Berkin'i uğurlarken...

~ 14.03.2014, Kemal OKUYAN ~

Berkin’in cenazesinde gaz yedik, belki “bu kalabalığa bile barbarca saldırıp, dağıttılar” diye dertlendik, tatminsizlik hissiyle geç vakit evlerimize döndük. Kimimiz öfkesini yatıştıracak kanallar aradı; bulan da oldu muhakkak.

“Daha ne yapabiliriz ki” diye soranlar vardı. Öyle ya, yalnızca Okmeydanı-Şişli civarında en kötümser tahminle 500 bin, büyük olasılıkla milyonun üzerinde insan toplanmıştı. “Daha ne yapılabilir” sorusu, çaresizliğin ifadesiyse, hemen söylenmeli: Tam da yapılması gereken yapıldı!

Diktatöre bir darbe daha vuruldu. Mahşer kalabalığında, muazzam bir toplumsal vicdan ve tepki harekete geçmişken, “küçük örgüt” direnci peşinde koşmanın ne karşılığı ne de faydası vardı. Bu kalabalıklar her zaman ve her durumda toplanmaz. Toplandığında ise artık herkesi belirleyen o kalabalıktır.

Öte yandan, barışçı gösterilere dönük bu vahşete boyun eğileceği düşünülmemeli, insanların gazlanma-dağılma-tekrar toplanma-gazlanma sarmalını bir noktada kıracakları bilinmelidir.

Berkin’in cenazesi iyi okunmalıdır. Haziran ruhuydu yansıyan ama önemli farklarla... Öfke artmıştı öncelikle. Ve bu yalnızca 15 yaşında olağanüstü cana yakın bir gencin öldürülmesinden kaynaklanmıyordu. İnsanlar diktatörün direnişine de öfkeliydi, hem de fena halde. Gitmemesine, çaresizce ve ahlaksızca diklenmesine...

Bir de Haziran’ın radikalleştiği, biraz daha sola kaydığı açıkça görülüyordu. Örgütsüzlük azalmamıştı ama insanlar belli ki kendilerini daha solda hissetmeye başlamıştı.

Tam da bu noktada sermaye sınıfı, ABD ve AB’nin önemli ülkelerinin tavrı önemli. Dün birkaç gazete dışında hazırlanan kapaklar, bu saydığım güçlerin diktatörün gidişini hızlandırmaya karar verdiğini göstermekte. Düzen sola bu kadar geniş bir meşruiyet alanı sağlayan bir tuhaflığa elbette izin vermek istemez.

Ayrıca “yumuşak” geçiş konusunda kararlı davranan, ekonomi silahını kullanmayı asla istemeyen, zaten kaotik yanları olan bir süreci daha fazla karıştırmaktan en azından şu ana kadar kaçınan bu güçler, hükümetin provokasyon yaratma kapasitesini hesaba katarak, işi seçimden önce ama mutlaka seçime bağlayarak bitirmeyi hedeflemekte.

Cenaze sonrası Kasımpaşa-Okmeydanı hattında yaşananların etkisinin sınırlı kalması biraz da bu tercihe bağlanmalı.

Kuşkusuz, Türkiye son derece kaygan bir döneme girmiş bulunuyor. Önümüzdeki günler diktatörün yeni hamleleri, diğer aktörlerin kararları bu tabloyu değiştirebilir. Ancak şu andaki veriler, “kaos yönetimi” ustası ABD’nin, bölgede bir birimin daha mutlak belirsizliğe sürüklenmesini istemediğini gösteriyor. Sonuçta onun kaynakları da daralıyor, elinde enstrüman kalmıyor.

Sol adına dikkat, özen ve ataklık gerektiren çok özel bir dönem bu. Yarın işin bu kısmına biraz daha yakından bakalım.

solhaber

Kemal OKUYAN | Tüm Yazıları
Hits: 922