AYIKOVAN

~ 28.06.2011, Av. Abdurrahman BAYRAMOĞLU ~
Geçtiğimiz hafta sonu, bir grup avukat ve adliye çalışanı arkadaşla birlikte, İzmit il merkezine çok yakın ve çok güzel bir doğal ortam olan Menekşe yaylasındaydık.
Bakırköy Adliyesi önünden sabah 6,30 da başlayan yolculuğumuz sırasında, İstanbul’dan çıktıktan sonra ilk olarak, İzmit-Yalova yolu başlangıcından Yuvacık Barajı tabelasını takip ederek bazı eksiklerimizi gidermek üzere Yuvacık Köyü’ne uğradık. Sonra barajın kıyısını takiben, adeta güzel bir doğa fotoğrafı içinde kaybolmuşçasına keyifle ve kıvrıla kıvrıla yükselip, önce Servetiye Köyü’ne, sonra köyün Lazlar Mahallesi’ne ve nihayet araçlarımızla yükselebileceğimiz en yüksek yer olan Aytepe’ye vardık.
Yaklaşık 100 km.lik yolculuk sonunda ulaştığımız 900 m. yükseklikteki bu tepe, bir yandan İstanbul’a, Körfeze ve İzmit’e, diğer yandan son durağımız olan Menekşe Yaylası ve İzmit’in içme suyunu karşılayan Yuvacık Barajı’nı besleyen suların akmakta olduğu derin vadiler ve yemyeşil tepelere bakan bir yer.
Ardından 3 km.lik yolculukla, kahvaltı yapıp araçları bıraktığımız Veysel Dayı’nın yerine ulaştık. Bu nokta, suyun kaynağının görülebildiği Soğuksu Mağarası’nın bulunduğu yer aynı zamanda. Veysel Dayı, tipik bir Karadenizli. Burada yıllarca suyu beklemekle görevli olarak yaşamış. Yaşadığı yerde de ziyaretçilere sıcak çay ikram ettiği, yemek yenebilecek (Yanınızda getirdiğiniz yiyecekleri yiyebileceğiniz…) ve soluklanabilecek sıcak ve doğal bir ortam oluşturmuş. Veysel Dayı, yaşı gereği artık emekli olduğundan yerine küçük oğlu geçmiş. Kendisi ise şimdilerde Aytepe’de, körfeze ve muhteşem manzaraya bakan bir tesisi diğer oğluyla birlikte oluşturmaya çalışıyor.
Saat 12 gibi başlayan ve 17 gibi sona eren, orman içindeki inişli çıkışlı doğa yürüyüşümüzü sözcüklerle anlatmak zor. Çok ta uzun sürer sanırım.
Muhteşem manzaralı sarp vadiler, gürgen ve kayın ağaçlarının gölgesinde, mor komar çiçekleri koklayıp, zaman zaman da güzel kokulu dağ çilekleri toplayarak eğrelti otları ve sarmaşıklar arasında sürdürdüğümüz yürüyüş, üç beş evin bulunduğu Menekşe Yaylası’na ulaşıp geri dönmekle sona erdi.
Servetiye Köyü’nde dere kenarında tereyağlı kiremitte alabalık ve kiremitte mantardan oluşan akşam yemeğinden sonra su ve doğa sesleri arasında içtiğimiz sıcak çay, güzel bir Cumartesi gününden kalan keyifli bir anı olacak sanırım.
***
Buraya kadar anlattığım doğaya ilişkin manzara resminin üstüne, insana ilişkin birkaç resim eklemem gerekiyor.
Önceki ziyaretlerimizden bu yana yollar genişletilmiş ve modernize edilmiş. Orta vadede olacakları düşündükçe yukarıda anlattığım doğa için kaygılandım.
Dere kanarındaki alabalık tesisinde, İstanbul’dan gelerek sünnet olmuş çocuklarına mevlit ve kuran okutan bir aile ve konukları ile, Menekşe Yaylası’nın yanıbaşında çadır kurmuş olan bir grubun ikindi vaktini, okudukları ezanla ormandaki tüm mahlukata duyurmaları da ilginç birer resim karesiydi. Yorumsuz…
Hemen tümümüz, yürüyüş sırasında cep telefonlarımızın çekip çekmediğini ara sıra kontrol ederek, bazen da gelen mesajlara baktık. Konuşan da olmuştur belki. Ben duymadım. Bu kez de insanlık ve kendi adıma kaygılandım.
***
Ayıkovan başlığı da nereden çıktı diye soruyorsanız, işte yanıtı.
Veysel Dayı’nın saklı bahçesinde bir havuz ve içinde bir Dönme Dolap var. Suları savurarak dönüp duruyor. Bir de, çoğunuzun görmediğini sandığım, Karadeniz halkının zekasına yakışan muhteşem bir ürün; Ayıkovan.
Ayıkovan özel bir düzenek. Tarlaları ayılardan korumak için belirli aralıklarla ses çıkaran bir sistem. Bir tahterevalli… Bir tarafı daha kısa ve ucunda su yalağı bulunuyor. Diğer tarafı daha uzun, daha ağır doğal olarak. Dengede kalması için tahterevallinin orta ayağı yüksekliğinde bir sehpaya oturuyor. Ve su yalağının içine sessizce akan su…
Yalağın büyüklüğü, suyun debisi ve diğer tarafın ağırlığının ortak etkisi ile belirli aralıklarla dolan su yalağının tarafı ağır basıyor ve yalak aşağıya doğru inerken su dökülüyor. Tekrar hafifleyen su yalağı yukarı çıkarken, diğer kol hızla sehpaya çarparak tok bir ses çıkarıyor. Tarlanın büyüklüğüne göre, gerekirse üste bir teneke bağlanarak, boş kol yukarı kalktığında tenekeye çarpıp daha fazla ses çıkarması da sağlanabiliyor.
İlginç bir güvenlik önlemi…
İnsan aklının doğayla barışık bir çözümü…
Tarlayı korumak için, ayıları ara ara ürkütmek gerek.
Ormandaki sevimli dostları tenzih ederim.

Av. Abdurrahman BAYRAMOĞLU | Tüm Yazıları
Hits: 2007