Hayatın aynasında: 'Ya Tayyip... Men dakka dukka!'

~ 22.12.2013, Nihat BEHRAM ~

Halkın evlâtlarının evlerinden çıkanlarla, AKP’li Bakan çocuklarının evlerinden çıkanları karşılaştırın! Aradaki fark hayatın aynasıdır. Zindanlar insanla dolu: hakkını arayan emekçiler, öğretmenler, muhalif gazeteciler, aydınlar; Haziran İsyanı’na katılanlar, ODTÜ’de, Gülsuyu’nda direnenler, Kürt siyasetçiler, KESK, DİSK üyeleri, DK ve DHKP-C üyeliğiyle suçlananlar, avukatlar, devrimci gençler, yurtseverler, deresini, ormanını savunan halk... Kimi demokratik gösterilerde tutuklandı, çoğunun evi, dernekleri  ‘Şafak Operasyonları’yla basıldı. Evlerinden, çantalarından, derneklerinden çıkanlar medyada, savcı iddianamelerinden alıntılarla ‘ağır suç delilleri’ olarak sergilendi: kitap, Grup Yorum konseri bileti, ‘parasız eğitim hakkı’nı savunan afişler, limon, sirke, baret, poşu, kırmızı şal, deniz gözlüğü, sol dergiler, Deniz, Mahir, İbo, CHE fotoğrafları, ‘Boyun eğme’ yazılı pankartlar... Bu ‘suç kanıtları’ gizli tanık ve gizli ellerce mesaj yüklenmiş telefon, ‘montajlı CD’lerle pekiştirildi. On binlerce halk evlâdı evlerinden, çantalarından, derneklerinden çıkan bu ‘suç kanıtları’ nedeniyle zindanda. Hayat kantarının bir küfesinde bu var. Diğer küfesindeyse, Bakan çocukları ve onlarla ilişki trafiği içindeki bankacı, işadamı gibi kişiler ve evlerinden çıkanlar… Bak yeter!.. Manzara hayatın aynasıdır, sana neyin ne olduğunu gösterir.
 
Halk evlâtlarının buluşma noktaları, eylem mekanları ve o mekanlara ulaşım araçları ile AKP’li Bakan çocukları ve onlarla ‘iş’ ilişkisi içindekilerin buluşma mekânları ve o mekânlara ulaşım araçlarını kantarda tart; aradaki fark da hayatın aynasıdır. Evlâtlarımız devrimci şarkılar söyleyerek; antifaşist, antiemperyalist sloganlarla şehir hatları vapurlarını, halk otobüslerini doldurmuşlar, toplanacakları mekâna yönelmişler; devlet ulaşım araçlarını durdurunca, yürümeye koyulmuşlar. Ulaşmak istedikleri alanlar Taksim, Tandoğan ya da HES’leştirilmek istenen bir dere kenarı, bağrı oyulan bir dağ, hızarlanan bir orman, emekçisi direnişteki bir fabrika ya da zindan önü, adliye, duruşma salonu... Kantarın bir kefesinde bu var. Diğer kefesinde ‘Bakan çocukları’ ve ‘iş’ ilişkisi içindekilerin ulaşım araçları, buluşma mekânları: lüks yat, özel uçak, villa, banka, bakanlık koridorları, beş yıldızlı oteller... Halkın evlâtları yurdun derdi için kol kola tutuşurken, bunlar ‘rüşvet, soygun, yağma’ için buluşmuşlar. Aradaki farka bakıp, neyin ne olduğunu anlamak için ruhunu satmamış insana bir gram beyin yeter!
 
“Ya Beşar, men dakka dukka, eden bulur” diyordu! “Dakkayla gelen dukkayla gider” kendisi oldu! Panik halinde, sesi titriyor; abdest ile namazın sırası ağzına dolaştı; bumerangın geri dönüş rüzgârını alnında hissetti, topacı çeviren elin başka topaç sardığını gördü! ‘Ya Beşar’ dediği insana emperyalizm ve taşeronu dinci rejimler silahların en zalimleri, yalanların en sinsileriyle saldırdı, teslim alamadılar; milyarlar önerip “Dilediğin ülkede yaşa” dediler, satın alamadılar; Nobel ödüllü yalakalarla, kafa kesen canavarlarla tehdit ettiler; ölümü göze alıp ülkesini emperyalist yağmaya karşı savunma yolunu seçti. ‘Ya Beşar’ yerinde! ‘Men dakka dukka’lık diğerine kader! ‘Ya Tayyip’, bu da hayatın başka aynası!
Halk güçlerinin cepheleşmesi bu günlerin en temel görevidir. Çekilen acıların hesabını sorma bilinci bunu gerektirir. Hakan Gülseven önceki gün YURT’taki ‘Paralel Kokuşmuşluk’ başlıklı yazısında bu bilinci çok güzel tanımladı: “Çürümeyi, pespayeleşmeyi ancak büyük bir halk temizliği sona erdirir. Henüz AKP’nin eline geçmemiş olan tüm sendikalar ve işçi örgütleri, halka liderlik edecek bir emekçi alternatifi için derhal toplanmak zorundadır. Aksi takdirde, AKP - Cemaat maçını izlemekle yetinenler, bütün gollerin kendi kalelerine girdiğini görecektir”. Sol omurga çevresinde cepheleşip gövdeleşmesi, anti faşist, antiemperyalist, halktan, adaletten yana güçlerin acil görevidir. Son gelişmelerle ilgili olarak, halk güçlerinin tepkileri zaten bu yöndedir. ‘Hükümet istifa’ başlıklı açıklamasında, TKP halka “Sol seçeneği birlikte yaratmak için Haziran ruhunda birleşelim! Gericiliğe, Amerikancılığa, piyasacılığa geçit vermeyelim” çağrısı yaptı. Benzeri bir çağrıyı Halkevleri yaptı: “Yalana talana zorbalığa artık yeter! Hüküm halkındır. ABD ve sermayenin desteğiyle yıllardır ülkeye kan kusturan AKP de Cemaat de halka karşıdır! Halkevleri olarak ‚‘Eşitlik, özgürlük, adalet için tek yol halkın iktidarı!’ diyecek, hesap sormak için Haziran İsyanı’nda omuz omuza verdiğimiz bütün halk güçleriyle sokakta olacağız”. Sorunu kökünden çözmek için; halkın kendi cephesini oluşturmak, bugün halk güçlerinin en temel görevidir.
-------------------------------------------------
Goethe: “Büyük tehlike, yarı aptallar ile yarı akıllıların arasında yatar!”

Nihat BEHRAM | Tüm Yazıları
Hits: 1107