'Köprü faciası hukuk katliamına döndü'

~ 07.07.2014, Yeni Yaklaşımlar ~

Çaycuma’da 15 kişinin hayatını kaybettiği köprü faciasında sorumlular için soruşturma izni verilmemesi, ölenlerin yakınlarını yeniden yıktı. Aileler Anayasa Mahkemesi’ne gitmeye hazırlanıyor. Davayı başından beri takip eden avukat Malik Uçar da, “Olay köprü faciasından hukuk faciasına dönüşmüştür. Bu gidişle sadece sel suları suçlu olacak.” diyor

Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde 2012’de 11 kişinin can verdiği, 4 kişinin hâlâ kayıp olduğu köprü faciasıyla ilgili yargı sürecinin tıkanması kamuoyunda şok etkisi yaptı. Faciada sorumlulukları bulunduğu belirtilen dönemin belediye başkanı, fen işleri müdürü, Karayolları ve DSİ yetkilileri hakkında İçişleri Bakanlığı’nın soruşturma izni vermemesi, buna yapılan itirazın Danıştay’da reddedilmesi facianın mağdurlarını ayağa kaldırdı. Davayı başından bu yana takip eden Avukat Malik Uçar, 15 kişinin öldüğü faciayla ilgili soruşturmanın ‘tabii afet’ kapsamına sokulmasını ve sürecin bu çerçevede yürütülmesinden endişe ediyor. Uçar, “Bu kadar can gitmiş. Günlerce kamuoyunda konuşulmuş ihmal ve hatalar zincirinin sonunda soruşturma izni verilmemesi, aileleri ikinci kez yıkmıştır. Olay köprü faciasından hukuk faciasına dönüşmüştür. Bu gidişle koskoca köprünün yıkılmasında sadece sel sularının artması suçlu olacak.” diyor.

 

Avukat Uçar, ailelerin tepkisini dile getirirken, bu karardan sonra devletin ödeyeceği tazminatın yaraları sarmayacağına işaret ediyor. Kayıp yakınlarının Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru haklarını kullanacağının altını çiziyor. Köprüde gelini Hayriye Güner’i yitiren Selahattin Güner de, her gün kullandıkları köprüden geçerken aynı acıyı yaşadıklarını dile getiriyor. Son kararı, “Acılarımızı ikiye katladı.” sözleriyle eleştiriyor. Köprüde anne ve babasını yitiren Muhammet Tarık Başören ise şunları söylüyor: “Bu olayda hiçbir sorumlu yok, diyorlar. Nerdeyse köprüde ölenleri suçlayacaklar. Bu kararı okuyunca sanki tek suçlu sel suyu, Filyos Çayı ve köprü, bir de ölen insanlar. Yazıktır, günahtır.”

2 DANIŞTAY ÜYESİNDEN ÇARPICI TESPİTLER

Olayla ilgili sorumluluğu bulunan yetkililer hakkında soruşturma izni verilmemesi üzerine acılı aileler 1,5 yıl önce Danıştay’a itiraz başvurusunda bulunmuştu. İtiraz 2 üyeye karşı 3 üyenin imzasıyla reddedilirken, Danıştay 1. Dairesi’nin gerekçeli kararında çarpıcı bilgiler yer aldı. Söz konusu 3 üye somut bir gerekçe belirtmeden “Dosyadaki belgelere göre ilgililere isnat edilen eylemin, haklarında soruşturma yapılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı anlaşıldığından soruşturma izni verilmemesi.” şeklinde görüş bildirdi.

Karşı oy kullanan üye Ülkü Erbük ve Galip Tuncay Tutar ise yerel yönetimin ihmaline ilişkin tespitlerde bulundu. Kararın karşı oy bölümünde; 2011’de  köprünün Çaycuma Belediyesi’nin sorumluluğuna devredildiği, belediyenin 1 yıllık sürede Karayolları’ndan köprünün fiziki durumu ve teknik yapısıyla ilgili olarak bilgi ve belge istemediğinin belirlendiği ifade ediliyor. Belediye tarafından söz konusu köprüde ayrıca inceleme yapılmadığı vurgulanırken, yıkılmadan önceki resmi yazışmalara atıfta bulunuluyor. Filyos Çayı’nın yıl içindeki su debisi miktarları ve daha önceki sel olayları dikkate alınarak, 1951 tarihli köprünün, muhtemel debi yüksekliğinde yıkılacağının öngörülmesinin açık olduğu vurgulanıyor. Ayrıca 2010’da  köprüde belediyenin  tadilat yaptığı ancak Filyos Çayı üzerindeki değişmeler nedeniyle tadilatın, yıkılma tehlikesini tamamen gidermediği belirtiliyor. Bunun bilinmesine rağmen yağış oranları ve su debisine göre gerekli tedbirlerin alınmadığına dikkat çekiliyor.

 

 

zaman

Hits: 576