Meğer ne çok vandal varmış

~ 13.09.2015, Ali SİRMEN ~

Sevgili,
Geçen pazar 60. yıldönümü vesilesiyle, Cumhuriyet’in önemli kırılma noktalarından ve utanç vesilelerinden olan 6-7 Eylül 1955 olaylarını yazarken, bunun 20. yüzyılın önde gelen önemli vandalizm olaylarından biri olduğunu belirtmiş ve toplulukları birbirlerine karşı kışkırtma sonucu günümüzde çıkabilecek herhangi bir vandalizm olayının 60 yıl öncesiyle kıyaslanmayacak kadar vahim sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarmıştım.
Öngörünün gerçekleşmesi için heyhat fazla beklemeye gerek kalmadı. Bir hafta içinde. Türkiye bir baştan öbürüne birçok yerde cayır cayır yanmaya koyuldu.
Vandalizm, bilerek ve isteyerek, kişiye veya kamuya ait, bir mala, araca ya da ürüne zarar verme eylemi olarak tanımlanıyor. Burada dikkati çeken özellik zarar verme fiilinin kişiden çok eşyaya, mala, ürüne, özellikle sanat eserlerine yönelik olması.
Konuyu araştırmaya çalışırken deyimin ilk kez Fransız Devrimi’nin önde gelen simalarından Rahip Gregoire tarafından, 455 yılında Roma’yı talan ederken özellikle sanat serlerini ve heykelleri kırıp döken Vandallar’a atfen kullanıldığını öğrendim.

***

Bu açıklamadan sonra, Taliban’ın bütün dünyayı ayağa kaldıran dev Buda heykellerini tahrip etmesi, ardından daha geçenlerde IŞİD’in Suriye’deki eşsiz Palmyra’yı yerle bir etmesi üzerine bizim 1950’lerde bir ara etrafı velveleye veren ve Atatürk heykellerine saldıran Ticaniler de hatırlanınca, Vandalizmin, özellikle İslam toplumlarında veya radikal siyasal İslam kesimlerinde yaygın olduğu düşünülebilir.
Bu düşünce yanlıştır.
Daha ta eski Mısır’da din adamlarının, kendi yetkilerini kısan firavunların mezarlarını tahrip ettikleri ve heykellerini kırdıkları biliniyor.
Bu sevilmeyen kişilerin izlerinin silinmesi eylemi Roma’da da yaygınmış. Hatta bu eylemi “Damnatio memoriae” diye de adlandırmış Romalılar.
İmparatorların, sevmediklerinin karşıtlarının anılarını kötülemek ya da silmek için onlardan kalan veya onları hatırlatan heykelleri, resimleri yok ederlermiş.
Zalimliği ve sapkınlığıyla ünlü Neron ise toptancı bir yol tutarak imparator olduktan sonra, kendisinden öncekilerin hepsinin heykellerini toptan kırdırmış.
Romalılar böyle yaparlar da, onların zulmü altında yıllarca yaşamış Hıristiyanlar geri kalırlar mı? Onlar da daha sonra ya Roma heykellerini tahrip etmişler ya da kimileri insaflı davranarak, yalnızca alınlarna haç çizmekle yetinmişler.
Bütün bunları yazmam, ülkemizde sık rastlanan Vandalizm örneklerini görerek, tek bizi vandal sanıp üzülmemen içindir.

***

Her kavram zaman içinde, değişime uğruyor ve gelişiyor. Vandalizm de öyle, geçen hafta Google’da Vandalizm maddesine bakarken, eko - vandalizm kavramıyla karşılaştım. Eko sistemi bozan, tahrip eden davranışlara (tabii bilerek ve isteyerek olacak) eko-vandalizm deniyor. Eko-vandalizm konusunda örnek verilmemiş. Benim aklıma hemen Karadeniz’deki HES’ler geldi. Tipik bir eko-vandalizm örneği.
Hoş, ülkemizin her yanı eko-vandalizm belirtileriyle dolu, hatta kentlerimiz bile eko- vandalizm şaheseri olduğuna göre şunu söyleyebiliriz:
- Meğer ne çok vandalımız varmış! Galiba elhamdülillah hepimiz vandalmışız abi!

Ali SİRMEN | Tüm Yazıları
Hits: 710