Çok özel bir halk düşmanı.

~ 22.01.2014, Kemal OKUYAN ~

Bir yalanın üzerini örtmek için çıkışı olmayan bir yalan sarmalına girmek… Bir cinayeti gizlemek için ölüm makinesine dönüşmek…

Diktatörün psikolojisi tam da bu.

Artık takiyye de bitti, açıktan meydan okuyor insanlığa. “Sen benim neden yolsuzluk yaptığımı biliyor musun” dercesine konuşuyor. Suriye’ye terörist ihracını haklı göstermek için elinden geleni ardına koymuyor. Polis barbarlığını, yargı terörünü “ben haklıyım”la açıklayan bir zihniyet.

“Kimsenin yaşam tarzına müdahale etmeyiz” dedikten sonra “kusura bakmayın, bu bana ters…” diye başlayıp uzayan vaazlardan belliydi.

Siyasi iktidar hızla, onu siyasi nedenlerle, bazı gerçeklere işaret etmek için “faşist” diye niteleyenlere bu kez bilimsel veriler sunmakta, bu tanımlamayı her anlamda hak ettiğini kanıtlamakta.

Milli olmasa da zilli bir iradeyi temsil ediyor.

Karşımızda marksist ideoloji ve devlet kuramına ilginç zenginlikler katacak bir “örnek” var.

Ama şimdi önceliğimiz, bu ilginçlikten kurtulmak.

Olağanüstü bir durumla karşı karşıyayız. Her açıdan ama her açıdan yolun sonuna gelen bir siyasi özne, bunu kabullenmiyor ve “ben yoksam, yıkılsın gök kubbe” diyerek, şimdiye kadar kendisine şer güçlerince açılan kredileri tükeninceye kadar değerlendirmeye çabalıyor.

İç politikada böyle, dış politikada da…

Soluk alıp verdiği ya da soluksuz kaldığı dünyanın kirine, rezilliğine güveniyor. Bugün kendisine sırt çeviren büyük güçlerin, eski suç ortaklarının hareket ettiği bataklığa bel bağlıyor. Onlar varsa, ben de var olmaya devam etmeliyim düşüncesinde.

Brüksel’e gider ayak Goebelsvari bir ajans şovunu bu amaçla sahneledi. “Bakın bana bitti diyorsunuz ama bende neler var neler, hâlâ muhtaç olduğunuz gözü kara kahramanınızım ben. Bunları yapıp, yolsuzluğun dibine vurup, ali kıran baş kesen olup bu kadar oy alabilen var mı aranızda” diyor. Hatta şunu: Ben bu işi tutturursam örnek olurum, siz de rahatlarsınız, insanlığa her yerde boyun eğdiririz!

Haziran’ı bir açıdan anlamış, ikincisini istiyor. Belki halkın üzerinde tepinmek hayali kuruyor.

Evet hayal!

Ama siyaseten ceset de olsa, o bir gerçek!

Olağanüstü ama gerçek!

Onun olağanüstülüğünü görmezden gelenler ise karikatür.

Onunla normalleşme peşinde koşanlar… Ona kredi açanlar… Onunla özgürlük, demokrasi, çözüm vs. türküleri söyleyenler… Onunla pazarlık yapanlar… Ona hareket alanı sunanlar… Ona mesafelerini keyfi bir biçimde belirleyenler… Çürütür diyorduk. Ciddiye alın. İyiliğiniz için!

soL Gazetesine açılan davaya gelince… Hükümeti devirmeye çalışmak, onu zor durumda bırakmak, halkı kışkırtmak… Hükümeti devirmek diye kendi başına bir suç yok. Onu zor durumda bırakan kendi tercihleri. Halkı kimin ve neyin kışkırttığının listesini hazırlayacağız, tek tek.

Bir gazete olarak soL’un suç kriteri belli: “Halka yalan söylemek”. Gerisi boş!

solhaber

Kemal OKUYAN | Tüm Yazıları
Hits: 1047