Pembe yalanlar-1

~ 10.07.2014, Hüsnü MAHALLİ ~

Tunus ve Mısır'da gösteriler başladığında Batılılar ve onların bölgesel uşakları Arap Baharı yalanını insanlara yutturmaya kalkıştılar. Sonra bahar o kadar güzel esti ki NATO uçaklarının bombaları Libya halkının üzerine dolu gibi yağdı.
İnsanlar baharın pembe yalanına inandırıldı.
Ama Mısır'da Müslüman Kardeşler bir yıl dayanabildi. Tunus'ta İslamcıların koalisyon hükümeti dağıldı ve bir daha kurulamadı. Libya'da iç savaş ve parçalanma kapıda.
Arap Baharı'nın pembe yalanına güvenen Bahreyn halkı ise sokaklara döküldü ama Suudi tankları üzerine yürüdü. Şii olduğu için Bahreyn halkının pembe yalan da olsa bahar görmesi yasaktı.
Pembe yalanlarda sıra Suriye'ye gelmişti.
Önce Hamas'ı Hamas yapan Suriye'ye bir Hamas kazığı atıldı. Şam'daki Hamas liderlerine güzel bir pembe yalan söylendi: 'Buradan ayrılın yakında Esad düşecek o zaman kahraman Sünniler olarak dönersiniz'. Onlar da bu yalana inanıp çıktılar Şam'dan ve militanlarını Suriye halkına saldırttılar.
Tipik bir vefasızlık, kalleşlik ve gaddarlık örneği.
Pembe yalancıların genetik hastalığı..
Şimdi Halit Meşal ve Hamas liderlerinin yüzüne bakan yok. Geçinmek için Katar emirinin eline bakıyorlar. Gazze bombalanıyor umursayan yok.
Suriye'de pembe yalanlar seri üretiliyordu.
Hangisini hatırlatsak acaba?
En pembesine bakalım:
Birileri çıkıp 'Esad en çok üç ay içinde devrilir' dedi.
Başkaları 'Yakında Emevi Camisi'nde  namaz kılacağız' sözü verdi.
Ama en hakiki ve yalanların pespembe olanı dünyanın dört bir yanındaki ruh hastalarına söylendi:
'Suriye'de kafir Alevi bir Esad var. Gelin hep birlikte ondan ve ona destek veren Şii İran, Iraklı Maliki ve Lübnanlı Hizbullah'tan kurtulalım'.
70'i aşkın ülkeden on binlerce ruh hastası bu pembe yalana inandı, inandırıldı ve Türkiye üzerinden Suriye'ye sokuldu. 100 kadar ülke de pembe yalanı gerçeğe dönüştürmek için dünya tarihinde benzeri olmayan seri yalanlarla bu ruh hastalarına hiç kimsenin hayal edemeyeceği kadar maddi, askeri, istihbarî, lojistik, siyasi ve medyatik destek verdi.
Sonra da en pembe yalanların en büyüğü söylendi:
Suriye halkı demokrasi, özgürlük, insan hakları ve onuru için savaşıyor...
Savaşanlar bile bu yalana inanmıştı...
Hepsi de pembe rengin hafifliğine dayanamıyordu.
'Özgürlük, demokrasi ve insan hakları' palavralarına dayanamadıkları gibi.
Çünkü kendilerine destek veren ülkeler de demokrasiden hoşlanmazdı.
Örneğin Suudi Arabistan, Katar, işbirlikçi Arap ülkeleri ve Türkiye...
Tam da bir pembe dizi..
Sonra da yalanların pembesinde hafif koyulaşma başladı.
Başka türlüsü de olamazdı.
Demokrasi ve özgürlük için savaşanlar kelle kesip kesilen kafalarla top oynamaya başladı.
Destek verenler ' Vallahi bunlar bizden yana değil. Bizimkiler ılımlı onlar radikal' yalanına sarıldı.
Yandaş medyadaki adamlar da aynı tondan bu açık pembe yalanı insanlara yutturmak için havlarcasına çok çaba harcadı.
Bu hafif pembe yalana içeren ve çok sinirlenen koyu pembeci IŞİD ılımlıları temizleme operasyonu başlattı. Genellikle Türkiye sınırına paralel bölgelerde cereyan eden bu temizleme operasyonu AKP yönetimindeki Ankara'yı yalan üzerine yalan söylemeye zorladı.
Pembenin tüm tonları kullanıldı.
İçeride ve dışarıda.
Yandaş medya ful-time çalışıyordu. İnsanlar ne pahasına olursa olsun inandırılmalıydı.
Bu da zor değildi. Toplumsal kültür ve genetik doku bunun için çok elverişli.
Müttefik Suudi Arabistan, Katar, Ürdün, Mursi yönetiminde Mısır ve ABD işbirlikçisi tüm ülkelerde durum bundan farklı değildi.
Hatta bir ara pembe yalanların borsada hisse senetlerini bulmak imkansız oldu.
Ama garip olan arz talep kuralı işlemiyordu. Talep arttıkça fiyatlar düşüyordu.
Pembe yalanların 'kıblesi' Suudi yönetimi aniden Mısır'daki darbeyi destekledi ve Türkiye himayesindeki Müslüman Kardeşler ile Nusra ve IŞİD'i terörist ilan etti.
AKP yönetiminde Türkiye ise ' Haşa ve de billahi haşa' dedi.
Pembe yalanlar havada uçuşuyordu.
Tıpkı her gün yüzlercesi Türkiye sınırından Suriye'ye giren ancak 1-2 tanesi yakalanan TIR yalanları gibi.
Ama pembe de olsa yalanın mumu ya da ampulü yatsıda olmazsa da teravihte mutlaka sönecekti.
Tıpkı 'Esad kimyasal silah kullandı' yalanında olduğu gibi.
Harika üretilmiş pembe bir yalan idi.
Uzman ve azman geçinen geri zekâlı aydınları inandırabilecek kadar harika!
Ama yalancı başlarının beklemediği bir olay her şeyi bozdu.
PYD ve Kürtlere saldırması için beslenen IŞİD yalan makinesinin seri üretimi Nusra, ÖSO ve seri sonu defolu diğer gruplara saldırmaya başladı.
Aralık-Haziran döneminde 7 bin ruh hastası öldü.

Hüsnü MAHALLİ | Tüm Yazıları
Hits: 885