Kemal Okuyan yazdı: Kavgaya devam!

~ 08.12.2013, Kemal OKUYAN ~

Bugün bir bilek güreşi var ve iki tarafın da birbirine hasar verme potansiyeli… Yarın ise herkes seçimi konuşurken, cemaatin bir başka partiyi işaret etmesine hiç gerek yok: Açılıp saçılmış AKP koalisyonunu yaralamak için cemaatin kullanabileceği çeşit çeşit araç var.

Kavgaya devam!

Gülen cemaati ile AKP arasındaki kavganın kolay kolay bitmeyeceğini söylemiştik. Siyasetin mantığından kaynaklanan nedenleri var, konjonktürel nedenleri var; bu mücadele sürecek!

Siyasetin mantığı ne diyor? Çıkarları başka türlü davranmayı gerektirse bile, bu kadar sert darbeler vurulduktan sonra, bu işin toparlanması çok güç. Türkiye’de ise imkansız! Siyasetin mantığından bunları çıkarabiliriz.

Her şey bir yana, Erdoğan’dan söz ediyoruz. Öfkesini kontrol edemeyen bir siyasetçiden. Beri tarafta ise, manevra yeteneği yüksek ve örtülü operasyonlarda deneyim sahibi bir hareket var. Çok açık konuşmak gerekirse, karşılıklı hamlelere yanıt vermezlerse, veremezlerse Erdoğan da cemaat de kendi etki alanında büyük prestij yitirir.

Her iki tarafta kavganın öne çıkan isimlerini geriye çekmek ya da üzerlerini çizmek de neredeyse imkansız. Ağır toplar savaş alanına sürüldü, onları yok saymak ne Erdoğan’ın ne Gülen’in harcı.

Dediğim gibi, siyasetin mantığı, bu kavganın süreceğini gösteriyor.

Ancak daha önemlisi, AKP’nin durumu. Erdoğan AKP’yi yaşatmak için saldırıyor. Kendi tabanını konsolide etmeye çalışıyor ve partiyi daha steril bir temele taşımanın derdinde. Cemaat vesayetinden kurtulma istiyor. Bu anlaşılır bir durum.

Dener, son tahlilde başarısız olur.

Cemaat ise, başarısızlığa mahkum AKP’ye bir kez daha hayat öpücüğü kondurmanın ona zaman kaybettireceğini biliyor.

Evet, AKP’nin yerini alacak bir aktör yok bugün. Ancak bir tasarım söz konuyusuysa, cemaat türü yapılanmaların bunun başından içine girmesi, kendine en uygun şekli vermeye çalışması gerekir. AKP’ye yapışış kalmanın, her ne pahasına olursa olsun Erdoğan’ı desteklemenin anlamı, cemaat için AKP ile birlikte kaybetmektir.

Bunu göze alamazlar.

Üstelik bugüne kadar cemaate kapıları açan AKP’den daha kudretli güçler vardır ve onlar da bu “hizmet”in karşılığını istemektedir.

Cemaatin İstanbul’da Sarıgül’ü destekleyip desteklememesinden daha önemli meseleler var. Önümüzdeki üç aylık sürede, yani 30 Mart’ta halkın önüne sandık konuncaya kadar, cemaatle Erdoğan arasındaki kavga temel gündemlerden biri olmaya devam ederse, bu Erdoğan’a büyük zarar verir.

Bugün bir bilek güreşi var ve iki tarafın da birbirine hasar verme potansiyeli… Yarın ise herkes seçimi konuşurken, cemaatin bir başka partiyi işaret etmesine hiç gerek yok: Açılıp saçılmış AKP koalisyonunu yaralamak için cemaatin kullanabileceği çeşit çeşit araç var.

Bunlar illa ki devreye sokulacaktır. Ama can acıtmak için, ama yarayı derinleştirmek için, ama uyarmak için…

Seçim kapıdayken, AKP’nin cemaate karşı hamlelerindense, cemaatin karşı ataklarının sonuçları daha belirleyici olacaktır.

Burada solun yapması gereken, bu kavgayı Türkiye’nin temel gündemi olmaktan çıkarmak ve “AKP’yi geriletme” kaygısının bir fetişe, oradan da fetoşa sempatiye dönüşmesini engellemektir.

Ve bu kirden mutlaka uzak durulmalıdır!

Kemal OKUYAN | Tüm Yazıları
Hits: 722