Dinlerin ortak korosu: Heybeliada Konseri

~ 25.08.2014, Nazım ALPMAN ~

Türkiye’nin de içinde bulunduğu “kanlı coğrafya”da aynı dine mensup olanlar bile birbirlerinin gırtlaklarını kesiyorlar. Son dönemin kasabı malum Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) adlı yeni yapılanma…

NAZIM ALPMAN

Türkiye’nin de içinde bulunduğu “kanlı coğrafya”da aynı dine mensup olanlar bile birbirlerinin gırtlaklarını kesiyorlar. Son dönemin kasabı malum Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) adlı yeni yapılanma…

Tarihin her kanlı döneminde “katiller” ve “kurbanlar” hiç yer değiştirmedi. Silahlı birlikler haline gelmiş erkekler, karşılarına çıkan silahsız insanları gayet kolay öldürüyorlar. Bunların başında çocuklar, kadınlar, yaşlılar ve silahsız erkekler geliyor.

Onun dışındaki “markalamalar” ulusları katliamlarla birlikte anmalar gerçekleri yansıtmıyor. Askersiz ve silahsız savaş olmuyor!..
Ulusların bir araya gelmesinden ise barış umudu doğuyor. Birlikte yaşamanın imkânları genişliyor.
Cumartesi akşamı böylesi büyük bir buluşma yaşandı Heybeliada Ruhban Okulu’nun deniz manzaralı bahçesinde…
İnançlar ve Müzikleri başlıklı etkinliği “Tanrı’nın Evlerinde Yankılanan Müzikler” olarak afişlendirmişlerdi.

Kimler?
Adalar Vakfı, Rum Vakıfları Derneği RUMDER, Osmanlı-Türk Sefarad Kültürü Araştırma Merkezi, Beyoğlu Süryani Kadim Meryem Ana Kilisesi Vakfı, İstanbul Süryani Katolik Vakfı, Cem Vakfı, Türk Musiki Vakfı ve Adalar Müzesi ortaklaşa olarak “tarihi önemde” bir müzik organizasyonu yaptılar.
Sırasıyla Beyoğlu Müzik Severler Korosu (Rum), Nişan Çalgıcıyan, Üç Horon Kilise Korosu (Ermeni), Süryani Meryem Ana Kilise korosu, Aydın Çakmakkaya, Erdem Şimşek (Alevi) YokoTaragano Sinagog İlahileri Korosu, Mehmet Kemiksiz –Türk İslam Dini Müzik Topluluğu sahneye çıktılar.

Büyük mabedin geniş bahçesi her yaştan, her renkten, her ulustan ve her dinden insanlarla dolmuştu. Barış adına görkemli bir çıkış olarak tarihe geçti. Niteliği çok yüksekti!
Heybeliada’daki Ruhban Okulu, Türkiye ile Yunanistan arasında bitmek tükenmek bilmeyen sorunlu yıllarda faaliyetine son verilmişti. O okulun varlığını bile yıllarca “tehdit unsuru” olarak algıladı bu devlet…
Yunanistan’da da Batı Trakya’da yaşayan Türklere benzer orta zekâlı yaptırımlar uyguladı “karşılık” olarak… Oysa basit bir insani kural vardı: Azınlıklar her yerde korunmalıydı!

Tam tersi yapıldı, ezildiler!
Dünyanın geldiği “gelişmişlik düzeyi” çok açık olarak gösteriyor ki, ortaçağ vahşeti diye anılan karanlık dönem ile bugün kıyaslanamaz haldedir!
Cumartesi akşamı Heybeliada’nın tepesinden yayılan “Tanrı’nın Evlerindeki Sesler” umut dolu bir gelişmenin fidesi niteliğindeydi.
İnsanlığın en çok ihtiyacı olan şeyi, barış içinde bir arada yaşamanın mümkün olduğunu gösterdi:

-Heybeliada’daki çok dinli konser!

Nazım ALPMAN | Tüm Yazıları
Hits: 921