Oyun bitti

~ 20.03.2014, Kemal OKUYAN ~
Medyadaki cemaat uzmanları hâlâ direniyor. Türkiye’de yaşananları AKP-cemaat kapışması olarak tarif etmekte ısrarlılar. Ortaklığın ne zaman kurulduğu, ne zaman bozulduğunu belirlemeye çalışıyorlar. Daha politik olanları bu işten kimin zararlı çıktığına ilişkin analiz attırmayı sürdürüyor. Gerçi “Erdoğan cemaatı tasfiye eder” bilmişliğine epeydir rastlanmıyor ama yine de, yakın geçmişte nasıl her şeyi “derin devlet”e bağlayıp Türkiye’de sermaye egemenliğinin hüküm sürdüğü unutturulmaya çalışılıyorsa, bugün de Tayyip-Fethullah savaşı her şeyin tepesine yerleştirilmek isteniyor.

22 Aralık’ta, malum yolsuzluk operasyonundan birkaç gün sonra şunları yazmıştım:

“Yaşananları salt Cemaat-AKP kapışması olarak görenler saat başı tahmin yapıyor, ‘Erdoğan bu sefer bitti’ dedikten kısa süre sonra ‘Cemaat kendini yok ediyor’ diye buyuruyor, ardından ‘Tayyip bunu da atlatır, gözünü kararttı’ yorumuyla karşımıza çıkıyor.

Bu nedir ya!

Tamam Erdoğan özel bir siyasetçi, AKP bir misyon partisi ama Türkiye’nin anahtarını Milli Görüş’e teslim edenler kim?

Bu soruya yanıt vermeden konuyu Gülen ile Erdoğan arasındaki çekişmenin kontrolden çıkmasına bağlayanlar, ‘bilgi’nin bazen ne kadar yanıltıcı olduğunu kanıtlamaktan başka bir şey yapmamış oluyorlar.

(…)

Cemaat burada etkili bir güç olarak devreye girdi ve belki de devreye girmeye zorlandı.

Erdoğan bu saatten sonra dirense ne olur, direnmese ne olur?”

Bir de şunu söylüyorduk: Halk AKP koalisyonun tamamına (yani cemaati de içine alan o geniş yelpazeye) ve onun arkasında duran güçlere (emperyalizm ve sermaye) karşı mücadele etmeye devam etmeli.

Halkın gücüne güvenmeyenler ise sürekli bu koalisyonun içine baktılar. “Aman cemaat çok güçlendi, Erdoğan’la flört edelim” ile “önce cemaatle birlikte olup Erdoğan’ın üstesinden gelelim” hem ahlaksızlık hem yaşananları kavrayamamaktır.

Erdoğan’ın alternatifi cemaat olmadığı gibi, bugünkü gerilimin kaynağında iki gerici odağın iktidar kavgası yoktur.

Önceki gün istihbaratçı Ali Fuat Yılmazer’in itirafları (araya manipülatif ögeler sokuştursa da), cemaatin bu kavgaya birileri tarafından mecbur bırakıldığının kanıtıdır. Erdoğan’ın işi bitirilirken, cemaatin yaralanması, yıpranması göze alınmaktadır.

Nasıl Erdoğan’ın boyu, TSK’daki tasfiyeleri yapmaya yetmez idiyse, şimdi de cemaatin kendi başına örnek olsun yasadışı silah sevkiyatı, Yazıcıoğlu’nun öldürülmesi ve MİT-PKK görüşmelerini deşifre etmesi mümkün değildir. Adamı üzerler!

Burada bir üst irade vardır ve bunu söylemek, komploculuk filan değil, sınıf gerçeğinin altını çizmektir.

Çok basitleştirelim.

Uluslararası sermaye, Erdoğan’ı tasfiye etmektedir.

Çünkü Türkiye diktatörü kusmuş, halk ona boyun eğmeyeceğini göstermiştir.

Kapitalizmi azıcık ciddiye alalım. Ciddiye alalım ki, onu karşımıza alalım. Bir de tekrar olacak, bilelim: Finita la musica!

 

solhaber

Kemal OKUYAN | Tüm Yazıları
Hits: 1135