Devrim nerede kaldı?

~ 15.04.2015, Kemal OKUYAN ~

Öncesine haksızlık biliyorum ama açılışa 1789'u, Fransız Devrimi'ni yazmamız gerekiyor. Olanca heybetiyle... Sonrasında hiç durulmayan Paris üç defasında fena çalkalandı; 1830, 1848 ve 1871 devrimler çağının sürmekte olduğunu kanıtlıyordu açıkça. Devrim bayrağının burjuva sınıfından proletaryaya geçmekte olduğunu da...

1917 Rus Devrimi, genellikle yeni bir çağın başlangıcı olarak görülür, bana göreyse 1789'da açılan devrimler çağının muhteşem finalidir. Tamam, insanlık 17 Ekim Devrimi ile sosyalizmle tanışmış, yeni bir hayat filizlenmiş, sonrasında faşizm belasına karşı girişilen topyekun savaşın ardından yeni hayat başka ülkelere de taşınmıştı ama tüm bunlar yeni bir devrimler çağının açılışı anlamına gelmiyordu.

1917-1924 arasında Anadolu'daki Milli Mücadele'nin de içinde yer aldığı "devrim cephesi" artçı sarsıntılar yarattıktan sonra sönümlendi. Çin-Hindi'ndeki devrimler, başta Çin Devrimi, arkaik hale gelen bir sömürgecilik türüne mazlum ulusların tarihsel başkaldırısıydı ama birçok açıdan gecikmiş bir hesaplaşmaydı.

Geriye Küba Devrimi kalıyor. Ada küçük, devrim büyük ve bütün çabalara, yarattığı bütün enerjiye rağmen yalıtık.

Devrimler, devrimci mücadeleler kesintiye uğramaz ama bilmeliyiz ki 1924'ten bugüne yeni bir devrim çağı henüz açılmamıştır.

Bir önceki devrim çağının başlangıcına burjuvazi, kapanışına işçi sınıfı imza atmış olsa bile sürecin tamamında burjuva devrimlerinin izini görmek mümkündür.

Mümkün olmayan, bunun tekrarıdır.

Yeni bir devrim çağının açılmasındaki gecikme, biraz da bununla ilgilidir. 

Kapitalist düzen uzun bir süredir sadece ve sadece karşı devrim, gericilik ve restorasyon girişimine konu olabilir; devrimle hiçbir bağı kalmamıştır.

Bundan sonraki toplumsal altüst oluşlar, hangi gelişme tarafından tetiklenirse tetiklensin, kapitalizmin ötesini işaret etmedikleri sürece "devrim" sınıfına sokulamaz.

Kapitalizme karşı yıkıcı enerjinin biriktiği bir dönemdeyiz. Bu enerjiyi devrimciler yaratamaz; devrimler yapılan değil, gerçekleşen radikal dönüşümlerdir. 

Devrimcilerin görevi, sözü edilen enerjiyi sürekli beslemek, onun sistem içinde heba olmasını engellemektir. Ve de, devrimlerin can alıcı anında, onu mantıki sınırlarının ötesine taşımaktır.

Bugün Türkiye'de sol adına, kapanan bir çağa geri dönme eğiliminin asıl anlamı, devrimden umudu kesmek, enerji kısıtlamasına gitmektir. Kapitalizm sınırları içinde "devrimci" bir proje artık mümkün değildir ve devrimci lafazanlık hangi yetenekli ağız ve kalemlerden dökülürse dökülsün, bu gerçeği örtemez.

Evet, kapitalizm sanıldığından daha dirençli çıkmıştır ama ona hayat veren biraz da sermaye diktatörlüğünün aşılmasının güncel bir mesele olmadığı düşüncesinin 1924 sonrasına büyük ölçüde hakim kılınmasıdır.

2015 Türkiyesi, bu düşünceyle hesaplaşmak için tarihsel bir fırsat olarak değerlendirilmelidir. Bu fırsat aynı zamanda solun sorumluluğudur da...

Hayatta bazı şeyler ertelenemez. Kapitalizmden kurtuluş iddiası için de bu söylenebilir. Bu iddia mekan ve zaman sınırlamasını kabul etmez. Çağın bir gerçekliği de budur.

(Bu yazı 15 Nisan Çarşamba tarihli Günlük soL'da, Baykuş Bakışı köşesinde yayınlanmıştır)

Kemal OKUYAN | Tüm Yazıları
Hits: 832