İstifa çağrısı...

~ 21.05.2014, Kemal OKUYAN ~

Milletvekilleri istifaya çağrılıyor. Farklı kesimlerden gelmeye başladı bu talep. “İstifa edelim” diyen milletvekilleri de var. Hatta etttiğini söyleyen...

Belli ki yakında çok etkili olacak bu çağrı.

İtirazlar yükseliyor hemen, en fazla da “ama o zaman meydan AKP’ye kalır” deniyor.

Güzel, demek ki “meydan” denince bazılarının aklına, diktatörün uygun gördüğü yasaları güle oynaya çıkardığı, yargıçları, milletvekillerini, muhalefet liderlerini dövdürdüğü Meclis geliyor sadece…

O meydanda AKP’nin davulu çalıyor, bir sonraki aşama meydan dayağı da olabilir, bu davuldan hoşlanmayalara...

Oysa memlekette başka meydanlar da var. Halkın öfkesini, tepkisini, kararlılığını yansıtan. Oralarda ise meydan asla AKP’ye kalmaz.

Milletvekillerine çağrı, bir rica filan değil, bir siyasi durum saptaması ve taraflaşma ilanıdır. “Safınızı seçin, çeşitli nedenlerle terk etmediğiniz o meydanın meşruiyeti kalmamıştır, haberiniz olsun” deklarasyonudur.

Buna verilecek “ama meydanı AKP’ye bırakmış oluruz” yanıtının bir inandırıcılığı yok. O meydan AKP’ye bırakılmış zaten. Bırakın, kaçın, kurtulun!

Bir de “kaos olur” kaygısı dillendiriliyor. Başka yerler bir yana ülkenin başkentinde belediye başkanlığı hile ve zorbalıkla ele geçirilmiş, insanların üzerine tonlarca zehirli gaz püskürtülmüş, avukatlar kelepçelenmiş, muhalefet liderlerinden biri Meclis’te dövülmüş, Başbakan vatandaşa sille tokat girişmiş ve de bu düzenin bütün rezilliği sayısını tam olarak bilemediğimiz yüzlerce maden işçisinin üzerine ölüm olmuş çökmüş!

“Kaos olurmuş”!

Memleket kuralla işliyor da, milletvekilleri istifa edince kaosa sürüklenecek!

Son olarak, “zamanı gelince…” dendiğini duyuyoruz. Birkaç CHP’li milletvekiline, Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun tekmelenmesinden sonra “orada ne duruyorsunuz” diye sormuştum. Ve şunu eklemiştim, “yarın genel Başkanınıza da aynısını yaparlar”.

“O kadar da değil” yanıtını almıştım.

Zamanı gelince, o kadarını da yaparlardı, yaptılar da! Çünkü bazılarının zamanı bir türlü gelmez.

Tekrar olacak, burada CHP’yle ya da diğer muhalif partileriyle ilgili bir mesele tartışılmıyor, onu kendileri yaparlar. Burada bir “gerçek” dillendiriliyor: Diktatörle aramızdan çekilin!

Bu iyi anlaşılmalıdır. Ha, diktatörle hesabı olan, kendini halkın safında gören zaten kendini belli ediyor, eder de.

Ama tersi de geçerlidir. Bu saatten sonra diktatöre meşruiyet kazandıran, onun oyununa ortak olan herkes diktatöre yardım ve yataklık suçunu işlemiş olacaktır.

Kemal OKUYAN | Tüm Yazıları
Hits: 1054