İKTİDAR GAYRİMEŞRUDUR

~ 24.03.2014, Av. Abdurrahman BAYRAMOĞLU ~

 

Av. Abdurrahman Bayramoğlu

 

 

Devlet, toplumsal mutabakat sonucu oluşan bir yapıdır. Bir arada yaşamaya karar veren yurttaşlar için önceden belirlenmiş kurallara (yasa) uymak en temel yükümlülüktür. Yasalara uymamanın müeyyidesine katlanmak ta en başta gelen koşuludur, devlet olabilmenin.

94 yıl önce bir “toplum sözleşmesi” yaparak ortak bir geleceğe birlikte yürüyen Türkiye halkı, bugün sözleşmeyi bozarak yarına ilişkin umudumuzu çalan bir kontrolsüz güçle karşı karşıyadır.

Seçimlerde aldığı %50 oy ile mutlak parlamento çoğunluğunu ele geçiren AKP’nin şerifi, devletin icra organları (yürütme) vasıtasıyla ulusal egemenliği gasp ederek, kendi koyduğu kurallara bile uymayıp açıkça diktatörlüğünü ilan etmiştir.

Yargı kararını tanımadığını açıkça beyan ederek, “O binayı yaparım da, içinde oturum da… Hangi yargı bana dur diyebilir?” sözleriyle kabadayılık taslayıp, haberleşme özgürlüğünü ortadan kaldırmak için, olmayan yargı kararlarını bahane eden bir kişiye, devlet denen aygıt herhangi bir yaptırım uygulayamıyorsa, artık bir devletin varlığından söz edilemez.

Sözleşme, iktidar tarafından feshedilmiş olduğundan, artık halkın yasalara uyma yükümlülüğünden de söz edilemez.

Hukuk düzleminde uygar bir toplum olmanın mücadelesini veren bir grup hukukçu ve yurttaş olarak;

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde yer alan tüm temel hak ve özgürlüklerin yok edildiği,

Eşitliğin yasalar önünde bile sağlanmadığı,

Kardeşlik bir yana, gücü yetenin suç işleme özgürlüğünün olduğu, bu ortamda, olup bitene ilişkin hukuk çerçevesinde söyleyecek sözün kalmadığını üzülerek görüp, 48 saat boyunca ışıklarımızı karartmıştır.

Elbette sonsuza dek susmak gibi bir teslimiyet düşüncesi içinde değiliz.

Ancak, hukuka uygunluk bir yana, hemen tümünü kendi parlamento çoğunluğuyla koyduğu yasalara bile uymayan iktidar, toplum sözleşmesine uymamakta direnerek, meşruiyetini kaybetmiştir.

Evet, bizim iktidarı muhatap alarak hukuk düzleminde söyleyecek sözümüz kalmadı. Ama içine girdiğimiz çetin ve karanlık tünelde tüm yurttaşlarla dayanışma içinde olmak ve kaybolmamak için birbirimizin elini sıkıca tutmak, direnci ayakta tutmak için birlikte türkü söylemek zorundayız.

Bundan böyle, sözümüzün muhatabı bu ülkenin yurttaşlarıdır.

***

Otuz yıl boyunca onbinlerce yurttaşımızın canına mal olan kirli savaşın sona ermesini bekleyen bu güzel ülkeye, daha kirli bir savaşa hazırlık amacıyla yurt dışından terörist ithal eden,

Hırsızlık ve yolsuzluklarını örtmek için, dini, bayrağı, camiyi ve sandığı arsızca kullanan, şişeyi taşa çalmışlara sözümüz yok.

Sözümüz halkımıza, bu güzel ülkenin güzel insanlarına, duyarlı yurttaşlara;

Sandık ta elimizden alınmadan, 30 Mart’ta arsızlara DEFOL diyelim.

 

Av. Abdurrahman BAYRAMOĞLU | Tüm Yazıları
Hits: 1154