Kavramlar da Savaşır

~ 28.04.2011, Güray ÖZ ~
Dış destekli iç savaşların ivme kazandığı zamanlardayız. Diktatörler için alarm çanları çalıyor. Pek çoğu için yolun sonu görünüyor. Kimileri ise durumu kurtarmak için büyük devletlerle işbirliğinin yetmediğini, sıkı, daha sıkı işbirliğinin gerektiğini düşünüyor.
Durum sanıldığı kadar basit değil, kolayca ve işe yaramaz kavramlarla çözülemeyecek kadar karmaşıktır. Kaddafi‘nin, Esad‘ın terör eylemlerine dün sesini çıkarmayanların bugün neden celallendiğini anlamak kolay olabilir mi? Türkiye’yi yönetenlerse bu gerçekten pek çetrefil durumda ne yapmalı, nasıl bir tutum takınmalı sorusuna, iç ve dış bağlantılar nedeniyle açık, net bir yanıt veremiyorlar. İşleri kolay değildir!
***
Hafız Esad, zorun açık seçik kullanıldığı bir süreçte Türkiye açısından daha olumlu bir politikayı yeğlemek durumunda kalmıştı. Bu değişimin en önemli belirtisi ise PKK liderinin sınır dışı edilmesiydi. Hatay konusundaki akıl almaz iddialar da rafa kaldırıldı. Beşşar Esad döneminde ilişkiler iyice gelişti. Türkiye’ye karşı ılımlı politikalar güden yönetim, içeride zorbalığa dayalı iktidarını korumak için kanlı bir yol izlemekte kararlı görünüyor.
***
Peki şimdi Türkiye ne yapsın sorusuna yanıt arıyorsak, durumu tüm öğeleriyle, adlı adınca aktörleriyle görmek zorundayız. Bazı aktörleri göz ardı edip ya da güzelleyip işin içinden çıkamayız.
Arap ülkelerindeki isyancılar ne istiyor? Bilinen yanıt, özgürlük ve demokrasidir. Soyut, genellikle muz niyetine yenilen ya da yedirilen haklı istekler. Özgürlük, ama nasıl bir özgürlük? Diktatörden kurtulmayı azami program ilan eden bir özgürlük mü, yoksa yoksulluktan, sömürüden, eşitsiz gelir dağılımından kurtulmayı hedefleyen bir özgürlük mü? Diktatörden kurtulurken yardım için silahlı elini hevesle uzatan, zenginlikleri yeniden dağıtmayı ve daha fazla pay almayı, stratejik bölgelerde etkin olmayı planlayan büyük devletlerden kurtulmayı da hedefliyor mu bu özgürlük? Peki demokrasi?
Nasıl bir demokrasi istiyor isyancılar?
Diktatörü kovalayan askerlerin demokrasisini mi? Emperyalistlerle daha iyi ilişkiler kuran sivillerin demokrasisini mi?
Demokrasi ve özgürlük gibi parıltılı sözleri kullanırken aklımızın bir köşesinde Irak’ta olup bitenler hep yanıp sönmelidir. Şimdi orada kanlı, tuhaf bir demokrasi, çürümüş, silaha mahkûm bir özgürlük var.
Ya başka ne var?
WikiLeaks belgelerine yansımış, emperyalist güçler arasında al gülüm ver gülüm, petrol ve stratejik konum pazarlığı var.
***
Diktatörlerin kovalanması iyidir.
Asker ya da sivil her türden baskıcı yönetimin alaşağı edilmesinde yarar vardır. Ama bakacaksınız, gelen kim?
Bir de günümüzde bir şeye daha iyi bakacaksınız: Savaşlar yalnızca silahla yapılmıyor; emperyal dünyanın kendini küreselleşme, postmodern çağ diye yeniden tarif ettiği zamanlarda neoliberal saldırı, öncelikle kavramlar üzerinden iş görüyor. Solun asıl geri çekilişi de kavramlar dünyasında olmuştur.
Şimdi dış destekli iç savaşlara analitik bir bakış geliştirmek istiyorsanız, konuyu hangi kavramlarla anlamaya çalıştığınıza da dikkat etmelisiniz. Neoliberalizmin kakaladıklarıyla mı, yoksa çözülmedikçe ortadan kalkması imkânsız gerçek hayata ait kavramlarla mı?
Bence ikincisini yeğleyin; çünkü karmaşık gibi görünen bu tabloyu, emperyalist metropollerde türetilip bizim gibi ülkelerde işinin ehli tercümanlar eliyle piyasaya sürülen kavramlarla çözemezsiniz.
Emperyaliste emperyalist, diktatöre diktatör diyecek, eli kanlı emperyalistin getireceğine özgürlük denilemeyeceğini de unutmayacaksınız. Diyelim unuttunuz, pek çok örnek var, ama bize en yakını Irak’tır...
Dönüp bakacaksınız.

(Cumhuriyet 27.04.2011)

Güray ÖZ | Tüm Yazıları
Hits: 1318