuz? Ne ayarın, ne ilken, ne duruşun olmuş senin bugüne kadar?
Neyse...

***

Bu memlekette vurarak, kırarak, bombalayarak iktidar korunuyor. Leş gibi bir düzen kurulmuş. Din tüccarlığıyla cehalet örgütleniyor, sandığa oy olarak havale ediliyor...
New York Times üşenmemiş, bir başyazı yazıp KaçAk Saray’da ikamet eden unsurun milleti korkutarak iktidarını koruduğunu, otoriter eğilimlerini artıracağını falan yazmış. Böyle ahmakça özetlere Amerika memleketinde “Kahvaltı bitti ama günaydın” mealinde bir laf denir. Bari bu siyasi ucubeyi bizzat Amerika’nın yarattığını yazsalardı, belki biraz daha anlamlı bir iş yapmış olurlardı.

***

Evet, ‘Frankenstein Amerika’nın yavrusudur bu iktidar. Ortadoğu’da oynadıkları kanlı oyunun figüranlarından biridir. Çalmış, çırpmış, öldürmüştür; şimdi de kendini muhafaza etmek için kanlı oyunlarına devam etmektedir.
ABD ve ‘kanaat yapıcıları’ boşuna ‘insan hakları’ ve ‘demokrasi’ martavalları okumasın. Binlerce evladını kaybetmiş bu ülkede onlara inanacak tek bir insan evladı bulamazlar.

***

Ve korku...
Doğrudur. Halkın bir kesimi, “Lanet olsun! Şunlara istediklerini verelim de bu ülkenin gençleri daha fazla ölmesin” demiş olabilir. Yaşamlarından endişe edenler, “Sesimi çıkarmadan yaşayıp gideyim” diyenler olmuştur.
Ama öte yandan, nüfusun yarısına yakınında büyük bir öfke birikmektedir. Bu öfkenin olduğu yerde kimse gönlünce iktidar edemez. Emin olun, bu öfke bu düzeni orta yerinden çatlatacaktır.

***

Evet, şimdi önümüzde ne seçim, ne de bu Hırsız-Katil İktidarı’nın seçimlerle gidebileceği yanılsaması vardır. ‘Bu memleketten çekip gitmek’ ise çok küçük bir azınlığın fantezisi olabilir. Emeğiyle yaşayan büyük bir nüfus, sadece insanca yaşayabilmek için mücadele etmek zorundadır.

Su yatağını bulur. Mücadele örgütlenecek, öfke patlayacaktır. Bu iktidarın yarattığı tahribatı büyük bir halk hareketi temizleyecektir.

Ve, ne korkusu?
Ertuğrul Özkökler korkar. Ayarları bozulur. Biz ise korku sınırını Haziran 2013’te aştık. 10 Ekim’de Ankara’da ise sinirlerimizi aldılar. Artık acı ve korku hissetmiyoruz. Sırf bu yüzden, bu ülkenin aydınlık yüzlü insanları, muhatap olduğumuz içi boş, kof zorbalığı alt edecektir. Hiç kimsenin şüphesi olmasın...

 

 

yurtgazetesi

Hakan Gülseven | Tüm Yazıları
Hits: 508