Soma Katliamı. Ayrı dünyaların insanlarıyız

~ 15.05.2014, Nuray MERT ~

NURAY MERT

“Zalimler kuşkusuz birbirlerinin velileridir.”
(Casiye, 37/19)

Kararmış çizmesiyle beyaz sedyeyi kirletmekten sakınan delikanlı sanıyor ki kendisi kirli. Bilmiyor ki en kirlisi beyaz dünyalar. Alın terinin temiz dünyası hep kömür karası.

Böyle oluyor işte; ‘beyaz’ dünyalarımızın, kara bedelleriyle yüzleşmekten bucak bucak kaçarken bir kez daha ensemizden yakalanıyoruz. Üzerinde arsızca tepindiğimiz zeminin altından çıkanlar, çirkin yüzümüze çiğ ışıkta tutulan ayna değilse nedir?

Birbirimize değmeden

Beyaz ve kirli dünyanın arsız insanları ile kara ve temiz dünyanın çileli insanları… Ayrı dünyaların insanlarıyız biz. Birbirimize değmeden yaşayıp gidiyoruz.

Beyaz dünyamız kirlenmesin diye dokunamayız onlara. Ama çok mu üzüldük? Böyle kötü yakalanınca başka ne yapabilirdik?

Bu işten de kârlı çıktık

Sıkmayalım canımızı, zaten vadesi kısa olacak ‘yüksek duygularımız’ın; çabuk atlatırız nasılsa. Nasılsa vazifemizi yaptık. Dertlendik dertleriyle; dertsiz dünyamıza dertlerinin gölgesi düştü. Hem, bu işten de kârlı çıktık; yazıp çizip günahlarımızın kefaletini ucuza kapattık.

Yeni mensuplar keşke hiç konuşmasa

Beyaz dünyanın ‘yeni mensupları’ kuşkusuz daha acımasız. Koltuklarına, villalarına, pahalı elbiselerine, heyheyli kartvizitlerine daha yeni kavuşanlar, belli ki kaybetme korkusuyla daha gaddar oluyor.

Büyülenmişler, yeni tanıştıkları dünyayla gözleri hiçbir şey görmüyor. Gözleri var, görmüyor, kulakları var duymuyor, dilleri var… Keşke hiç konuşmasalar!

İnsanlık bitiyor, söz bitiyor

İktidar partisi siyasetçilerinden ve sadık hizmetkarlarından söz ediyorum. Ensemizden yakalanınca, yüzümüzün kızarmasıyla iş bitmiyor dedik, ama yüz bile kızarmayınca iş bitiyor! Umut bitiyor, insanlık bitiyor, söz bitiyor. Onlar konuştukça söz hepten bitiyor.

Fıtrat mahluklara mahsustur, mesleklere değil

Başbakan’ın söylediklerini duymamak için kulaklarımızı sıkı sıkı kapamaktan başka çare yok. Hepsi bir yana, inanç sahibi bir insan nasıl bir iş kolunun ‘fıtrat’ından söz eder? Fıtrat mahluklara mahsustur, mesleklere değil.

Çok özel nedenlerden ötürü olay yerine intikal edememiş bir bakan, boş durmamış bunca felaket içinde bir işçinin yaşına ilişkin ‘iddia’nın üzerine gitmiş; fukara bir delikanlının yaşının 15 değil 19 olması, neredeyse ‘zafer’ hanesine yazılıyor.

Nasıl insanlar bunlar?

Tek dert iktidarlarını, büyükten küçüğe koltuklarını kaybetmemek. Böyle bir faciada onları en çok tedirgin eden bu belli ki. Yoksa, neden bir trajedinin ortasında Gezi olaylarından, ‘darbeler’den bahsedebilir bir insan?

Bir Enerji Bakanı, böylesi bir felaketin orta yerinde nasıl ‘algı operasyonu’ndan söz eder? Nasıl insanlar bunlar? Olan ortada, ne algısı, ne operasyonu?

Hiç mi sarsılmaz insan?

Zaten, kimse korkudan bir sınırın dışında haber bile yapamıyor, her kanaldan bir destekçi, her şeyden çok iktidar/işveren savunusu yapıyor. Besbelli ki koyun can derdinde, kasap mal!

Böyle bir can pazarında insanın aklına bunlar nasıl düşer? Hiç mi sarsılmaz insan? Keşke ağzınızı bıçak açmasaydı da söylediklerinizi duymasaydık.

Sizinle de ayrı dünyanın insanlarıyız

Yok, belli ki, biz sizinle de ayrı dünyanın insanlarıyız. Alın terinin kara ve temiz dünyasından uzak düşmek ne kadar yüz kızartıcı ise, sizin iktidar delisi dünyanızdan uzak düşmek o denli sağaltıcı. Sizin dünyanıza ne kadar uzaksak, kendimizden o kadar umutkar olabiliriz.

 

http://www.diken.com.tr

Nuray MERT | Tüm Yazıları
Hits: 885