Cumhurbaşkanı mı? Başkan Baba mı?

~ 29.04.2014, Ali SİRMEN ~

Ağustos ayında, pek muhtemelen iki turlu bir seçim var. Pek muhtemelen diyorum, çünkü adaylardan biri ilk turda oyların yarıdan fazlasını alırsa ikinci tur olmayacak.
Seçim, genel tanıma göre Cumhurbaşkanlığı seçimi. Yani, cumhur, Çankaya’da oturacak başkanını kendi oylarıyla seçecek
Seçilecek cumhurbaşkanı da, 1982 Anayasası’nın kendisine tanıdığı yetkiler ve de parlamenter sistemin çizdiği çerçeve sınırları içinde, devletin başı olarak Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk milletinin birliğini temsilen anayasanın uygulanmasını, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetecektir.
10 Ağustos oylamasına veya sonraki turda bu tanıma uygun adaylardan biri çoğunluğu sağlayınca Cumhurbaşkanlığı seçimi sona erecektir.
Tabii buraya kadar anlattıklarım, olması gereken.
Ama ülkemizde olması gereken her zaman olmuyor, tam tersi olması gerekenin yüzde yüz aksi olan oluveriyor.
Eğer yarışmaya Tayyip Erdoğan da katılacak olursa, olması gereken ile olan arasındaki makas iyice açılacak ve Cumhurbaşkanlığı seçimi, “Cumhurbaşkanı mı, Başkan Baba mı?” tartışmasının sonuca bağlandığı bir sürece dönüşecektir.

***

Tayyip Bey seçilirse, Çankaya’da oturacak kişi parlamenter sistemin sınırları dışına taşacak ve cumhurbaşkanından ziyade bir Başkan Baba” olacaktır.
Cumhurbaşkanı ile “Başkan Baba”nın farkları ne olacaktır?
1982 Anayasası’nın getirdiği sistem içinde, cumhurbaşkanı devletin başı olarak, milletin birliğini temsil ile devletin organlarının uyum içinde çalışmasını sağlamak durumundadır.
Cumhurbaşkanının yetkileri ve sorumluluğu bu noktada odaklanır.
O yürütmenin başı değildir. Yürütmenin başı başbakandır.
Eğer cumhurbaşkanı koşup terlemek istiyorsa, başbakanın olan yetkileri kullanmaz, Çankaya’nın bahçesinde koşar, ter atar
Zaten devletin allak bullak olan uyumu ile milletin tepeteklak olan birliğinin sağlanması gittikçe zorlaştığından, bu iki işlev bile Çankaya’nın yeni sakinini yeterince koşturup terletecektir de.
Cumhurbaşkanı anayasanın kendisine tanıdığı yetkilerini bu çerçeve içinde kullanacak, devletin organlarının uyumlu çalışmasını bu şekilde sağlayacaktır.
Cumhurbaşkanı devletin organları arasındaki ilişkileri sorunsuzlaştırırken, kendisi de siyasi açıdan sorumsuz olacaktır
Cumhurbaşkanının uyum dışında siyasi yetkisi olmadığından siyasi sorumluluğu da olmayacaktır.
Çünkü demokrasilerde yetki ile
sorumluluk birbirini bütünler.
Tayyip Bey’in öngördüğü seçim ise devletin her organının kendisine bağlı olduğu bir Çankaya sakinini seçmeye yönelik olacaktır.
Tayyip Bey’in geçmişi böyle bir işleve fevkalade uyumludur. Çünkü Tayyip Bey’in politikası milletin bütünlüğünü değil, bölünmüşlüğünü gözetir.. Tayyip Bey’in yönetimdeki sihirli formülü “böl ve yönet!”tir.
Tayyip Bey, önerdiğiyle cumhurbaşkanını değil, “Başkan Baba”yı işaret etmektedir. Sorunlu ama sorumsuz “Başkan Baba” her şeyin başıdır. Ve söz “Başkan Baba” ile başlar, “Başkan Baba” ile biter. Tayyip Bey’in siyasi modelinde yani “Başkan Baba” sisteminde, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışması, ancak “Başkan Baba”nın talimatları çerçevesinde “Başkan Baba”ya biat çizgisinde mümkündür.
Yoksa “Başbakan Baba” döneminde, gördüğümüz gibi, “Başkan Baba” yargı dahil, devletin bütün organlarını azarlayarak, paylayarak, sindirerek, sürerek, süründürerek hizaya getirir
Bu koşullar altında bütünlük milletin bütünlüğü değil, biat edenlerin bütünlüğüdür. “Başkan Baba” sisteminin nasıl olacağını gözlerinde canlandıramayanlara bir ipucu vermek için söyleyelim. 11 yıllık “Başbakan Baba” rejiminin devamı ve de şeddelisi olacaktır.
Evet ağustos ayında bir seçim yapılacak, seçimin Cumhurbaşkanlığı seçimi mi, yoksa “Başkan Baba” seçimi mi olduğu ancak ve ancak sonucundan anlaşılacak.  

 

Ali SİRMEN | Tüm Yazıları
Hits: 978