Liderler ve Milletvekilleri

~ 12.04.2011, Emre KONGAR ~
Lider sultasısürdüğü sürece, Türkiye’de gerçek bir temsili demokrasidensöz etmek olanağı zor.
Milletvekili adaylarının genel başkanlar tarafından belirlendiği bir düzende seçmen doğrudan partiye ya da genel başkana oy veriyor.
Parti programlarını kimsenin okumadığı düşünülürse, seçim sürecinin doğrudan genel başkanların üzerine kurulu olduğu ortaya çıkar.
***
Aslında Lider Demokrasisisadece Türkiye’de değil, demokratik rejimi bize göre gerçekten gelişmiş olan Batı ülkelerinde de geçerli.
Ama oralarda liderler aşağıdan yukarı doğru tam bir katılımla belirleniyor, her an denetleniyor ve başarısızlık halinde de değiştiriliyor.
Bizde ise, defalarca yazdığım gibi, lider-delege dayanışması ve karşılıklı belirlemeyöntemiyle, lider bir kez seçildikten sonra bir daha kendi ayrılmadığı sürece değiştirilmesi olanaksız.
Elbette bu sistemin böyle sürüp gitmesinde mevcut siyasal partiler ve seçim yasalarının büyük katkısı var.
Her iki yasa da lider sultasınıolanaklı kılan, hatta destekleyen hükümlere sahip.
Çünkü bu yasalar da, liderlerin piyonu olan milletvekillerinden oluşan meclisler tarafından, lider emriyleyapıldı.
***
Partiye kayıtlı bütün üyelerin katılacağı önseçimler yapılmadıkça, milletvekili adayları gerçekten partililer tarafından özgürce seçilmedikçe, temsili demokrasinin milletvekili bazında tam işlemesi olanaksız.
Meclis’ten bir gün böyle bir yasal düzenlemenin çıkması mucize olur…
Ama ben iyimserliğimi koruyarak bu mucizenin gerçekleşmesi için mücadelemi sürdüreceğim.
***
Tabii liderler için, tabandan gelen, partililerin ve halkın desteğine sahip olan milletvekillerinden oluşan bir parti grubunu yönetmek hiç de kolay değildir.
Böyle bir grupta milletvekilleri genel başkana karşı güçlü olduklarından liderin her dediğine kayıtsız koşulsuz boyun eğmez.
Parti disiplini, daha doğrusu lider disipliniaçısından sorun doğuran bu bağımsızlık, aslında hem partinin hem de ülkenin yararınadır:
Çünkü konuların daha etraflıca ve derinliğine tartışılmasını, farklı kesimlerin isteklerinin dikkate alınmasını ve böylece ülke çıkarlarının daha iyi temsil edilmesini sağlar; sonuçta hem parti daha güçlenir, hem de sorunlar daha iyi çözülür.
Ama bizim liderlerin Dediği dedik, öttürdüğü düdüktür!
***
Benim tanıdığım liderler arasında gerçekten demokrat olan, demokratlığı, karşısındaki insanlara olan saygısından kaynaklanan, bu nedenle de sahihnitelik taşıyan tek kişi Erdal İnönü’ydü.
Taban desteğine sahip politikacılardan ve milletvekillerinden en çok çekinen lider de Bülent Ecevit’ti.
Bu nedenle parti içinde tabanı olmayan ama konularında uzman olan akademisyenleri siyasete kazandırmış ve bakan olarak kullanmıştır.
Gerçekten de parti kadrolarının kalitesini arttıran bu davranışı, temelde, parti içi demokrasiye onun da inanmayışından ve kendisine kafa tutan milletvekili istememesinden kaynaklanıyordu.
Bugünkü siyasete baktığımızda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın tam bir otoriterlider örneği olduğunu görüyoruz.
Sadece parti içi kararlardaki tutumları değil, karşısındakilere davranışları da bunu çok açık olarak ortaya koyuyor:
Benim bakanım” anlayışı, Kapı önüne koyarım” söylemi, bu tutum ve davranışların dışavurumu.
Erdoğan’ın bu tutum ve davranışları bütün ülkeye, bütün politikacılara ve özellikle de öteki siyasal liderlere ve kadrolara çok kötü bir örnek oluşturuyor ve Türkiye’de parti içi demokrasinin gelişmesini engelliyor!

(Cumhuriyet 12.04.2011)

Emre KONGAR | Tüm Yazıları
Hits: 1482