AKP'nin Sanat ve Kültürü 'Kutulama' Hesabı: TÜSAK

~ 26.02.2014, Nihat BEHRAM ~

Sadece ‘kutulama’ yani kâr ve rant hesabı olsa! Sansürcü, ‘Alo’cu, dinci, diktacı, hilafetçi kafadaki hesap rantın ötesinde. İktidar güdümlü TÜSAK (Türkiye Sanat Kurumu) manevrası, esas olarak kültür ve sanatın ‘AK’laştırılması, yozlaştırılması, yobazlaştırılması hesabı içeriyor. Bu hesap gizlenip; saman altından, sümen altından iktidar güdümlü ‘akademik’ çevrelerce hamuru yoğrulsun istendi. Sözgelimi: çok önceden, bu proje sanki AKP Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca geliştirilmiyormuş gibi; İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde  TÜSAK’ı meşrulaştırma hesabına dönük konferanslar düzenlendi. TÜSAK’ın ‘İngiltere modelinden esinli çağdaş bir proje‘ olduğu söylendi. Akıllarınca, ‘AK’ maske altında ‘kara’yı pişirecek, ‚muhafazakâr sanat‘ hesabına toplumda maya tutturacak, dinci yobazlığı meşrulaştırıp halka yedirecekler! ‘İngiltere Modeli’ymiş! Eh, Katar, Bahreyn, Suudi de bu anlamda ‘İngiltere Modeli’!
 
Bunların TÜSAK’la güttükleri amaç; Devlet Tiyatroları, Devlet Opera ve Balesi ile Devlet Senfoni Orkestrası’nın yanı sıra, Güzel Sanatlar Müdürlüğü yasalarını da lâğvederek, bu kurumları Türkiye Cumhuriyeti tarihinden silmektir. Ülkeyi karanlıkta boğmaya çalışan iktidar ve ‘akademik’ sıfatlı yandaşlarının kurduğu tuzağa karşı, çok sayıda sanat kültür inisiyatifi ve demokratik kuruluş çalıştay düzenledi ve ortak imzayla mücadele deklarasyonu hazırladı. Kültür Sanat-Sen, TMMOB - Mimarlar Odası,Türkiye Barolar Birliği, İstanbul Barosu, Sine-Sen, Oyuncular Sendikası, Türkiye Yazarlar Sendikası, Özerk Sanat Konseyi, TOBAV, DETİS, TOMEB, İŞTİSAN, OPSOD, Tiyatro Platformu, Türkiye Tiyatrolar Birliği, Sanatçılar Girişimi, Sen-Der, Güzel Sanatlar Birliği, Resim Derneği, Red Fotoğraf Grubu, Alternatif Tiyatro Platformu, Heykeltraşlar Derneği, Tiyatro Eleştirmenleri Birliği, PEN Türkiye, Hamur Mizah ve Karikatür Grubu, Evrensel Kültür, Emin Türk Eliçin Kültür Sanat Vakfı, Karikatürcüler Derneği, SenaristBir, Karşı Sanat‘ın ortak imzayla kamuoyuna sundukları “Kültür ve sanata siyasi ve ekonomik müdahalelere karşı alternatiflerimiz çalıştayı sonuç deklarasyunu” şöyle: “Kültür ve sanat alanında uzun zamandır birikmiş sorunlarımızı daha da derinleştirecek müdahaleleri masaya yatırdık. Kültür ve sanat alanında faaliyette bulunan, içinde Özerk Sanat Konseyi bileşenlerinin de olduğu dernek, vakıf, meslek örgütü, demokratik kitle örgütü, sendikaların ve bağımsız katılımcıların buluştuğu alternatif bir çözüm programı oluşturmayı amaçladık. Kültür ve sanat emekçileri olarak, birikmiş sorunlarımıza çözüm aradık. Türkiye’de kültür  ve sanat geleneğini yaratan, Devlet Opera ve Balesi, Devlet Tiyatroları ve Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne bağlı kurumların tüzel kişiliklerinin kaldırılmasına ve bağımsız sanat yapabilme olanaklarının ellerinden alınmasına izin vermeyeceğimizi bir kez daha teyit ettik. Uygar bir ülkede sanat kâr ve rant için yapılamaz, devletin sanata desteği olmazsa olmazdır. Bilim ve sanat özgürdür kurumları özerktir. Sanatın özgürce üretilmesini sağlamak sosyal devletin temel görevlerinden biridir. Ödenekli sanat kurumlarında yapılacak her türlü mevzuat değişiklikleri iktidarların tepeden inmeci yaklaşımları ile değil en demokratik biçimde çalışanları temsil eden demokratik kitle örgütlerinin katılımıyla gerçekleştirilmelidir.  Sonuç olarak:
 
1) Siyasi iktidarların doğrudan sanatı ve kültürü yöneteceği ve sanatın ticarileştirilmesi anlamına gelen hiçbir yasa taslağını kabul etmiyoruz.

2) Ödenekli sanat kurumları korunmalı ve özerklik anlayışının esas alındığı yasalar yapılmalıdır.

3) Kültür sanat alanındaki demokratik kitle örgütleri tarafından sanat kurultayı yapılmalıdır.

4) Siyasi iktidarların sanat ve kültür alanını tehdit eden hegemonyası ve piyasalaştırma politikalarına karşı örgütlü tepkisi yansıtılmalıdır.

5) TÜSAK yasa tasarısı taslağına karşı gerçekleştirilecek eylem ve etkinliklerin takvimi belirlenecektir.

6) Devlet sanatın nasıl olması gerektiğine müdahale edemez.  Sanatın içeriği ve biçimi hiç bir siyasi iktidarın günlük politikalarının konusu yapılamaz.  Devlet, siyasi iktidarların değişiminden etkilenmeyecek kalıcı yönetim politikası ile sanata özgür ortam yaratmakla yükümlüdür.

7) Sanat ve kültür alanlarına destek; ihale ve rant sürecine dönüştürülmemelidir. Sanat kurum ve kuruluşlarının belirleyeceği objektif kriterlerle destek oranları oluşturulmalıdır.

8) Bakanlıklarda ve yerel yönetimlerde ilgili kuruluş olarak korunacak ve yeni kurulacak tüm sanat kurumlarının özerklik prensibi, anayasada açık biçimde güvence altına alınmalı, uygulanmalıdır.

9) Ödenekli sanat kurumlarında iş güvencesiz istihdam kabul edilemez

10) Sanat kurumlarında esnek, güvencesiz, sendikasız ve angarya çalışma biçimlerine son verilmelidir. Bu konuda verilecek mücadele, kültür ve sanat için verilen mücadelenin ayrılmaz parçasıdır.

11)Sansür ve yasaklamalar asla kabul edilemez. Sansürle mücadele kültür ve sanat emekçilerinin en temel görevidir.

12) Siyasi iktidarların ‘genel ahlak kuralları’ sanat için bir ölçüt olamaz.

13) Özerk sanat konseyinin hazırladığı yasa tasarısı taslağı güncellenmeli ve baz alınarak değerlendirilmelidir”.
 
Tüm demokrasi güçleri, ufkumuza kurulan pusuyu bozma kavgasına omuz vermelidir. Bu yurdun demokratları, hırsızı ‘hayırsever’, faşizmi ‘ileri demokrasi’ diye kakalayan dinci faşizmin hesaplarını bozacak güçtedir.

***
Einstein: “Dünya üzerindeki mükemmel ve ilham verici olan her şey özgürce çalışabilme fırsatı olan bireylerce yaratılmıştır”.

Nihat BEHRAM | Tüm Yazıları
Hits: 1238