Cenaze evinde kahkaha

~ 15.10.2015, Aydemir GÜLER ~

Haziran 2013’de kabak gibi ortaya çıkmıştı bölünme. Bir taraf hayatı, uğrunda ölecek kadar ciddiye alıyor, ama hayatın tadını çıkartmasını da biliyordu. Diğer taraf “adamın bir tarafının kılı” olmakla övünecek denli zavallı, yalancı, zalimdi. Birinci tarafta kalite vardı. İkincisinde siyaset aptalca ve aptallar için yapılıyordu.

Haziran Direnişinin geri çekilişi kendini bu boyutta da gösteriyor. Aptallık memlekete yayılıyor.

Ankara katliamından sonra sosyal medyada, neye referansla yazıldığından bağımsız olarak not ettiğim bir cümle okudum: “Adeta cenaze evinde kahkaha atıyoruz.”

Yasımız var, ama yas tutuşunda bir tuhaflık da var memleketin. Yürüyüşler yapılıyor, protestolar düzenleniyor. Bende mi bir tuhaflık var, yoksa benim tanık olduğum o eylemlerde mi? Çare arıyor akıl tabii ki. Bula bula Türk sağının eskimiş “milli birlik beraberlik” demagojisi çıkıyor kurtuluş niyetine ve solcuların dilinde! Eylemin baskın siyaseti bu olunca…

Şimdi yazının girişinden hareketle birileri, yine diyecek ki, AKP’yi değil, muhalefeti tartışıyor. Ben de diyebilirdim ki, AKP’nin nesini tartışayım, şeyinin kılı işte! Haklı olurdum… Demiyorum; çünkü muhalefeti tartışmak AKP ile nasıl mücadele edileceğini tartışmakla bir ve aynı şey. Aradaki bağlantıyı görmeyenler ikinci paragrafın ikinci cümlesinde yazdığımın canlı delilleridir.

Erdoğan’ı ve Davutoğlu’nu seyredemesem de mecburen okuyorum. O da dayanılır gibi değil. Ölüleri yarıştırmak aptalların aptallar için ürettiği siyasettir. IŞİD’le 360 derece fark, eylem yapan canlı bombayı yakalamak falansa aptallığın da kendi içinde derecelenebileceğini gösteriyor. Bu bir detay.

Mehmet’in (Kuzulugil) çok, ama çok iyi yazdığı gibi, halkla kavga etmeden halkı değiştiremezsiniz. Biraz farklı bir bağlamda devam edersem; bugünkü bölünmüşlükte bir taraf halk niteliğini yitirmiş, karşı-devrimin organik tabanı haline gelmiş bulunuyor. “Bizim halkımızı” değiştirecek olan da bu güruhla kavga etmektir.

Halka ve sola bulaşan aptallık kavgasız gürültüsüz bir hayat özlemini örgütlüyor. Halkı değiştirmek değil, vasatın konformizmine uyum sağlamak. Sonuçta kimse kimseyi örgütlemiyor, gerçek anlamda. Türkiye görüp görebileceği en yüksek politizasyon düzeyine çıkıyor ve bu politizasyon örgütsüzlüğü vaaz ediyor. Şimdi biz AKP’yi değil de muhalefeti mi eleştirmiş oluyoruz?

Ne yapıyor Kılıçdaroğlu? Savaş suçları tarif ediyor önce. Sonra lafı suçlularla koalisyonun imkanlarına bağlıyor. Suçsa, lamı cimi yok, yargılanır, hesap sorulur.

Nasıl oluyor da, Mustafa Karasu “Türkiye’nin müttefiki ülkelerin PKK’ye katliamın enformasyonunu önceden ulaştırdıklarını” söylüyor ve bu sözler “katliamı hükümet biliyordu” diye yorumlanabiliyor? Akla gelecek ilk soru, Karasu’nun hangi ülkelerle ne menem bir ilişkisi olduğu, ikinci de bu enformasyonun neden katliam planını boşa düşürmek için kullanılmadığı değil midir?

Bende bir tuhaflık olduğunu zannetmiyorum. “Savaş hükümeti”ne bakan vermek önceki savaş suçlarının sineye çekildiği anlamına gelmiyor muydu? Bakanları geri çekmekse, daha ileride Ankara’nın da unutulabileceğini düşündürmüyor mu?

Evet, birlik-beraberlik sağcılıktır. Genel olarak öyledir. Ama hele bugün! Parmak hesabı yapmayı becerenler bile bugün pazarlanmakta olan ve gerçekleştiği takdirde Birikimciler tarafından Türkiye’nin bir türlü bitmek bilmeyen (!) demokratik devriminin yeni ve nihai halkası olarak takdim edileceği kesin olan “büyük koalisyon”un AKP veya AKP artıklarını, yani suçluları veya suç ortaklarını da içereceğini görebilir… Ne olacak yani, solun ve Kürt seçmenin oylarına talip olan CHP ile HDP Meclis çoğunluğunu mu alacaklar?

Türkiye toplumu politizedir. Türkiye halkının kendiliğinden yarattığı sağlıklı bölünme elinden koparılıp alınmaya çalışılmaktadır. Bu yola giren yas bile tutamaz. Cenaze evinde kahkaha atmaksa tutmaz.

Politize bir toplum için doğal olan örgütlenmektir. Aptallık örgütsüzleştirir. Emeğin aklı örgütler. O zaman yasımızı insan gibi tutarız, geleceği sosyalizm için kurarız.

 

solhaber

Aydemir GÜLER | Tüm Yazıları
Hits: 608