Tayyip senin için ne diyorlar öyle?

~ 11.01.2014, Kemal OKUYAN ~

Morrison Süleyman’a, Demirel’e “milli” dendi… Yüzde 10 Denktaş’a “milli” dendi… Kadayıfçı Necmettin Hoca’ya “milli” dendi… Şimdi sırada Tayyip var.

Demirel, Denktaş ve Erbakan hiç değilse zirvedeyken değil de, emeklilik dönemlerinde “kahraman”laştırılmıştı. Yine affedilir gibi değil ama bugün çok hızlı gelişen Erdoğanseverlikle kıyaslandığında çok masum kalıyor Demirel, Erbakan ve Denktaş övgücülüğü…

Söylenen ve söylenecek olanları artık ezbere biliyoruz.

Tayyip Erdoğan, ABD emperyalizminin planlarına taş koyduğu için harcanmaya çalışılıyor.
Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül gibi söz dinlemiyor, CIA ipini çekmeye karar verdi.
Tayyip Erdoğan, NATO ittifakından Avrasya eksenine kayıyor, bu nedenle saldırılıyor.
Tayyip Erdoğan, kendisine kurulan uluslararası tuzağı fark etti, millici konumlanışa girdi, ayağını kaydırıyorlar.
Tayyip Erdoğan, Çin’le füze anlaşması yaparak silah tekellerini kızdırdı, renkli devrime kurban ediyorlar.
Tayyip Erdoğan, F tipi örgütlenmenin arkasında ABD’nin olduğunu gördü, karşı hamle yaptı.

İşte böyle…

15 günde BOP Eşbaşkanlığı’ndan nerelere…
Beri tarafta, “Tayyip’ten kurtaracaksa bizi…”yle söze başlayıp, cemaate çiçek atanlar. “Erdoğan’sız AKP’yle güzel güzel geçiniriz” diyenler. Anlayacağınız “Bağımsızlıkçı Tayyip”le “Demokrat Feto” kozlarını paylaşıyor!

“Sosyalizmin zamanı değil” diyenler mutlu musunuz? “Birleşelim” diyordunuz, siz bölündünüz! “Bunlara karşı olan herkes ama herkes yan yana gelmeli”ydi muradınız, bu sefer “bunlar”ın kim olduğunda anlaşamadınız!

Düzen cephesinde “dost” arayışı duvara fena tosladı. Bağımsız bir hat örmek, sosyalist seçeneği güçlendirmek için kolları sıvayanlara “hayalcisiniz” diyenler, kimsenin hayal bile edemeyeceği işler çevirmeye başladı.

Neymiş?

Siyasi kriz, sanıldığından da derinmiş, 10 gün kadar önce “Erdoğan ittifak arıyor” diye yazdığımızda “onunla kim müttefik olur, amma da uydurmuşsun” diyenler fena yanılmış. Biz uydurmamışız da birileri uyumuş.

Son söz: Aydınlanmacılığı, yurtseverliği, sosyalizm savunusunu birbirinden ayırmayacaksın arkadaş!

Ne yapmalı?
Türkiye’de sistemin Erdoğan’ın yerine birini hazırlaması için zamana ihtiyacı var. Bu dar zaman aralığında bugünkü iktidarın yerine bir sol seçeneğin geçmesi de olanaksız.

O halde?

Emperyalist ülkelere ve sermaye sınıfına o zamanı vermemek, siyasi iktidarın üstüne üstüne gitmek ve “yumuşak geçişi”, “normalleşmeyi” engellemek gerekir. Türkiye’de bu kriz 30 Mart’ta bitmeyecek. Devamı gelecek. Devamında kötüler arasında tercih yapmak yerine, gerçek bir emekçi halk seçeneğini hayata geçirmek için, bu kaotik süreçte tam saha baskıdan başka yol yok.

Sol, halk güçleri, her geçen gün daha fazla ağırlık kazanmalı, mevzi elde etmeli, inisiyatif kullanmalı ve bugünkü sahte taraflaşmayı bozmalıdır.
“Zamanı değil” saçmalığının nerelere gittiği görülüyor. Hayır, tam zamanı. Bugün alternatif olmayan gerçek solun, kısa sürede alternatif olması için kişilikli durması, kendini ortaya atması ve potaya girmesi zorunlu.

Tersi?

Düşünmesi bile korkunç.

Erdoğan’ın manevra yapması zor
Amerika Birleşik Devletleri ve diğer emperyalist merkezler, daha “uyumlu” ve “özenli” bir Erdoğan arıyorlar. Erdoğan bunu bildiği için bir yandan olası diğer seçenekleri bertaraf etmeye çalışıyor, bir yandan da “ben istediğiniz kıvama gelebilirim, neden olmasın” mesajları geçiyor. Davutoğlu’nun uzun bir aradan sonra “Esad’lı bir Suriye”den söz etmeye başlaması, Erdoğan’ın son günlerde daha az asabi davranması bununla ilgilidir kuşkusuz. Süpürgeyi de, halının altını da gördüler ne de olsa!

Ancak Erdoğan bir yandan da giriştiği kavgada ulusalcılarla flört etmek, onlara “ABD bana komplo kuruyor, direneceğim, yardım edin” demek zorunda. Oysa ne Obama yönetiminin ne Berlin’deki emperyalistlerin Erdoğan’ın “bağımsızlıkçı” şovunu tolere etmesi mümkün. Anlayacağınız, Erdoğan ABD ile ilişkiler konusunda köşeye fena sıkıştı.

Gericilik bahsinde de aynı dert. Bugün ne olursa olsun, toplumda Erdoğan’a dönük öfke, Gülen’e dönük öfkeden daha fazla. Erdoğan’ın bu tabloyu değiştirebilmesi için Ergenekon ve Balyoz mağdurlarını içeriden çıkarması yetmez. Türkiye’deki dinselleştirmenin de cemaatin işi olduğunu ima etmesi, insanların buna ikna olması için çaba harcaması gerekecek.

Bunu nasıl yapabilir ki? Çünkü bir yandan kendi tabanını konsolide etmek, hele hele yolsuzlukların yarattığı soru işaretleri nedeniyle başlayan kısmi çözülmeyi durdurmak için İslamcılık vurgusunu artırmak zorunda.

Anlayacağınız Erdoğan’ın işi çok zor. Onu parlatma girişimlerine rağmen çok zor.

 

solhaber

Kemal OKUYAN | Tüm Yazıları
Hits: 1064