100 yıl oldu!

~ 23.06.2014, Hüsnü MAHALLİ ~

Osmanlı'nın dağılma sürecinde dış ve iç dinamikler kendilerine göre farklı farklı planlar yaparken İngiltere ve Fransa, Rusya'nın onayını alarak Sykes-Bicot Anlaşması üzerinde uzlaştılar.

16 Mayıs 1916 tarihli bu uzlaşmaya göre Osmanlı'nın çekileceği topraklar iki ülke tarafından paylaşılacaktı.

Bu paylaşım haritaları çizildikten sonra Suud ailesi ve Ürdün'ün şimdiki Kralı'nın büyük dedesi Şerif Hüseyin Osmanlıya karşı ayaklandırıldı. Ayaklanan aşiretlerin komutanlığını İngiliz General Allenby, vurucu gücünü de Siyonist Yahudi gönüllüler yapıyordu. Bunun karşılığında İngilizler 2 Kasım 1917'de Belfour Deklarasyonu ile Filistin'i Yahudilere vereceklerini açıkladılar.

1917 Ekim Devrimini gerçekleştiren Lenin emperyalist ülkelerin tüm pis oyunlarını deşifre ettiğinde iş işten geçmişti. İngiltere ve Fransa orduları Orta Doğu ülkelerini sıra ile işgal etmeye başlamış ve Birinci Dünya Savaşı sonrasında emperyalist ülkeler Anadolu topraklarına yayılmıştı.

Ağustos 1920'de Sevr Antlaşması imzalandı.

Antlaşma gereği Anadolu toprakları üzerinde biri Kürt diğeri Ermeni iki bağımsız devlet kurulacaktı. Suriye'yi işgal eden Fransa bu ülkeyi Alevi, Sünni, Dürzi ve Kürt olmak üzere dörde ayırma çabası içindeydi. Bu çaba Suriye'nin bağımsız olduğu 1946 yılına kadar sürdü ama işe yaramadı. İngilizler ise ABD'nin desteğini alarak Belfour'dan 30 yıl sonra Filistin toprakları üzerinde İsrail devletini kuracaktı.

Birinci büyük hedef gerçekleşmişti.

Bu arada 1923'te Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş, emperyalist ülkelerin Anadolu ile ilgili planları suya düşmüş ama Musul ve Kerkük İngilizlerin geleneksel tezgahları ile Irak'a bırakılmıştı.

Tüm bu süreçler yaşanırken başta Suudi Arabistan olmak üzere Körfez ülkeleri İngiliz kontrolündeki kral, emir ve şeyhlerin yönetiminde yarı sömürge olarak doğalgaz ve petrolünü emperyalist ülkelere veriyor ve onların bölgesel planlarına hizmet ediyordu.

Tıpkı şimdi olduğu gibi.

İngilizlerin yerini ABD'nin aldığı bölgemizde bu kral, emir ve şeyhler son 100 yıldır her türlü pis oyunun içindeydiler. 

Batı TÜM planlarını AKP dostu bu adamlar üzerinden uyguladı, uyguluyor..

Tıpkı 'Arap Baharı' sürecinde olduğu gibi.

Tıpkı Suriye krizinde olduğu gibi.

Tıpkı şimdi Irak'ta olduğu gibi.

Tarih tekerrür ediyor.

Emperyalist ülkeler 1917'de olduğu gibi, yalnız ve yalnız İsrail'e hizmet edecek planlarını yeniden uygulamaya çalışıyorlar.

Türkiye ve Ürdün sınırından sıkıştırılan Suriye parçalanmayınca emperyalist ülkeler ve bölgesel işbirlikçileri bu ülkeyi Lübnan ve Irak sınırından sıkıştırmaya çalışıyorlar.

Lübnan'da Hizbullah ağırlıklı hükümet düşürüldü ve yerine Batı'yı da kollamak durumunda olan bir koalisyon hükümeti kuruldu. Hükümetin İçişleri Bakanı Maşnug Suriye düşmanı. Amaç Türkiye ve Ürdün sınırlarında olduğu gibi, Lübnan sınırı boyunca Suriye'yi sıkıştırmak ve Hizbullah'ı Suriye'den uzak tutmak.

Irak'ta durum ortada. Uzun hazırlıklar sonrasında IŞİD denilen iş bitirici örgüt kuruldu sonra bu örgütün Suriye'nin doğu bölgesini ele geçirmesine destek verildi. Türkiye, Suudi Arabistan, Katar, Ürdün ve bölgenin diğer Sünni ülkeleri doğu Suriye ve batı Irak'taki Sünni aşiretlere destek vererek son saldırıyı başlattılar.

'Madem ki Esad'ı deviremedik o zaman Suriye ve Irak'ı birlikte parçalayalım' diyorlar.

Çünkü Maliki Bağdat'ta durduğu sürece İran yardımları Suriye'ye ulaşacak ve Esad direnmeye devam edecek. 

Sıra daha sonra Lübnan'a gelecek.

Sonrasında Irak ve Suriye'de Sünni, Alevi ve Kürt devlet ya da devletçikleri...

Peşinden sıra kime gelir bilinmez ama Türkiye kesin hedefte.

İran ne yapar henüz belli değil.

Musul ve Kerkük yeniden oyunun bir parçası.

Sykes-Bicot , Belfour ve Sevr...

Hepsi yeniden gündemde..

Klasik yöntem : Böl ve yönet..

Şimdiki adı : Yaratıcı Kargaşa..

Araplar, Kürtler, Türkler, Acemler, Sünniler, Şiiler, Aleviler, Dürziler, Hıristiyanlar... 

Hepsi birbirine kırdırılacak ve birileri kazandığını sanacak.

Bu son yüz yılda olmamış şimdi mi olacak?

Kendilerini zeki sananlar çok yakında ne kadar zavallı olduklarını anlayacaklar.

Buna 'gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet' denir.

Coğrafyamızın genetik hastalığı..

Olup bitenlerin başka bir açıklaması yok ve olamaz.

İnsanlar nasıl bu kadar aptal olabilir?

Menderes, Şah, Saddam, Mübarek, Kaddafi, Mübarek, Bin Ali ve diğerlerini ne çabuk da unuttuk.

 

 

yurtgazetesi

Hüsnü MAHALLİ | Tüm Yazıları
Hits: 710