İçimizdeki IŞİD.

~ 14.06.2014, Bekir COŞKUN ~

Nereden çıktı bu IŞİD demeyin…
İçimizdedir…

*

Daha dün aradı, karşılıklı konuşuruz…
O söyler, ben söylerim…
“Senin kafanı kesmek lazım” dedi…
Kırmadım tabii…

*

Bir kadın yazarımız vardı, severek izlerdim, başı örtülü, ama yüreği özgürdü…
Kaçırdılar…
38 gün boyunca bir villanın mahzeninde işkence ettiler, tüm işkence seanslarını kamerayla kaydettiler… 38’inci gün domuz bağı ile boğdular… Öldüğünden emin olup gömdüler ve arkasından “Şükür namazı” kıldılar…
Konca Kuriş’in cesedinin yanında daha onlarca işkence edilmiş ceset bulundu kazınca…
Bir yolunu bulup yapanları saldılar…

*

Ozanları otel odalarına doldurup yaktı bizim IŞİD…
İnsanlar çığlık atarken ve yanık insan etinin kokusu ortalığı basarken…
Tekbir getirdiler…
Elebaşıları milletvekili oldu…
Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Turan Dursun ve daha niceleri…
Tümü dinci terör tarafından bombalarla, kurşunlarla öldürüldüler…
Cinayetler karartıldı…

*

Bitmedi…
Eğer mesele “Laik çağdaş düzen adına şeriata karşı çıktıkları için” insanların bir şekilde yok edilmesi ise…
Dön bak…
Bizim IŞİD içimizdedir…
Ateşe vermek ya da domuz bağı ile boğmak mı gereklidir illa?…
Bir aydının hücrede kendini tavana asması, bir parmaklığın içinde doktorsuz ilaçsız ölüme terk edilmesi, önüne ailesi ile ilgili kaseti koyup kendi kafasına kurşun sıkması, ya da gururundan yüreğinden vurulması yetmez mi?…
Yine tekbir getirerek…
Yine şükür namazı kılarak…

*

Dizinin dibine oturdun ya…
Ne uzaklarda arıyorsun…
IŞİD’tin mi?..

sözcü

Bekir COŞKUN | Tüm Yazıları
Hits: 867