Köprüden önce son çıkış: Haziran 2015!

~ 09.09.2014, Cüneyt ÜLSEVER ~

Türkiye’de RTE liderliğinde “Otokrat Sünni İmparatorluğu” kurulurken bu trajediden kaçmak isteyenler için son çıkış kavşağı (erkene alınmazsa) Haziran 2015’de yapılacak genel seçimlerdir. Zaten o seçimden sonra Türkiye’de 4 yıl seçim yok.

En geç 2015’de AKP’ye “dur!” denmeli. Mevcut siyasi partiler arasında bunu becerebilecek tek kurum ise CHP.

İnsan sermayesi açısından TBMM’de temsil edilen siyasi partiler arasında en güçlü kadro CHP’de. Ancak, hep beraber gözlüyoruz ki bu kadrolar kitlelerde yeteri kadar heyecan yaratamıyor. Neden?

***

AKP, daha doğrusu RTE’den kurtulmak isteyen herkes bir şeyler söylüyor. Ben de görüşlerimi defalarca yazdım. Bugün, 18.Olağanüstü CHP Kurultayı’ndan sonra tekrar yazıyorum. Ama bu kez bizzat atadan dededen bir CHP’linin, CHP Kocaeli milletvekili Prof.Dr. Hurşit Güneş’in son araştırma/inceleme kitabını referans alacağım:

(Hurşit Güneş: “Adalet Çağrısı-CHP İçin Sosyal Demokrasi Seçeneği” Doğan Kitap. Haziran 2014.)

Bu özlü çalışmayı tüm CHP’lilere, tüm sosyal demokratlara, tüm demokratlara hararetle tavsiye ederim. Keşke CHP bu araştırma/incelemeyi bir toplantı çerçevesinde değerlendirse!

***

Hurşit Güneş kitabının başında çok önemli bir saptama yapıyor.

“Batı’da siyasal yapı, sosyal sınıfların kendi aralarında refah paylaşımı mücadelesi biçiminde yapılırken, Türkiye’de ise siyaset Batılı aydınlar ile geri kalan büyük kitle arasında bir yaşam tarzı mücadelesi biçiminde gelişmiştir.” (Hurşit Güneş-s:16)

Yıllardır ısrarla söylüyorum. Batı türü üretim tarzına dayanan (kapitalizm) “sağ-sol tartışmaları” Türkiye şablonuna uymuyor. Türkiye’de “mesele” başka bir eksende cereyan ediyor: “Modern hayat tarzı”nı benimseyenler ve “muhafazakâr hayat tarzı”nı benimseyenler!

(Hayat tarzı= İnsanın tarih, kültür, felsefi yaklaşım, sosyal ve ekonomik statü, örf, adet v.b. gibi muazzam bir karışım ile edindiği hayatı anlama, anlamlandırma ve yaşama tarzı)

Cumhuriyet Tarihi gücü eline geçirenin diğerine kendi hayat tarzını dayatması üzerine şekillenmiştir. 2002’de başlayan son dönemde dayatma sırası muhafazakâr hayat tarzındadır.

Dayatma giderek hayâsız bir seviyeye inmiştir.

***

Prof.Dr. Yılmaz Esmer’in yıllardır hazırladığı “Değerler Haritası” yatay boyutta bir uca hayatı idame ettirme değerlerini (gıda, barınma, güvenlik v.b.), diğer uca kendini ifade etme değerlerini (özgürlük, siyasal ve sosyal haklar, estetik, çevre v.b.), dikey boyutta da bir uca seküler/rasyonel değerleri (modern), diğer uca da geleneksel değerleri (muhafazakâr) yerleştiriyor.

Çok net görüyoruz ki; Haritada AKP’li seçmen hayatı idame ettirme (gıda, barınma, güvenlik v.b.) ve dahi geleneksel değerleri (muhafazakâr) birlikte kucaklayan bölümde yer alıyor.

CHP’li seçmen ise kendini ifade etme değerlerini (özgürlük, siyasal ve sosyal haklar, estetik, çevre v.b.) ve dahi seküler/rasyonel değerleri (modern) birlikte kucaklıyor.

AKP’li seçmen daha fakir ve daha az eğitimli.

CHP’liler ise göreceli olarak refah seviyesi daha yüksek ve daha eğitimli. Nitekim:

“Türkiye’de lise mezunu seçmenlerin oranı %28. CHP’de ise bu oran %35. Türkiye’de üniversite mezunu seçmen oranı %14. CHP’de ise bu oran %22.” (Hurşit Güneş.s:95)

Sonuç:

“(Konda Araştırması-2014’a göre) :a)İşçilerin %40’ı AKP’ye, %23’ü CHP’ye, b)Emeklilerin %40’ı AKP’ye, %32’si CHP’ye, c) İşsizlerin %38’i AKP’ye, %20’si CHP’ye, d)Ev kadınlarının (işçi eşleri) %48’i AKP’ye, %20’si CHP’ye oy veriyor.” (Hurşit Güneş. s:98)

CHP çoğunluğu oluşturan ve kendi hedef kitlesi olması gereken işçi, emekli, işsiz, işçi eşlerinden oy alamıyor, okumuş-refah seviyesi yüksek azınlık kitleden oy alıyor.

Amiyane tabir ile CHP’nin oy kitlesi “elitler”. Sosyal demokrasinin esas hedef kitlesi “ayaklar” CHP’ye oy vermiyor.

“Nedir ‘ayakların’ istediği? Çok basit. Öncelikle refah düzeylerinde yükselme, yani adaletin sağlanması…”(Hurşit Güneş. s:48)

Bizzat atadan dededen sosyal demokrat, köküne dek CHP’li Hurşit Güneş diyor ki:

“Batı’da sol ‘gelir dağılımı, sosyal adalet ve işsizlikle mücadele’ gibi kavramlarla yoğunlaşırken, Türkiye’de sol… (CHP) ‘çağdaşlık, laiklik ve ulusal bütünlük’ boyutları ile ortaya çıkmıştır.” (s:100)

O halde:

“CHP’nin ‘rejim’ yerine ‘geçim’ ile ilgilenmesini savunmamızdaki temel güdü de buradan kaynaklanmalı…” (Hurşit Güneş. s:48)

***

Hurşit Güneş’in muhteşem saptaması ile: “Geçimi savunmak” denince akla hali ile işsizlik, gelir dağılımı, sosyal adalet, velhasıl ekonomi geliyor.

Milletin rejimle bir sıkıntısı yok. Sıkıntısı olan RTE ve şürekâsı!

(Dünyada her yerde olduğu gibi) Milletin derdi rejim değil geçim!

(Doymadım. Üçüncü bir yazı ile Perşembe günü de devam edeceğim.)

Cüneyt ÜLSEVER | Tüm Yazıları
Hits: 836