Zamanında bir uyarı denemesi

~ 08.10.2015, Aydemir GÜLER ~

Başlıktaki kadar tereddütlü yazmayacağım. Açık açık başlayayım: Rusya’nın Suriye’ye el koymasını alkışlamak doğru değildir.

Kuşkusuz, 2011 Mart’ından 2015 Ekimi'ne kadarki tüm alt dönem ve konjonktürlerden farklı bir durum ortaya çıktı ve bu durum Suriye’nin mazlum halkı ve bu halk tarafından tekrar tekrar onaylanan Şam yönetiminin lehine.

Tamam, ama noktayı buraya koymak imkansız.

Rus müdahalesinin Fransa’dan Marine Le Pen’le Yunanistan’dan Aleksi Çipras’ı ve daha nicelerini buluşturduğunu hatırlatıp etrafa ucuz kuşku tohumları serpiştirmeyeceğim. AKP’nin Rusya’ya efelenmesi karşısında “bizim Türkiye’den” olanların gülmekten kırılmalarını da eleştirmeyeceğim. Onlar arasında ben de varım zaten.

(Gerçekten yeri gelmişken, angajman kurallarının Davutoğlu’nun elinde patlamasından daha eğlenceli ne olabilir? Muhtemelen biri afra tafra yaparken, bir başkası Ruslara doğal gaz musluğunu kısmamaları için yalvarıyordur! Kolay değil, kış kıyamette günde beş kere soğuk suyla…)

Konumuz bunlar değil ve önce yıllardır inanılmaz acıları göğüsleyerek ve sonsuz yaratıcılıklar sergileyerek direnen Suriye halkını kutlayarak söze başlanmalı. Gericiliğe, emperyalizme, ihanetin bin türlüsüne boyun eğmeyen bir halk, Ortadoğu’ya giydirilmek istenen şeriatçı deli gömleğini yırtıp attı. Emperyalizm peş peşe taktik değiştirdi. Tutmadı da tutmadı. Sonunda bölgeyi soğutmaya karar verdiler. Alan boşaltıyorlar. Suriye halkı nefes alıyor.

Ama nokta buraya konamıyor!

Kimse bütün övgülerden fazlasını hakeden Suriye halkına ilan ettiğim sempatiyi Rusya ve Putin için tekrarlamamı istemesin. Putin Rus burjuva milliyetçiliğinin temsilcisidir ve emperyalist oyuna katılmak için kadim Rus siyaset geleneklerini canlandırmaktadır. Ancak canlandırılanlar arasında Sovyetler Birliği’nin barış politikasının sadece gölgesi vardır. Putin Rusyası, Çarlık sömürgeciliği unutturan, o ne demek, devrim yoluyla tasfiye eden sosyalizmin araya girmiş olmasından üzüntü duyuyordur. Bugün rezervsiz Rus tarafını seçen ilericiler, yarının hesapları ve hesaplaşmalarının altında kalabilirler –yine yanlış oldu, kesin altında kalırlar!

Bir kere, Rusya’nın bütünüyle ABD’ye rağmen devreye girdiğine inanılır mı? Bu bir anlaşmadır. Uluslararası siyasette “anlaşma” dürüstlüğü içermiyor. Anlaşma ile alan genişletme çabaları birlikte hayata geçiyor. Bu anlaşmada ABD geri adım atan taraf olduğu için, partnerinin bıraktığı boşluklara, omuz ve hatta kafa ata ata yerleşen de Rusya oluyor.

Peki bu kadarından ABD’nin, emperyalizmin yenildiğini nereden çıkartıyorlar? Bu diplomasi ve bu savaş oyunları çok su kaldırır daha.

Zaten kaldırıyor… Anlaşılan Yemen’deki korkunç yangın pazarlık olsun diye çıkarılmış. Şimdi Yemen Amerikan-Suudi eksenine acımasızca demirleniyor. Suriye’de gerileyen Batının biçtiği fiyat bu. Pazarlık, anlayacağınız.

Yemen’le sınırımız yok diye ilgilenmeyelim mi, yani?

Ukrayna… Soğutmanın kuzeye doğru yayılması da masada var mı, bilmiyoruz. Ama en azından dürüstlüğün esamesinin okunmadığı reel hayatta böyle bir şey olamayacağı açıktır ve bu noktada okkanın altına gitme olasılığı yüksek olan da Türkiye’dir! Ve bu çok ama çok tehlikelidir. Rusya Türkiye’yi perişan eder anlamında değil. O kadarını zaten herkes biliyor da, Rusya’nın üstüne bile sürülecek kadar ABD’ye teslim olmuş bir AKP Türkiyesi'ni düşünebiliyor musunuz?

Türkiye’deki üslerin ve her tür lojistik olanağın ABD’ye ikram edildiğinin farkındayız, değil mi? Anlaşmada bu da var…

ABD’nin Türkiye dahil Avrupa’ya nükleer bombalar yerleştirme kararını okudunuz mu, peki? Türk medyasında pek göze batırılmıyor da…

Hep “dahası” vardır bu tür anlaşmaların. Güneyinde tarifsiz bir itibar kaybına uğrayan AKP, besbelli Kürt siyasetinin alanını daraltmadan yola devam edemeyeceği konusunda Amerikalı amcalarını ikna etmiş… Herkes Amerikan diplomasisinin Kürt siyasetçilerine gönderdiği “üç beş ay sabredin” mesajının vadesini bekleyedursun, AKP Suriye kirini Kürt kanıyla temizlemek için bir vize daha almış olmasın?

İçerde ve dışarda kazanarak iktidarda kalmıyor artık AKP. Bir uçurumun kenarından aşağı kayarken tutunacağı bir dal karşılığında vermeyeceği şeyi yok. Bu anlamda Rus müdahalesinin AKP’yi madara ettiği doğrudur da, altından sandalyeyi çektiği, o kadar da doğru olmayabilir.

Bütün bunlar ve fazlası…

Fazlasında sol var. Solun kendisini doğrudan taraf hissetmediği, solu özne olmaktan çıkartan, başka adreslerin alkışçılığına ittiren her gelişme negatiftir. Hayat karmaşıktır ve Ortadoğu’da biriken pisliğin süpürülmesi ile bataklığın derinleşmesi arasında bazen çelişki değil uyum vardır.

Biz ve bölgenin diğer devrimci güçleri, bataklığı kurutma iddiamızı, ona buna devretmeyiz.

Sovyet sosyalizminin kazanımlarının, milyonlarca emekçinin bugününün ve yarınının üstünde tepinen Rus kapitalistlerine hiç devretmeyiz.

 

solhaber

Aydemir GÜLER | Tüm Yazıları
Hits: 653