Hukukçulara Çağrı...

~ 07.04.2014, Mustafa BALBAY ~

Silivri yargılamaları sırasında sanıkların ve avukatlarının sık vurguladığı istemlerden biri şuydu: Lütfen usule uyun!
Ceza davalarında usul, esastan da önemlidir. Bu anlamda yerleşmiş sözlerden biri şöyledir: Usul, esasın kapısıdır.
Yanlış kapıyı açarsanız yanlış yere girmiş olursunuz.
Ergenekon davasında öylesine yoğun usul hataları yapıldı ki, avukat kökenli sanıklar bunları alt alta sıraladıklarında 500’ü geçtiler.
Ergenekon yargıçları 600’ü aşkın duruşma boyunca olağan hale getirdikleri usul hatalarını davanın tabutuna son çiviyi çakarken de yaptılar. Daha sanıklara ve avukatlarına vermeden gerekçeli kararı basınla paylaştılar. Üstelik bir basın toplantısı yapıp kendilerini ayrıca ifade etme gereksinimi duyarak. Oysa mahkeme heyeti duruşmalar boyunca sanıkların, “Medya mahkemesi kuruldu, bizi tutuklu yargılayıp orada linç edilmemize neden oluyorsunuz” sözlerine şu karşılığı veriyordu:
“Medya bizi ilgilendirmez, mahkememiz tamamen bağımsızdır.”
Bunu söyleyen heyet, sanıkları bir kez daha medya önünde mahkûm ettirme arayışındaydı.

***

Hukuk dilinde geleneksel bir söz vardır; yargıçlar kararlarıyla konuşur.
Ergenekon yargıçları 16 bin 798 sayfalık gerekçeli kararla tam olarak konuşamamış olacaklarını düşünmüşler, bir de önsöz yazmışlar.
Sadece önsöz bile bu mahkemenin sözcüğün tam anlamıyla hukuktan bağımsız hareket ettiğini göstermeye yetiyor.
Önsöze göre heyet, gerekçeyi yazarken ne kadar vicdani davrandığını görmüş ve kendisine aferin vermiş.
Böylesi ilk kez görülüyor. Yasal olarak da kapatılmış bir mahkeme dosyayı devretmesi gereken yere gönderip çekilmek yerine inatla peşin hükmünü savunmaya girişiyor.
Heyete göre, usul hataları her duruşmada görülebilecek basit hatalarmış. Soralım; yürürlükteki yasalara uymayan dijital verileri delil saymak mıdır basit hata? Yasa, eğer sanık bir tanık getirmişse mahkeme onu dinler dediği halde mahkemenin duruşma salonu kapısına kadar gelmiş tanıkları dinlememesi midir basit hata? Gizli tanıkların ifadelerinde yanlış bir cümle varsa, ifade geçersiz sayılır ilkesi bizim yasalarımızda da olduğu halde, 5 kez ifade değiştiren gizli tanıklara dayalı olarak hüküm vermek midir, basit hata?
Sorulabilecek daha tonlarca soru var.

***

Mahkeme heyeti kararından övünçle söz ederken ilk kez derin devletin yargılandığını söylüyor ve ekliyor:
“Biz her şeyi ortaya çıkaramadık. Yeni soruşturmaların açılması gerekir...”
Hukukta yanlışın azı çoğu olmaz. İki kere ikinin 3 ettiğini söylemek de yanlıştır, 350 ettiğini söylemek de... Oysa mahkeme şöyle diyor:
Biz 3’e kadar geldik, demek ki doğruya en yakın biziz!
Mahkeme, sanıkların duruşma sırasındaki davranışlarından da terör örgütü üyesi olup olmadıklarını saptamış. Bu, kan tahlilinden karakter tahlili çıkarmak gibi bir şey.
Binlerce sayfalık gerekçeyi birkaç günde inceleyip okumak olanaksız. Sadece önsöz bile bir fikir vermeye yetiyor.
Silivri yargılamaları sırasında hukuk sistemimiz sınıfta kaldı. 5 Nisan Avukatlar Günü’nü de selamlayarak söylemek gerekirse, savunma bu sürecin hukuk adına yüz akı oldu.
Şimdi önümüzde hukukla ilgili tüm kesimlere düşen bir sorumluluk daha var: Ergenekon davasının gerekçesinin usulden esasa ne kadar hukuka uygun olduğu irdelensin, Türkiye ile paylaşılsın...
Bu davanın Türkiye’ye verdiği onca zararın yanında tek faydası hukukun önemini topluma anlatmak olabilir...  

Mustafa BALBAY | Tüm Yazıları
Hits: 636