Mücadeleye devam!

~ 09.04.2014, İlhan CİHANER ~
Her seçim sonrası ortaya çıkan “seçmen ne dedi”ciler bu seçimde de analizler yaptılar. Onlara göre seçmen neler demiş neler;

“yürü(t) arkandayız” demiş başbakan ve çetesine,
“paralellerle mücadele” talimatı vermiş,
“istikrar” demiş,
“otoriterliğe vize vermiş”,
“hırsızlıklara onay vermiş”,
“muhalefet değişmeli” demiş,
“çözüm sürecine destek” vermiş,
“BDP’yi ciddiye al” mesajı vermiş,
“sana güveniyoruz ama, yolsuzluk iddialarını temizle” demiş,

Buna benzer -hatta birbirleriyle çelişkili- bir sürü mesaj okumuşlar. Tabii bu yaklaşımla geçmiş ve gelecekteki muhtemel rezillik ve hukuksuzlukların meşrulaştırılmasını yapmış oluyorlar akıllarınca. Sadece bu da değil, seçim sistemindeki ve oy sayımındaki adaletsizlikleri ve şaibeleri de aklamış oluyorlar. AKP yöneticileri dışında bu yaklaşım, genellikle iki gruptan geliyor: seçim/tahmin başarısızlığına mazeret üretmek için ya da iktidarın seçim öncesindeki yolsuzluk ve anti demokratik uygulamalarından “bir şekilde” payı/çıkarı olanlar. “Bir şekilde”den kastım; yağma ve yasak ortamından doğrudan faydalananlar kadar parti-devletin kapısından gazeteci, bilim adamı kılıfıyla geçinenlerdir de.

Cangızbay’ın anlatımıyla “...sanki ‘seçmen’ diye gerçek bir kollektif özne varmış gibi, ‘seçmen şöyle dedi, böyle dedi’ diyerek adına konuşup, kendi tercihlerini nesnel bir zorunlulukmuş gibi dayatmaya kalkan maskaraların ‘seçmen’ dedikleri şey gerçek bir özne değil, istatistiksel bir fiksiyondur. Hiç kimse bir partiye oy verirken o parti kazanmasın veya tek başına iktidar olmasın diye oy vermez.”

Hele hele seçmenin verdiği oyla, yok “muhalefet değişsin”, yok “çözüm sürecini sürdür” gibi mesaj derdi hiç olmaz. Oy verdiği parti ya da adayı yönetime getirmek ister. Hangi partiye/adaya oy vermişse o partiye/adaya oy vermiştir o kadar.

Kaldı ki, muhayyel bir seçmen tercihi üzerinden topyekün bir değerlendirme yapılacaksa, AKP’nin yolsuzluklar dahil tüm rezilliklerine onay vermeyen daha büyük bir yekun tutan “seçmen”in tercihleri ne olacak? Ya da bir çok seçim çevresinde çok az oy farkıyla belediyelerin alınmış olması, bütün şehir yasası ve belediye sınırlarının özenle AKP lehine sonuç doğurmak için belirlenmiş olmasının etkilerini gözardı mı edeceğiz?

Bunları muhalefetin (ve mensubu olduğum CHP’nin) “başarısızlığına” bahane olsun diye yazmıyorum. Ortaya çıkan sonuç özellikle örgütlü yapıların -en azından- çok ciddi özeleştiri yapmasını gerektirir açıklıktadır. Çok tartışılacaktır ve tartışılıyor da.

Ama en büyük tehlike “seçmen ne dedicilerin” seçim sonuçlarına “aşkın” bir anlam yükleyerek AKP’yi aklamak istemeleri ve bu yaklaşımın yaratacağı umutsuzluktur. Umutsuz olmamızı ve mücadele azmimizi yitirmemizi gerektirecek hiçbir şey yok. Tam tersi seçim akşamı CHP Genel Merkezi’nin -1. katına gelenler ve oylarına sahip çıkmak için nöbet tutanlar, özgür ve adil bir ülke için umutlarımızı daha da arttırmalı. Yanlışları ve yanlış yapanları, yetersizleri ayıklayarak, ders çıkararak mücadelemizi sürdürmek zorundayız.

Unutmayalım ki, gündemimizi 30 Mart öncesinin gündeminden koparacak hiçbir şey gerçekleşmedi.

Berkin’i öldürüp, cenaze günü annesini yuhalatanlar hala iktidarda,
Kadını ve emeğini ikincileştirenler hala iktidarda,
Roboski katliamının, Hrant Dink cinayetinin üstünü örtenler hala iktidarda,
Komplo davalarla kumpaslarla insanlara hayatı zindan edenler hala iktidarda,
Savaş suçu işleyenler hala iktidarda,
Rüşvetçinin önüne yatanlar, rüşvetten havuz oluşturanlar, derelerimizi ve ormanlarımızı yağmalayanlar hala iktidarda,
Hala iş cinayetleri devam ediyor,
Yasaklar ve sansür uygulamaları, fişlemeler hala devam ediyor...

Yeniden ve bir kez daha; “bu daha başlangıç, mücadeleye devam!”

 

solhaber

 

İlhan CİHANER | Tüm Yazıları
Hits: 653