Ceset

~ 08.01.2014, Kemal OKUYAN ~

Futbolu zevkli bir spor dalı yapan özelliklerden bir tanesi, kuşkusuz, “sayı”nın azlığı, gol atmanın zorlukları. Golsüz tamamlanan bir maç sıkıcı olmayabilir ama 10-10 biten bir karşılaşmanın bıktırıcı olacağı kesin. 4-5 dakikada bir gol, keyif vermez!

Bugün Türkiye’de yaşanan siyasi krizi cemaatle AKP arasındaki bir “hesaplaşma”ya indirgeyenler için de “heyecan” giderek azalmakta. Kim kime, hangi dakika, nasıl gol atacak merakı, maçın kalitesi düşüp, top bir o kaleye bir diğer kaleye girdikçe yerini ilgisizliğe bırakmakta.

Seyircilerin bir kısmına göre, atılan her gol iki takımı da zayıflatmakta, buna karşın halkı güçlendirmektedir. Kimileri ise, diğer tarafın kazanmaması için ötekini takviye etme planları yapmakta, hatta formayı sırtına geçirip sahaya girmeye hazırlanmaktadır.

Oysa bir türlü anlatamadığımız gerçek apaçık ortadadır: AKP rejimi, bütün unsurlarıyla karaya oturmuş, bu nedenle dağılma sürecine girmiştir. Dağılmada öne çıkan tarafların birbirleriyle mücadelesi, krizin kaynağı değil, sonucudur.

Yaşanan, cemaatle Erdoğan arasındaki kavganın çok ötesindedir.

Ve maç seyretmiyoruz!

“Gol” diye tanımlanan her bir yolsuzluk, skandal, operasyon, itiraf, seyirci kalındığı takdirde ortada duran iki aktörden çok, toplumu çürütür.

Neden çürütür?

Çünkü Türkiye’de öncesini bir kenara bıraktık, 17 Aralık’tan bu yana yaşadıklarımızın her biri, siyasi iktidarın noktalanması için tek başına yeterli koşulu sağlamaktadır.

Siyasi iktidardan kastım, Erdoğan ve ekibi değil, geniş gerici koalisyondur, “ulan hepiniz oradaydınız” dediklerimizdir.

Ayakkabı kutusu ile özdeşleşen Halkbank yolsuzluğu, hükümetin topyekun istifasını gerektirir.

Oğlu gözaltına alınan İçişleri Bakanı’nın günlerce görevde kalıp, kritik atamaları imzalaması kabinenin gayrımeşruluğunun tescilidir.

Başbakan’ın oğlunu da içine alan bir operasyonun savcılar üzerinde baskı kurularak engellenmesinin karşılığı hükümetin başınının görevi bırakmasıdır.

Tayyip Erdoğan ve Cemil Çiçek’in yargıya ilişkin söyledikleri Başbakan’ın da TBMM Başkanı’nın da görevlerini bırakmalarını gerektirir.

TIR vakası, MİT Müsteşarının hemen o koltuğu terk etmesi için yeterli sebeptir.

Roboski’de 34 yurttaşın öldürülmesini “takip” edemeyen kurumun başındaki subay istifa dilekçesini hemen yazmalıdır.

Cemaat liderine “ateşkes” çağrısı yapan Cumhurbaşkanı Çankaya’dan derhal inmelidir.

Zekeriya Öz’ün ve diğer savcıların yurt dışı seyahatlarına ilişkin bilgileri elinde tutan ve şimdi açıklayan Başbakan’ın, “ben görevi bırakıyorum ama bunlar da şöyle namussuz” demesi beklenir.

Böyle gidiyor. Kimsenin kıpırdadığı yok.

Kıpırdayamazlar ki! Ortada bir ceset var. Türköne “cenaze” demiş. Ben içeriden bakamıyorum, o içerinden bakıyor, leş demediğime şükredin!

Bu ceset ortada duruyor. Kaldıracak güç yok. Henüz. Ve orada durdukça ceset, bu toplumu da çürütecek, insanlar her şeyi kanıksar hale gelecek. Buna izin verilmemeli. Bu nedenle, belki acımasızlık olacak ama, cesedin şu ya da bu uzvunu meşrulaştırmaya kalkanlara çok ama çok sert tepki verilmeli.

Yaşamak istiyorsak!

 

solhaber

 

Kemal OKUYAN | Tüm Yazıları
Hits: 1077