Osmanlı'yı AKP'den Kurtarmak Gerek!

~ 10.12.2014, Mustafa BALBAY ~

18. Milli Eğitim Şûrası’ndan çıkan sonuçlar, Cumhuriyetin kazanımlarını erozyona uğratma, yok etme girişimlerinde önemli bir ivmeyi oluşturuyor.Öyle ki, Milli Eğitim Bakanı bile şûrada alınankararları yumuşatmak için adeta çırpındı. Öne Osmanlıca çıksa da asıl hedef, zaten büyük yıkımlara uğramış eğitim sistemini tümüyle başkalaştırmak.
Nereye kadar başkalaştırmak?
AKP’nin kendi iktidarını tartışmasız hale getirecek bir yeni nesil yetiştirene kadar.
Hemen vurgulayalım ki bu olanaksızdır.
Bir başka açıdan bakınca, AKP’nin bu alanda elde ettiği “başarı” kendi sonunu hazırlayacaktır. Zira bağnazlık ilerledikçe daha bağnazı doğurur...
İkide bir gönderme yaptığı Osmanlı dönemiyle anlatmak gerekirse AKP, Osmanlı’yı yıllarca adım adım çürümeye, bitişe götüren zihniyeti temsil etmektedir. AKP bir yandan Cumhuriyetin kazanımlarını tüketmekte, bir yandan ürettiklerini satmakta, bir yandan da Osmanlı döneminin en geri aktörlerini rehber edinmekte...

***

300 yılı aşan “çağı yakalama” mücadelemizi en iyi kaleme alan tarihçilerimizden olan Prof. Niyazi Berkes, bu arayışlardaki başlangıç noktasını 1699 Karlofça Antlaşması’na koyuyor. Bu anlaşmayla Osmanlı büyük devlet olma unvanını yitirdi, öteki Avrupa ülkeleriyle eşit bir konuma geldi. Bu konum zaman içinde daha da geriledi. Karlofça, Osmanlı’nın maddi olarak toprak kaybı, manevi olarak itibar kaybıydı...
Bu anlaşma sonrasında saray iki soruya yanıt aradı: Niçin bu duruma düştük, nasıl bu durumdan çıkarız?
Osmanlı kendisine bu soruları sorarken Avrupa’da Rönesans hareketi çoktan başlamış, keşiflerin yolu açılmış, bilim ve düşün alanında atılan adımlar birbirini katlar olmuştu. Zaten Karlofça da bunun sonucuydu.
Osmanlı sultanları içinde gerileyişi durdurmak için ciddi adımlar atmak isteyenler oldu. Bugünün AKP zihniyetinin o günkü karşılıkları bunların hep yarım kalmasına neden oldular.
Prof. Berkes’e göre, ciddi reformlar hedefleyip başarıya ulaşan tek kişi oldu: Mustafa Kemal Atatürk.
Küresel ölçekte de bilinen günümüz tarihçilerimizden Prof. Halil İnalcık da Osmanlı’yı altı ana dilime ayırır. Son iki dilim uygarlık trenini kaçıran Osmanlı’nın çırpınışlarıdır.

***

19. Milli Eğitim Şûrası’na lokomotif olan AKP Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “İsteseler de istemeseler de Osmanlıca öğrenilecek ve öğretilecektir” söylemi, biçeminden içeriğine kadar tümüyle bu gidişi özetlemektedir.
Gündemi belirleme-değiştirme çabaları, imaj oluşturma planları bir yana AKP, Osmanlı’nın çürüme sürecini temsil etmektedir. Bu bağlam-da Osmanlı tarihini de AKP’nin elinden kurtarmak, olması gereken yerde tutmak gereklidir.
Kendi içimizdeki tartışmalardan öte, Erdoğan’ın Osmanlı söylemleri başta Balkanlar olmak üzere çevremizdeki coğrafyada da yerel algılarla yorumlanmakta ve Türkiye’nin bu ülkelerle ilişkilerini olumsuz etkilemektedir.
Milli Eğitim Şûrası ve şûrabaşı olarak Erdoğan’ın salma demeçleri 2015 seçimlerinin önemini bir kez daha gözler önüne sermektedir.
Dini sadece ve sadece kendi iktidarının tutkalı olarak gören bu anlayıştan kurtulmanın tek yolu var: Toplumun önüne yeni bir iktidar seçeneği koymak. Bunun doğumuna doğru ilerliyoruz...

Mustafa BALBAY | Tüm Yazıları
Hits: 717