Çeteleştiğin Kadar Varsın!

~ 01.10.2014, Mine KIRIKKANAT ~

70 yıldır vicdansızca yağmalanmış şu ülkede hiçbir şey doğru düzgün yapılmadığı gibi, tarih de algı yönetimi için fason üretimdir. Derin tarih dedikleri, bir gün gerçeği yazacak olursa 70 yıllık yağmanın ardından çıkacak tek şey, çeteleşmedir.
Çeteleşmek, yani, örgütlü zorbalıktır. Vasıflı insanların bulunduğu bir ortamda vasıfsızların varlığını yine vasıfsızca sürdürmeleri amacıyla örgütlenerek üretilen değerlerin yağmasıdır. Değer üreten vasıflı insanların köleleştirilmesidir. Üstüne de yediği haltla övünmek, kibirlenmektir.
Türkiye Cumhuriyeti, 70 yıldır, öteki çetenin elinden beriki çetenin eline geçer. Çeteler birbirlerinden çok farklıymış gibi görünebilir. Örneğin Müslümanlar 6. Filo’yu kıble yapıp namaz kılarken Kemalist milliyetçilik varken, neden ve nereden çıktıysa artık yeni milliyetçiler; Hira Dağı kadar Müslüman olmalarına rağmen kıblenin Kâbe’den 6. Filo’ya çevrilmesini susarak onaylar.

***

“Çoban”lıktan gelenin takkeli, tespihli, seccadeli çizimleri gazetelerle algımıza sokulurken; Kemalist evrenimizi yeniden tesis iddiasıyla ihtilal yapanlar, ilk kez federasyondan söz eder. Ve herkese kök söktürürken, gidip Nakşiliğiyle övünen bermuda şortlu, şıpıdık terlikli mühendislikten gelme bürokrata selam durur.
Esmer ve kavruk ülkenin yalıdan sarışını bugün iktidardaki düşman kardeşlerle el ele kol kola ortak açılışlar yapar... Tekrarları ve varyasyonlarıyla örnekler çok, sonuç hep aynı ve hepsinin ortak bir paydaları var: Hepsi birer çete. Bu sayede, olanca vasıfsızlıklarıyla iktidara geliyorlar, haberciliğimsi şeyler yapıyorlar, profesör unvanları alıyorlar, rektörlük koltuğuna oturuyorlar, işadamından sayılıyorlar, falan filan...
Hiçbirinin yaptığı hiçbir şey, uluslararası standartlarda beş para etmedi, etmiyor. Zaten hiçbiri de uluslararası standartlarda biri olmak veya bir şey yapmak için gelmedi, çünkü varlık sebepleri bunun tam tersiydi. “Falanca mebus olduktan sonra ben niye olmayayım” sorusu, her biri için kâfi. Mebus kelimesinin yerine Müslüman, milliyetçi, Kemalist, çoban, mühendis, berber, ağa, gazeteci, ressam, profesör, reklamcı veya aklınıza ne geliyorsa herhangi birini koyabilirsiniz.

***

O kadarla da kalmıyor. Aynı cümlede mebus kelimesi yerine tesisatçı, çiftçi, tornacı koysanız da oluyor... Çünkü ülkede hiçbir şey layığıyla yapılmıyor. Herhangi bir işin layığıyla yapılmasını talep etmeye kalksanız, örneğin oturduğunuz kafede garsonun zamanında ve doğru dürüst servis vermediği durumda itiraz etseniz, sadece kafenin diğer çalışanlarından değil, diğer müşterilerden de zılgıt yemeniz işten bile değil.
Memlekette en affedilmez günahların başında geliyor, işlerin doğru dürüst yapılmasını istemek.
Hal böyle olunca, gazeteciler berbat yemeklere, aşçılar berbat bankacılık hizmetlerine, bankacılar çocukları için berbat eğitim hizmetlerine, eğitimciler de berbat gazetelere mahkûm kalıyor.

***

Zenginlik dediğiniz şey, bir yığın sebeple insanların birbirine duyduğu güvenin bir türevi.
Türkiye’nin sorunu, vasıfsız bir grubun çeteleşerek başka vasıfsızların çetelerine karşı verdikleri çatışmadan ibaret. Örneğin ANAP’ın ve RP’nin en alakasız il başkanları bile
Doğu Karadenizli, kalanları da Kürt idiler. CHP’de de Kürtler ağırlıktaydı. Doğu Karadenizliler sonunda Köşk’e çıktılar. Kürtler ise muhatap alınan tek muhalefet partisinden İmralı’ya, Türkiye’nin gurur duyduğu söylenen Barzani’ye ve Barzani’nin Türkiye’deki partisine kadar her yerde tam karşımızda.
Sorun şu: Çeteler burada halk nerede?*

*Adı bende saklı bir okur mektubudur. Böylesi okurlarımla gurur duyuyorum!

G NOKTASI
Uğurlar olsun güzel insan, uğurlar olsun yüce ozan… Che Guevara Bizim de dağlarımız vardır Che Guevara
Bakma şimdi durgunsa, bir şahan gibi duruyorsa
Yorgundur, savaşlar görmüştür, çeteciler barındırmıştır
Yani satılmış değillerdir hiç tüfek patlamıyorsa
Alaçamın, mor meşenin ardına silah çatıp yatmağa
Bizim de dağlarımız vardır Che Guevara

Bizim de halkımız vardır Che Guevara
Unutulmuş uzak tarlalar yalazında
Sazıyla, türküleriyle kardeşliğe vurgun
Bütün ulusların halkları gibi
Ve yalnız büyük fırtınalarla kımıldayan
Bizim de halkımız vardır Che Guevara

Bizim de ozanlarımız vardır Che Guevara
Sağ çıkmış güneşsiz taş odalardan
Yüreğiyle barışa, sevgiye yönelmiş
Çelik öfke bir yanı, bir yanı uysal mavi
Eğilmeden dimdik geçmiş demir kapılardan
Bizim de yiğit insanlarımız vardır Che Guevara

Bizim de delikanlılarımız vardır Che Guevara
Yokluklardan biyol kopup gelmiş
Üç zeytin, az ekmek üniversitelerde
Su gibi kızlar çarpar önce, alkol vurur
Öfkeli dolanırlar caddelerde Ve başkaldırırlar akılları suya erende

Çünkü Vietnam hepimizin
Vietnam’ı Kongo hepimizin Kongo’su
Bir kere özsu yürümüştür dallara
Patlayacaktır ağır sancılarla karanlıklar
Varmak için o güzel yarınlara
Bizim de dağlarımız vardır Che Guevara
METİN DEMİRTAŞ

“Özgüven, vasıfsızlığı gidermez!”
OLIVIER LOCKERT  

Mine KIRIKKANAT | Tüm Yazıları
Hits: 979