Yaptıkları Yapacaklarının...

~ 29.06.2011, Güray ÖZ ~
Artık bellidir. Hiç kimse kendini kandırmak için empati, sempati havalarına girmesin. Yüzde 50 oyla Meclis’te bir önceki dönemden daha az milletvekili ile temsil edilmek gibi bir sonuçla karşılaşan siyasal parti kızgındır, kırgındır, kararlıdır. Öfkesini seçilmiş, ama Meclis’e gidemeyen vekillerden çıkarmak niyetindedir.
Besbelli ki işi biraz süründürmek istiyor.
***
Arada bir durup düşünmek, kurduğumuz cümlelerin gerçekle, gerçeklikle ilgisini, ilişkisini gözden geçirmek zorundayız. Söylenene, dayatılana gerçek bu değil, ama sen öyleymiş gibi davran alışkanlıklarına hayır demenin zamanıdır. Allah’ın bildiğini kuldan saklamanın âlemi yoktur.
Türkiye’de yargı ile hukuk arasında, alacakaranlıkta kalmış büyük bir boşluk var. Genel kabul gören hukukun dayandığı temellerin insana, insanın gerçek özgürlüğüne aykırı karakterinden söz etmiyoruz. Var olan hukukun bile serbest piyasacı ve dayatmacı politikalara yeterli gelmediğinden söz ediyoruz. O nedenle yargı hukukla arasını açtıkça açıyor.
Biz de hukuk varmış, yargı gerçekten bağımsızmış gibi konuşmaya davam ediyoruz. Hiçbir zaman öyle olmadı, ama şimdi katlanılabilir ölçüler de fersah fersah aşılmıştır. Yasama, yürütme, yargı arasındaki kabul edilebilir ilişki, tek tek politikacıların, bürokratların, yargıçların insafına kalmıştır.
O nedenle bir yargıcın ısrarla verdiği tahliye yönündeki kararını bir başka yargıç yasamanın kendisine tanıdığı geniş yetkiye, yürütmenin somutlaşmış alkışlarına sığınarak gönül rahatlığıyla reddedebilmektedir.
Ve medya bildiği bu çıplak gerçeği görmezden gelebilmenin mutluluğu içinde haber yapabiliyor, köşe yazarı hicap duymadan gerçeği gizleyebiliyor.
***
Ayıptır, günahtır, insana yakışmayan bir iştir. Şimdi de tutturmuşlar, helalleşmekten, beyaz bir sayfa açmaktan, yepyeni bir anayasa yapmaktan söz ediyorlar.
Buna inanmamızı beklediklerini de biliyorsunuz herhalde.
O zaman işin özetini yazalım da, sonra demedi demesinler.
Ey adaleti kendi terazisinden başka bir teraziyle ölçmeye yanaşmayan, kalkınmayı, gelir dağılımını hiç hesaba katmayan, büyümeye indirgemiş partinin her söylediğine inananlar, özgürlükçü bir anayasa yapılacağına iman edenler, durun da bir düşünün. Bu partinin bugüne kadar yaptıklarını şöyle aklıselimle bir gözden geçirin.
Ve sorun bakalım, bu yeni anayasada, örgütlenme özgürlüğü gerçekten olacak, serbest piyasa düzenini reddeden partilere, görüşlere hayat hakkı gerçekten tanınacak mı? Sendikalaşmanın önündeki engeller kalkacak, işçiyi, çalışanı kapı önüne koyan lokavt yasaklanacak, çalışanın hakkını korumanın biricik aracı olan grev hakkı yasallaşacak mı? Sorun bakalım, hukuku askıya alan özel yetkili mahkemeler kaldırılacak mı? Sorun bakalım, halkın seçme özgürlüğünün önündeki en büyük engel olan baraj kaldırılacak, gerçeğe yakın bir temsile kapı açacak bir seçim sistemi yasalaşacak, tek adamlığın garantisi olan Siyasi Partiler Yasası değişecek mi?
Sorun ve aldığınız yanıtları da yalana, demagojiye prim vermeden, kendi içtenliğinize, kendi aklınıza güvenerek ölçüp biçin.
***
Çok zorlanıyor, işin içinden çıkamıyor musunuz?
O zaman dönüp yüksek yargının referandumdan sonraki haline bakın. Hâlâ hiçbir şey göremiyorsanız, seçilen ama Meclis’e giremeyen vekillere bakın.
Bundan sonra neler olacağını çözemediniz de merak mı ediyorsunuz? Dönün de olup bitenlere, yapılanlara, artık gizlenemeyen planlara bakın. İnanın, yaptıkları yapacaklarının garantisidir. Hayalleri pek geniştir, pek kuşkuludur...
Hayaldi gerçek oldu dedikleri budur.

(Cumhuriyet 29.06.2011)

Güray ÖZ | Tüm Yazıları
Hits: 1163