Haydi savaşa!...

~ 25.03.2014, Hüsnü MAHALLİ ~

Suriye'de olayların silahlı çatışmaya dönüştüğü Haziran 2011'den bu yana, Türkiye bütün kurumları ile bu işin içinde. Özgür Suriye Ordusu ve onun siyasal örgütü Suriye Ulusal Konseyi Türkiye'de kuruldu. Geçen süre içinde, AKP Hükümeti Esad'dan kurtulmak için, akla gelen ve gelmeyen tüm yöntemlere başvurdu ve bu amaçla, Suriye'de savaşan tüm gruplara her türlü maddi, siyasi ve askeri destek verdi. Bu da yetmeyince, dünyanın dört bir yanından gelen on binlerce ruh hastasına, Suriye'de savaşmaları için sınırlarını açtı. Bu gelenlerin ezici çoğunluğu Radikal İslamcı gruplara katıldı.
Başlangıçta yalnızca Kaide vardı. Sonra Kaide'nin Suriye kolu Nusra ortaya çıktı. Irak'taki Kaide'nin lideri Bağdadi Irak ve Suriye'yi kapsayacak şekilde yeni örgüt Irak Şam İslam Devleti'ni ilan etti. Nusra ve IŞİD Suriye'deki yüzlerce örgütle el ele verip Esad'a karşı savaşıyordu. AKP Hükümeti, Suudi Arabistan, Katar, ABD, İngiltere, Fransa, Almanya ve onlarca ülke bu gruplara sınırsız destek veriyordu.
Bu arada AKP Hükümeti, başta düşürülen Türk uçağı olmak üzere, Suriye'ye  saldırmak için türlü türlü gerekçeler aradı ama NATO izin vermedi. Çünkü işin içinde Rusya vardı.
Gelinen noktada herkes çuvalladı ve sonunda pes ettiler.
ABD'nin Suriye dosyasından sorumlu Robert Ford başarısız olduğu için, iki hafta önce emekliye sevk edildi. Bakan Davutoğlu gibi o da “Esad'ın günleri sayılı” diyordu ama üç gün önce New York Times gazetesine bakın ne anlatıyordu:
“Esad kısa ve orta vaade gidecek gibi görünmüyor. Bunun nedeni de; başarısız ve parçalanmış muhalif güçler ve bunlar arasında Nusra gibi radikal grupların varlığı”.
Peki, iki hafta önce Suudi Arabistan ne yaptı?
Suriye'de savaşan IŞİD, Nusra, Kaide ve en önemlisi; Müslüman Kardeşler örgütünü ‘terörist’ ilan etti!
Peki, AKP Hükümeti ne yaptı?
Suriye'deki gruplara destek ve yardıma devam etti.
Son kanıt: Üç gün önce, sınır kapısını ele geçirmek ve Lazkiye kırsalında bazı köyleri işgal etmek amacıyla, Nusra ve diğer gruplardan yüzlerce militan Yayladağı yakınından Suriye'ye girerek operasyon başlattı. Suriye Hükümeti bununla ilgili bilgi ve belgeleri BM Güvenlik Konseyi'ne vererek resmi şikayette bulundu.
Buna kızan Erdoğan dün aynı bölgede bir savaş uçağını düşürttü. Teröristlerin peşinde olan uçak sözde angajman kuralına uymamış. Yani; Türk sınırına 5 kilometre yaklaşmıştı.
AKP içte olduğu gibi dışarda da gerginlik peşinde.
Bütün bunlar olurken Nusra ile aynı çizgide olan IŞİD, Müslüman AKP Hükümeti’ni tehdit etti ve üç adamını eylem için Türkiye'ye gönderdi. İkisi Arnavut, biri de Kosovalı. Cihat için Suriye'ye gidip adam öldürmüş, sonra da bu işi Türkiye'de devam ettirmeye gelmişlerdi.
Peki, bu konuda AKP Hükümeti ne yaptı?
"IŞİD Süleyman Şah türbesine yönelik bir provokasyon yaparsa, karşılık veririz” dedi.
Adamlar Adana'ya gelmiş eylem yapıyor ama AKP Hükümeti “Bu sayılmaz” diyor!
Harika!..
Demek ki; Erdoğan-Davutoğlu ikilisi nihayet IŞİD'in terörist bir örgüt olduğunu anladı.
Ben bunu doğru anlıyorlarsa, o zaman bu ikili Nusra'ya karşı da savaş ilan etmeli.
Çünkü Nusra ve IŞİD, Kaide'ye bağlı ve Ürdün Kralı'nın dünkü itirafıyla kanıtlandığı gibi, bunların Suriye'de savaşan binlerce militanı 60 kadar ülkeden gelmişti.
Peki, AKP Hükümeti IŞİD'in Süleyman Şah Türbesi’ne yönelik saldırması durumunda ne yapacak? Konuşulan senaryolara göre; türbeyi korumak için Türk askerini Suriye'ye sokacak.
Bu daha da harika!..
Çünkü oraya gidecek olan Türk Ordusu bölgede bulunan binlerce IŞİD militanı ile savaşacak ve bu savaş kolay kolay bitmeyecek. Bu savaş Irak'taki sınır ötesi operasyonlara benzemeyecek. Buna ilk sevinen de PYD olacak. Çünkü IŞİD diğer gruplarla birlikte bölgedeki Kürtlere saldırıp duruyor. PYD lideri Salih Müslim her seferinde “Bu gruplar Türkiye'nin desteğiyle bize saldırıyor” diyor.
Peki başka kim sevinecek, Türk askerinin Suriye'ye girmesine?
Esad... Çünkü Esad iki yıldır Rakka şehrini işgal altında tutan IŞİD militanlarıyla baş edemiyor.
Bir de bakarsınız; Türk askeri ile Suriye askeri el ele vermiş, Rakka ve çevresini IŞİD'çilerden temizlemişler. Belki, hızını alamayan Türk askeri oradan da Irak'a uzanır ve Maliki'nin ordusu ile birlikte Felluce'deki IŞİD'çileri yok eder.
“Bu kadarı da fazla” demeyin.
Unutmayın; “Siyaset, olmazları olur kılma zanaatıdır”.
Hele hele bizim gibi garip coğrafyalarda...
Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez ülkeleri ve Ürdün gibi Ankara'nın müttefikleri; terör söylemli İslamcı gruplara savaş ilan etme konusunda kendi aralarında yarışıyor.
Hepsi de bu hafta Suudi Arabistan'a gelecek olan Obama'dan en kocaman ‘aferin'i alma peşinde.
Bir de bakarsınız; Obama türbe düşmanı IŞİD'in fikir kaynağı Selefi Vahabi ideolojisinin temsilcisi Kral Abdullah ile yemek yerken, Türk Ordusu Suriye'ye giriverir!..
Sonrasında ne yapar?
İşte onu kestirmek pek kolay değil.
Çünkü her şey seçim ile bağlantılı.
Hani şu meşhur deyim: İç ve dış mihraklar.
Bir de bakarsınız; Türk askeri Suriye'ye girer ve IŞİD ile Nusra'yı birleştirir ve onlarla birlikte, Süleyman Şah'ın ‘Büyük İslam Devleti’ rüyasını gerçekleştirme mücadelesini başlatır.
Unutmayın ki; Yavuz Sultan Selim de İslam alemimin halifesi olmak isterken, işe 1516'da Suriye'yi alarak başlamıştı.
Stratejik derinlik buna denir!

Hüsnü MAHALLİ | Tüm Yazıları
Hits: 828