Tutuklanması şart mıydı?

~ 31.05.2011, Güngör MENGİ ~

Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Bilgin Balanlı dün tutuklanarak askeri cezaevine kapatıldı.

Bilgin Balanlı, Ergenekon ve Balyoz soruşturması bağlamında tutuklanan bir muvazzaf orgeneral oluyor.

Geçen hafta aynı gerekçeyle (Eskişehir’de bulunan belgeler nedeniyle) ifadeye çağrılan 6 general ve 2 albayın, mahkemeye bile gönderilmeden savcılık tarafından serbest bırakılmaları, Orgeneral Balanlı’nın tutuklanabileceği yolundaki endişeleri neredeyse ortadan kaldırmıştı.
Tutuklama o nedenle şok yaratmıştır.

Orgeneral Balanlı, önümüzdeki Ağustos’ta Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na yükselmeyi bekliyordu.

Genelkurmay da Orgeneral Balanlı’nın tutuklanması ihtimaline karşı Ege’deki iki askeri tatbikatı iptal ederek hassasiyetini belli etmişti.

Tutuklama, seçime günler kala iktidarın planladığı bir siyasi güç gösterisi olabilir mi?

Sorulan en yaygın soru budur.

Çünkü Orgeneral Balanlı’nın ifadeye gelmesi için gereken güven ortamı yaratılmış, 12 Haziran’dan sonraya bırakılabilecek davet erken yapılmıştır.

Bütün bu varsayımlar vehim de olabilir.

Ama Orgeneral Balanlı’nın kaçma ve delilleri karartma riski mi vardı da tutuklandı; bunun kamuoyu tarafından bilinmesi gerekir.

Tutuklanma şart mıydı?

En azından bu sorunun cevabını bilmek hakkımızdır!

*****


Öfke dilinde takdir

CHP gerçekten yükseliyor mu?

Bu sorunun cevabını Başbakan’ın şu sözlerinde bulmak mümkün:
“Kemal Kılıçdaroğlu diye biri yoktur. Sanaldır sanal...

CHP’nin başına getirilmiş bir vitrin süsünden ibarettir. Figürdür, kukladır!”

Başbakan’ın sözleri, rekabetinden etkilendiği Kılıçdaroğlu’na açıkça ifade edemediği takdirin öfke dilindeki karşılığıdır.

Son günlerde Başbakan yeni şeyler söylemiyor, Kılıçdaroğlu’na hakaret ediyor.

Almanya’da çalışan bir Türk mühendisten aldığım bir e-mail’de şöyle yazıyor:

“Başbakan’ın seçim meydanlarında Sayın Kılıçdaroğlu’nun Alevi olduğunu belirterek yuhalatmasını ürkütücü ve ilkel buluyorum.”

Aslında telâş boşuna... Son kırk yılda AKP’den daha büyük şansla seçime giren başka bir iktidar olmadı.

Evet TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner’in dediği gibi ekonomik başarıların tadını çıkaramıyoruz. Çünkü buna vicdanımız elvermiyor. “Paralar gelsin özgürlükler kısıtlansın; paralar gelsin gazeteciler hapis yatsın..” Tabii böyle gitmez.

Ama iktidarın kurduğu baskı rejimine seyirci kalanların pişmanlıkları halk tarafından farkedilmeyecektir. Çünkü uyanış gecikti, seçime iki hafta bile kalmadı.
Tayyip Erdoğan “koskoca başbakan” havası uyandırmaktan çok hoşlanıyor.

Ama unutmasın, bu hava ona da sorumluluk yüklüyor. Bir numaralı sorumluluk muhalefet liderine saygı göstermektir.
“Koskoca Başbakan” havasının içini doldurmak istiyorsa “diline sahip” olacaktır.

Son anketlerde AKP’nin 45-50, CHP’nin 25-30, MHP’nin ise yüzde 10-12 arası bir oy tabanına sahip olduklarının göründüğünü belirterek şöyle dedi:

“Son iki hafta içinde de birçok şeyler değişebilir!” Doğru...

Eskiden statükocu denilen CHP reform paketlerini peş peşe sunarken reformculuğu ile övünen AKP şimdi sövüyor..
Halk bunun nedenini merak ederse gerçekten son on üç günde çok şeyler değişebilir!

 

(GazeteVatan 31.05.2011)

Güngör MENGİ | Tüm Yazıları
Hits: 1275