Kim doğurdu IŞİD'i? (1)

~ 18.08.2014, Hüsnü MAHALLİ ~

IŞİD durduk yerde ortaya çıkmadı.
IŞİD'çi ruh hastaları uzaydan gelmedi.
Yalta Paylaşım Konferansı sonrasında memleketine dönüş yolunda ABD Başkanı Roosevelt 'Biraz da şu Araplara bakayım' demiş olacak ki 13 Şubat 1945'te Kızıl Deniz'in ortasında Amerikan USS Quincy Zırhlısı üzerinde Mısır Kralı Faruk ve bir gün sonra da Suudi Kral Abdülaziz ile bir araya geldi.
Başkan'ın gündeminde birbiri ile çelişen iki konu vardı :
1-Akın akın Filistin'e giden Yahudilere o topraklarda bir devlet kurdurmak
2-Ve bu Yahudilere karşı çıkan insanların dini olan İslamı yeni dünya düzeninde Batı'nın düşmanı komünistlere karşı silah olarak kullanmak.
Detaylara girmeye gerek yok.
ABD her iki hedefini gerçekleştirdi.
Çünkü o buluşmada Mısır ve Suudi Arabistan gibi İslam âleminin iki önemli ülkesini rehin alan ABD, 5 Nisan 1946'da Missouri Zırhlısının İstanbul ziyareti ile Türkiye'yi de kendi safına çekmişti.
Artık herkes yani Araplar, Türkler ve Şah yönetimindeki Acemler komünistlere karşı İslamı kullanma konusunda ABD'nin hizmetine girmişti.
Kissinger ve Brzezinski'nin şu Yeşil Kuşak Teorsi.
Bu hizmet; farklı format, düzey ve tonlarda Sovyetler'in dağılmasına kadar sürdü.
İslam âleminde TÜM İslamcılar İslamı ABD'nin kriterleri ile yorumlayayıp ABD ile iş tuttular.
ABD de her zaman onları kolladı.
İster iktidarda ister muhalefette.
CIA inanılmaz işler beceriyordu.
İslam âleminde birçok iktidar CIA ile işbirliği yapıyordu.
Örneğin 1950-1960 döneminde Türkiye. Yani Türkiye'nin NATO, CENTO ve Bağdat Paktı maceraları ve Kore'ye asker yolladığı yıllar.
Rahmetli Bayar'ın 'Komünistler bu kış gelecek' dediği yıllar.
İslamın her yerde koministlere karşı çok iyi kullanıldığı yıllar.
Türkiye'de askerin güçlü olduğu laik yıllar!
O yıllarda ABD'nin hizmetinde olan önemli başka bir ülke daha vardı:
Suudi Arabistan.
Bu ülke yönetimi Arap ve İslam âleminde ne kadar radikal, ılımlı, yumuşak, sert ve karışık İslamcı parti, örgüt, cemaat, tarikat ve grup varsa hepsi ile dolaylı-dolaysız ilişki kurup para yardımı yapmıştır.
Rehber ve yol gösteren ise CIA .
Dünyadaki TÜM İslami hareketlerin ideolojik beslenme kaynağı Suudi Arabistan'dır.
Hepsinin beslendiği kaynak Müslüman Kardeşler hareketidir.
1952'de Nasır devriminden sonra CIA ile işbirliğine başlayan ve bu nedenle Mısır'dan kovulan Müslüman Kardeşlerin liderleri Suudi Arabistan'ı mesken edinmişlerdir. Tıpkı Müslüman ülkelerdeki diğer Müslüman Kardeşler gibi.
Bazıları da Avrupa ülkelerinin himayesini tercih etmişti.
> 1945-1990 dönemi böyle bir ilişki ağı içinde geçti.
Her tarafta beyin yıkayan din okulları açılıyor ve kapkaranlık din adamları yetiştiriliyordu.
Din çok hızlı bir şekilde bağnazlaşıyordu. Herkese para dağıtılıyor ve insanlar para ile satın alınıyordu. Yeşil Sermaye bunun için var oldu. Bugün yaklaşık 2 trilyon doları yöneten bu sermaye kurumları İslamı aydın olan özünden uzaklaştırmak için var gücü ile çalıştı, çalışıyor.
Sonuç olarak milyonlarca insan robotlaştırıldı, dini söylem ve davranışlar ise ABD'nin hizmetine sokulacak hale getirildi.
Kaide ve Taliban bunun en somut örneği.
Her ikisini CIA ile birlikte Suudi Arabistan ve İslam âleminin bir diğer önemli ülkesi Pakistan istihbarat örgütleri kurdu.
Sonrasını herkes biliyor.
Ya şimdiki zaman?
Başta Arap ve Müslüman ülkeler olmak üzere dünyanın her tarafında yüzbinlerce ruh hastası var.
İsrail, ABD ve Batı karşıtı görünmeleri hiçbir şey ifade etmez.
Çünkü Müslümanlara ve coğrafyamıza verdikleri zarar, diğerlerine verdikleri zararın bir milyon katı fazla.
Suriye ve Irak'ta olanlar somut örneklerdir.
Bu da çok doğal.
1945-1990 döneminde beyinleri yıkanıp ruhları din adına esir alınan milyonların başka türlü olması beklenemez.
Çağdışı, bağnaz, karanlık ve rezil bir siyaset ve dinsel anlayışın egemen olduğu bir Suudi Arabistan ve benzeri ülke insanlarının normal olması fizik ve kimya kanunlarına aykırıdır.
Aykırı olduğu için de bugün çevremizde milyonlarca anormal tip var.
Yani sorun bir IŞİD, Kaide, Nusra ve benzeri radikal İslamcı örgütler sorunu değil.
Bugün Arap ve Müslüman ülkelerinde bu örgütler paralelinde düşünen milyonlarca insan var.
İşte bu nedenle risk çok büyüktür.
Sivrisinek-bataklık ilişkisi.
Fısfıs asla çözüm olamaz.
Nedenini yarın anlatırız.

Hüsnü MAHALLİ | Tüm Yazıları
Hits: 978