Berkin terörist, IŞİD değil!

~ 16.06.2014, Fatih YAŞLI ~

Berkin 14 yaşındaydı, bir sabah ekmek almaya gitti, gidiş o gidiş. Sonsuz uykusunu uyuyor şimdi.

Zulüm Berkin’e “terörist” dedi, zulüm babasının “oğlum oynamaya doyamadı” diye Berkin’in mezarına bıraktığı bilyeleri “terör sembolü” ilan etti, zulüm Berkin’in annesini hem de Anneler Günü'nde “terörist annesi” diye yuhalattı.

Cihatçı teröristler beş gündür yüze yakın Türkiye Cumhuriyeti yurttaşını Irak’ta rehin tutuyor, zulüm Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) adlı katil sürüsüne adlı adınca “terörist” diyemedi.

Her gün bir yalan bülteni olarak basılan gazeteler, Haziran isyanında sokağa çıkan milyonlarca insana en akıl almaz iddialarla “terörist” diye saldırırken, cihatçı katillerin rehin aldığı onlarca insan için IŞİD’in ağzıyla “onlar misafirimiz” diye manşet atabildi.

Yetmedi, din bezirgânlığı yirmi birinci yüzyılın nazizmi olarak görebileceğimiz cihatçı terörün Irak’taki Şii katliamına “Sünni devrimi” diyebildi.

Mısır’da gerçekleşmemiş infazlar için güya gözyaşı dökenler, güya kefenlere sarınanlar, Irak’ta bombalı araçlarla her gün onlarca insan yaşamını yitirirken tek bir kelime etmemiş, bilakis “bizim çocuklar” diyerek olan biteni gayet memnun bir şekilde seyretmişlerdi.

IŞİD saldırısını da aynı memnuniyetle izlediler.

Lice’de geçen hafta üç insan devlet şiddetiyle yaşamını yitirdi, birinin cansız bedeni günler sonra elleri arkadan bağlanmış ve darp edilmiş bir şekilde Berdan Irmağı'nda bulundu.

Devlet şiddetine gözünü yumanlar, şimdi bir provokasyon olduğu daha net anlaşılan bayrak hadisesini bahane ederek hamaset edebiyatının daniskasını yaptılar.

Soma’nın, Reyhanlı’nın, yolsuzluğun üzerini bayrakla örtmek istediler, din bezirgânlığından sonra o en son sığınağa, yani milliyetçiliğe sığınmakta tereddüt etmediler.

Cihatçı teröristler uluslararası hukuk açısından Türkiye toprağı olarak kabul edilen Musul Konsolosluğu'nu basıp gönderdeki bayrağı indirdiklerinde ise din ve milliyetçilik bezirgânlarından biri dahi tek bir kelime etmedi.

Tek kelime etmedikleri gibi, hâlâ Haziran kâbusu görmeye devam ettiklerinden olsa gerek, aralarından biri çıkıp “Gezi’yle IŞİD’in arkasında aynı güç var” diyerek yalanın sınırlarını zorlamakta ne kadar başarılı olduklarını bir kez daha gösterdi.

Oysa IŞİD’in arkasında olanlar, Şam’ı 3 saatte almaktan söz edenler, Emevi Camisi’nde fetih namazı kılmanın hayalini kuranlardı.

Oysa IŞİD’in arkasında olanlar, emperyal fantezilerle, yeni-Osmanlı hevesleriyle, imparatorluk rüyalarıyla Türkiye’yi Ortadoğu bataklığına gözü kapalı sokanlar, bir de buna “stratejik derinlik” diyenlerdi.

“Tarihin bumerang yasası” bir kez daha işledi ve cihatçı terör dönüp Türkiye’yi vurdu, onlarca insan psikopat katillerin eline rehin düştü ve üstelik bu daha başlangıç.

Türkiye için cihatçı tehdit maalesef ki henüz yeni başlıyor.

“Büyük Türkiye” palavralarının geldiği yer, ülke tarihinin en büyük iş cinayetinin Soma’da, ülke tarihinin en büyük terör saldırısının Reyhanlı’da, ülke tarihinin en büyük sivil katliamının Roboski’de ve ülke tarihinin en büyük rehine krizinin Musul’da gerçekleşmesi oldu.

“Büyük Türkiye” diye diye büyük ölümlerin, büyük zulümlerin ülkesini kurmayı başardılar.

Berkin’in, Ali İsmail’in, Ethem’in “terörist”, eli kanlı katillerin “özgürlük savaşçısı” diye kutsandığı bir ölüm coğrafyasına dönüştürdüler ülkeyi ve bölgeyi.

Ölümün saltanatını sürdüğü bu coğrafyada artık yaşamak direnmek, direnmek ise yaşamaktır.

Hayatı savunmak direnmek, direnmek ise hayatı savunmaktır.

 

yurtgazetesi

Fatih YAŞLI | Tüm Yazıları
Hits: 947