28 Nisan, Terracotta Ordusu, İnsanlık Anıtı ve Hayalleri Çalınan Gençler

~ 28.04.2011, Emre KONGAR ~
Bugün 28 Nisan.
Tam elli bir yıl önce bugün, Demokrat Parti’nin demokrasiyi rafa kaldıran, bir sivil darbeyi uygulamaya koyan Tahkikat Komisyonu yasasını İstanbul Üniversitesi’nde protesto eden öğrencilerin üzerine polis saldırmış, Rektör Sıddık Sami Onar yerlerde sürüklenmiş ve çok tatsız olaylar yaşanmıştı.
***
Sevgili okurlarım, bazen evrenin bir şakası olarak bazı olaylar aynı zamanda vuku bulur.
Örneğin Mehmet Aksoy’un Kars’taki İnsanlık Anıtı’nın kafasının kesilmesi ile başlayan yıkım ve üniversite giriş sınavındaki şifre skandalının ortaya çıkması gibi…
Biri bir heykelin kafasının kesilmesinin simgelediği sanata karşı işlenen bir cinayet…
Öteki gençlerimizin geleceğe ilişkin hayallerinin çalınması...
Bu iki olayın aynı yerde ve aynı zamanda, 21. yüzyıl Türkiyesi’nde meydana gelmesi, evrenin (isterseniz karmanın) bir şakası gibi…
Heykelin kafasının kesilmesi gençlerin hayallerinin çalınmasını simgeliyor galiba!
***
İnsanlık Anıtının kafasının kesilmesi bana sadece Taliban’ın Afganistan’daki büyük Buda heykellerini yıktığını değil, zamanımızdan iki bin yıl önce yaşanmış bir başka olayı daha anımsattı:
Terracotta Ordusuolarak bilinen, Çin’in ilk imparatoru Qin Shi Huang’ın, milattan önce iki yüzlü yıllarda yapılan mezarındaki toprak heykelleri düşündüm:
Çin’in, Şian (Xi’an) kentinde 1974 yılında keşfedilen mezarda 12 bin dolayında silahlı asker ve komutanlardan, savaş arabalarından, atlardan, arabalardan, imparatorun av hayvanlarından, çeşitli araç ve gereçlerden oluşan bir ordu…
Generallerin heykelleri askerlerin heykellerinden daha uzun…
Hiçbir heykelin yüzü ötekine benzemiyor…
Her biri aynen gerçek insanlar gibi birbirinden farklı…
Hepsinin hatları yöre insanlarının yüzlerine benziyor…
Zaman içinde boyalar dökülmüş, sadece toprak renginin egemenliği kalmış…
Ordunun yanında sarayda görevli olan sanatçılar, akrobatlar gibi insanlar da var…
İmparatorun arabası ve vuracağı ördek bile unutulmamış…
Çinliler burayı bir müze haline getirmişler.
Kazılar ve onarım çalışmaları hâlâ sürüyor.
Her mezarın bulunduğu yerde özel pavyonlar inşa edilmiş, müze ancak akülü araçlarla gezilebilen çok büyük bir alanda.
Müzenin dükkânından aldığım, üzerinde Terracotta Ordusu figürlerinin bulunduğu tişörtleri hâlâ giyiyorum.
İnsanlık Anıtının kafasının kesilmesi ile Terracotta Ordusu arasındaki ilişki, mezarları bize gezdiren rehberimizin anlattığı bir efsane ile ilgiliydi:
Müzenin restorasyon bölümünde onarılan heykellerin pek çoğunun kafası kopuktu.
Bunun nedenini sorduğumuzda rehberimiz bize şu öyküyü anlattı:
Ölen imparator, ordusunun heykellerinin yapılarak kendisiyle birlikte gömülmesini, ölümden sonraki hayatında düşmanlarıyla savaşmak için istemiştir; ordusu öbür dünyada da onu koruyacaktır.
Fakat ondan bir süre sonra tahta geçen ve düşmanı olan aileden gelen imparator, mezarları açtırır ve öteki dünyadaki düşmanı korumasız kalsın diye asker heykellerin hepsinin kafasını kopartır.
Böylece savaş, intikam, kin ve nefret, öbür dünyada da devam eder!
Bu ibret verici öykü hiç aklımdan çıkmıyor:
Hurafelerle de beslenen kin ve intikam duyguları sınır tanımıyor!
***
Mehmet Aksoy, kafası kesilerek yıkılan, Türk-Ermeni kardeşliğini vurgulayan İnsanlık Anıtı heykelini ilerde yine aynı yere dikeceğini söylüyor.
Kendisine inanıyorum:
Çünkü insanlık sanat ve edebiyatı yok ederek, düşmanlıkları körükleyerek değil, sanatı ve edebiyatı yücelterek, barışı geliştirerek yoluna devam edecektir.
Gençlerimizin gelecek hayallerini korumak için ise çok uzun süre beklemeye gerek yok; elimizde hâlâ olanak var:
Üniversiteye giriş sınavının şaibeli olan bu ilk aşaması savcılık kararına bakılmaksızın ve bu karar beklenmeksizin iptal edilmeli, ikinci sınav yeniden düzenlenerek şeffaf bir yöntemle yapılmalı, gençlerimizin gelecek hayalleri çalınmamalıdır!

(Cumhuriyet 28.04.2011)

Emre KONGAR | Tüm Yazıları
Hits: 1692